Part treinta cinco

78 8 48
                                        

|multimedya: yurtta toplanan Day6 Konseyi ve üyeleri🐾|

"YOK ARTIK DAHA NELER!? Lütfen biri bana şunu doğru düzgün anlatabilir mi?"

Gizlice dinlediğim kapının arkasından gelen ses tam da beklediğim kişidendi.

Cümlesi ise..kesinlikle ben yazmışım gibiydi.

Daha fazla kalmamın uygun olmadığını düşünerek kapıyı dinlemekten vazgeçtim.

Zaten ne derse desin ben teklifi çoktan kabul etmiş, çantamı hazırlamak üzereydim.

Her şeyi onun için yapıyor olmama rağmen hala bana karşı böyle..pislik gibi davranması üzüyordu.

Tamam ayrılmıştık, falan filan.

Ama sonuçta o da ben de insandık ve onun kalbi kırılabiliyorsa şayet benimki de kırılabiliyordu.

Seninle bir hafta boyunca diz dize koyun koyuna yaşamaya can atıyor değildim ancak benim de yerine getirmem gereken sorumluluklarım vardı.

Bilmem anlatabildim mi Kang Brian?











***

Melissa sen şu odaya geç, biraz küçük ama idare edersin artık.

Konuşan ve beni düşünen kişi elbette ki Wonpil'di.

Buraya gelmemden dolayı grubun pek de hoşnut kaldığını söyleyemeyeceğim fakat Pil en azından benim için birazcık olsun uğraşan taraf olmuştu.

Dowoon da öyleydi, ve belki biraz da Sungjin.

Jae'nin ve Brian'ın tahmin ettiğiniz üzere yüzüme baktıkları bile yoktu.

Önemli değildi, gerçekten değildi.
Bir haftalık bir olay yüzünden onlarla tartışacak veya o 'harika' ilişkilerimizi zedeleyecek şeyler yapacak değildim.

Pil'e teşekkür ettikten hemen sonra odama geçtim.
Küçüktü evet ama gayet temizdi.
Sanırım önceden kiler amaçlı falan kullanıyorlardı.
Koyacak pek fazla eşyaları da olmadığı için bugüne kadar temiz kalmıştı, belli ki.

Ve sanırım ben ilk defa bir erkek yurduna gelip kalıyordum.

Aman Allah'ım!
Ben ne yapmıştım böyle!?

Gerçekten de şu an nerede olduğumu bir kez daha fark etmiş ve kendime küfretmiştim.

Bu bir hafta asla geçmeyecekti.

***

Valizimsi çantamı yerleştirip odamı tanıma işini de bitirdikten sonra bana seslenildiğini duydum.

Dışarı çıktığımda beşi de bir arada oturmuş beni bekliyorlardı.

İlk konuşan Brian oldu.

"Bir hafta boyunca burada kalacağına göre belli kurallar belirleyelim diyoruz. Sonuçta burada bize ayak uydurmak zorunda olan kişi sensin. Yurdumuza da yabancısın."

Hadi ya, hatırlattığın iyi oldu Brian.

Keşke konuşmaya başlamak için oturmamı bekleseydiniz, demek istedim ama tabii ki de kendi çöplüğüm dışında bulunduğum için atış serbest değildi.

Mesela kurallar şöyle, diye devam etti Bay J.

Ardından elleriyle tekrar Brian'ı gösterdi.

Allah aşkına, bu grubun lideri yok muydu?
Oysaki ben Sungjin'in lider olduğunu sanmıştım..

Neden benimle ilgili her konuda söz alan kişi Brian olmak zorundaydı?

"Öncelikle, bizim için bu bir hafta fazlasıyla gergin ve ciddi geçeceğinden dolayı buna psikolojini şimdiden hazırlasan iyi edersin. Ayrıca, çevremizde sen varken doğru düzgün bu işi yapabileceğimizden emin değiliz. Çünkü daha önce hiç başka biri yurttayken bu işi yapmadık. Neyse. Tek bir kuralımız var ve çok basit. Sabahtan akşama kadar yurt bizim sonrasında da senin. Bu kadar."

Zeka seviyem sizinkinin altında olduğu için özür dilerim Brian Bey ancak.. o da ne demek?

Derken, diye sordum ürkekçe.

"Yani, şöyle ki.. Sabahtan akşama dek biz çalışıp kafa patlatacağız sonra biz işlerimizi bitirip ayak altından çekildikten sonra da sen görevin neyse onu yerine getireceksin."

Açıklama yapan kişi Bay J'di.
Teşekkürler.

Bu 'güzel' konuşmanın ardından merak ettiğim bir diğer husus neden sadece ikisinin konuştuğu olmuştu.

Sanki diğerleri konuşmak istiyor ancak bu iki maganda yüzünden baskı altında kalıyorlardı.
Ya da ben fazla hayalperesttim.

"Bir sıkıntı var mı?"
Jae, konuşmaya devam ediyordu.

Yoktu.
Olsaydı bile..söylemeye hakkım var mıydı ki?

Yok, dedim.

Ve konsey, aynen toplandığı gibi dağıldı.

Anlaşılan oydu ki, burdaki günlerim 48 saat falan sürecekti.

Hadi o zaman, let the game begin!

Oyun başlasın!

Lost of Memory Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin