|keşke fark edebilsen|
|o ışık saçan gözlerinle|
|bana bakıp gülümsemesen|
by Brianakayoungk
Geçen hafta atlattığım panik atak sonrası Yong Gun amcanın tavsiyesiyle bir psikologdan randevu almış, ona da olan biteni anlatmıştım.
Şimdiyse seansım bitmiş eve gidiyordum.
Bir haftadır Young K'i görmemiştim, bundan dolayı o kadar mutluluk ve huzurla doluydum ki hala daha fırtına öncesi sessizlik olduğunun farkında değildim sanırım.
Eve vardığımda aklıma hala daha neden beni arayıp sormadığı gelmişti. Bir hafta geçmişti ama o iyi misin diye bir kez bile sormamıştı, üstelik benimle birlikte zorlukları yaşamış olan insan oyken..
Televizyonu açıp kendime bir de soda açtıktan sonra tazelenmiş hissediyordum.
Ancak bilirsiniz, her tazelenme arkasında sürprizler barındırır.
Kapım çalınmıştı, önce evde yokum ayağına yatmak istediysem de açık bıraktığım ışıklar sayesinde planım suya düşmüştü.
Kapıyı açmadan evvel bakma gibi bir alışkanlığım olmadığından bir kez daha kendi salaklığımın kurbanı olmuştum.
"Havaalanındaki gibi bakıyorsun Mel. Bu kadar şaşırmana gerek yok. Sadece Dowoon ve ben varız, merak etme uzaylı değiliz!"
Bu açıklamayı yapan kadife ses beni aynı anda hem sinir edip hem rahatlatmayı başarmıştı.
"Evimi.. Nerden buldunuz?" altımdaki şortu çekiştirirken aklıma daha mantıklı bir soru gelmemişti.
Ki bu gayet mantıklıydı.
"Şirketten öğrendik, sana bir haberimiz var bunu bizzat biz vermek istedik. Çünkü...."
Onları içeri almadan evvel konuşmayacaklarını bana beden diliyle aktardıktan sonra onları içeri buyur ettim.
En başta o şirkete katılmakla büyük bir hata yapmıştım.
"Çünkü.... İçecek bir şeyler yok mu Mel?"
Sanırım şansını fazla zorluyordu.
Kendi sodamı eline tutuşturduğumda Dowoon bile hani benimki diyemeyecek hale gelmişti.
"Artık sadede gelseniz..?" sabrım pimi çekilmiş bir bomba gibi her an patlamayı bekliyordu.
"Çünkü artık birlikte çalışacağız."
Onun bir çırpıda söylediği şeyleri benim beynim hala daha algılayamamıştı, benimle kafa bulmak için yapıyorlarsa hiç de doğru zaman değildi.
"Mel! Bir şeyler söylesene. Sırf bu haberi verebilmek için onca yolu tepip geldik, cidden.. hiç sevinme belirtisi falan gösteremez misin?"
Eğer bu haberi iki hafta kadar önce verseydiniz Young K ile oluşacak olan yakınlığım dolayısıyla sizi sevinme belirtilerine boğabilirdim ancak bu kus-öp olayından sonra çok da mantıklı bir fikir gibi gelmiyordu.
Demek istemiştim ama sadece tebessüm etmekle yetinmek zorunda kaldım.
***
Düşün Melissa düşün!
Bu bataklıktan nasıl çıkarsın, iyice düşün!
Çocuklar gideli bir saati geçmişti, ben hala bir o yana bir bu yana gitmekle meşguldüm.
İşime ve de her ne kadar beni zor durumda bırakmayı sevse de şirketime veda etmek istemiyordum.
İstesem de yapabilecek özgürlükte değildim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Lost of Memory
FanfictionKusursuzca tasarlanmış düzeni asla bozamazsınız ve eğer kader diye bir şey varsa o işte tam burda! Bu noktadan itibaren sizi kaderin zalım ağlarıyla yalnız bırakacağım. Melissa da dahil kimse ne olup biteceğini bilmeyecek ya da Brian bilse de engel...
