Part treinta cuatro

83 9 24
                                        

Konuşmamız gerek, dedim.

Sessizce geçirdiğim iki günün ardından patlama sırasının bana geçtiğini düşünüyordum.

Bu patlamayı hak etmiştim.

'Öncelikle sen her konuşmamız gerekiyor dediğinde bu konuşacağımız anlamına gelmiyor, tamam mı Melissa' demesini falan bekliyordum.

Çok gergin görünüyordu ve her an saçma cümleler kurup beni yerle bir edecek gibiydi.

Yapmadı.

İmkanı olduğu halde yapmadı ve konuşma teklifimi kabul etti.

En azından yavaş yavaş benimle iletişim kuruyordu, mutluydum.

Az da olsa onun o iç gıdıklayıcı sesini duymak beni biraz olsun rahatlatıyordu.

"Teklifini kabul ettim çünk-"

"Bana neden yardım ediyorsun?"

Üzgünüm bölmek zorundaydım Brian.

"Bana neden yardım ediyorsun diye soruyorum.. Bak..inkar etmeye falan kalkışma her şeyin farkındayım. Ben sadece, aksini söylediğin halde hala ne diye yardım etmeye çalıştığını soruyorum."

Cümlemin bitmesini bekleyip iki kez yutkunduktan sonra bunun bir sebebi olmadığını söyledi.

Sadece ne kadar hızlı hatırlarsam o kadar çabuk gideceğime inanıyormuş.

Bunun bir yalan olması için dua ettim.
Tamam, onun ağzından çıkacak 'Seni sevdiğim için bir an önce anılarımızı hatırlamanı istedim' tarzı cümleler beklemiyordum, fakat bu biraz ağır olmuştu.

Ne demek gitmek?
Gitmeyeceğimin sözünü birkaç bölüm önce vermiştim.
Ve halen kararlıydım.

Allah aşkına, gidecek olsam bile Xie Ji kesin beni bulur, kurşuna falan dizerdi.

"Peki, teşekkür ederim."

Diyecek bir şey bırakmamıştı ki.

"Peki..... Hatırladın mı.. Bir şeyler..? Belki işine yarar diye.."

Ne zaman gerçekten delicesine merak ettiği ama sormaya çekindiği bir soruyu soracak olsa elini kafasına götürüyordu ve işte şimdi eli yine saçlarının arasında geziniyordu.

Hatırladım, dedim.

Ne gördüğümü sormak istediğini biliyordum ama kendinde o gücü bulamıyordu büyük ihtimalle.

Yardımcı olma sırası bendeydi.

"Seni gördüm. Kafedeki halini. Yerde yarı baygın haldeki sen.."

Bir anda gözlerim dolmuştu.

O görüntü tekrar tekrar aklıma geldikçe Brian'ın ne kadar çok acı çekmiş olabileceğini düşünüyordum.

Hayır hayır, bu bahsettiğim fiziksel acıydı.

Kimle nasıl kavga etmişti bilmiyordum ama durumunun iyi olmadığını hatırlıyordum.

Lost of Memory Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin