Güven duygusu en yüce histir. Bunu karşındakine verebilmek kolay görünse de bir o kadar zordur. Güvenmiyordum. Birazdan nikah masasına oturacağım adamın iyi bir eş ve hatta ilerde iyi bir baba olacağına dair inancım yoktu.
Aynada beyazlar içindeki halime uzun uzun baktım. Görünüşte hazır olsamda istemediğim bir evliliğe asla hazır değilim. Olaylar o kadar hızlı gelişti ki abimin başını yere eğmemek için geldiğim son nokta yeşil gözlerimin dolmasına sebep oldu. Ya birazdan hayır deyip abimi ve diğerlerini geride bırakacağım. Yada evet deyip hayallerimi, hayatımı hiçe sayacağım. Her zaman bir umut vardı içimde. Ama şu an girdiğim çıkmazdan çıkabilecek bir umut kırıntısı bulamıyordum.
Kapının tıklama sesini duyup ihtişamlı gelinliğimin eteklerini tutarak kapıya doğru döndüm.
"Gir."
Abim elinde kırmızı bir kuşakla içeri girdi. Onunda gözleri benimkiler gibi dolmuştu. Başımı dik tutmaya çalışarak abimin gözlerine diktiğim gözlerimi başka yöne çevirdim. Ne kadar süre geçti bilinmez Mihrimah elinde ki fotoğraf makinası ile içeri girdi.
"E hadi ne dikiliyorsunuz bağla şu elindekini nikah memuru gelmek üzere."
Abim önce ona dönüp ima dolu bir bakış attı. Sonra bana doğru yaklaşıp elindekini belime bağlayarak zaman kaybetmeden sarıldı. Gözümden düşmek üzere olan yaşları geri yollamak hayli zor oldu. Ağlamayacaktım. Ağlarsam abim beni alıp buradan gider ve ömür boyu beni bu yükün altında bırakırdı.
"Meleğim. Mecbur değilsin son kez soruyorum. Deli bir adamla evlenmek istiyor musun?"
Mihrimah elindeki makinayı bize doğru uzatmış sanırım fotoğraf çekiyordu. Abisine yapılan yakıştırma ile öksürüp makinayla uğraşmaya devam etti.
Kısık çıkan sesimle abimin kollarından sıyrılıp gözlerine baktım.
" Evet abi istiyorum. "
Mihrimah makinayı indirip gülümsedi.
"Pişman olmayacaksın üstelik benim abim senin ki kadar sıkıcı değil."
Abim takım elbise içinde adeta mankenlere taş çıkartacak kadar yakışıklı ve iyi görünüyordu. Mihrimah'a göz devirip koluma girerek beni odadan çıkardı. Düğün şehir dışında ve Fatihlere ait olduğunu düşündüğüm çiftlik evindeydi. Beyaz tüllerle süslenmiş tahta merdivenlerin başında bizi bekleyen Fatih'i takım elbise ile ilk defa görmüş oldum. Damatlığı'nın siyah oluşu onu olduğundan daha mı yakışıklı göstermişti. Hafif kirli sakallarını traş etmemişti. Saçları her zaman ki gibi asi değil, bir damada yakışır şekilde taralıydı. Bizi görünce yüzünden küçük bir tebessüm geçip gitti. Keskin bakışları üzerimde dolanırken gözlerimde durdu. Abim yavaş yavaş ona yaklaşmamızı sağlayıp durdu. Kolumdan çıkmadan kulağına doğru eğilip tehtid içeren ses tonu ile konuştu. Oldukça sessiz söylediği şeyleri duyabilmiştim.
"Eğer kardeşimi üzer onun gözlerinden bir damla yaş akmasına sebep olursan onu sana verdiğim gibi geri almasını bilirim."
Fatih bir an gerilsede geri çekilen abime bakıp belli belirsiz başını salladı. Abim beni belimden tutarak ona doğru yönlendirdi. Bir adım geri çekilirken sırtımı sıvazlamayı unutmadı. Küçükken ne zaman korksam bu hareketi yapardı.
Müstakbel kocam kol kola girmek yerine uzun parmaklarını ince parmaklarıma geçirerek elimi tutmayı tercih etti. Başını bana çevirip göz kırptı.
"Gelinlikle hayal bile edemeyeceğim kadar güzel olmuşsun."
Merdivenlerden inerken söylediği şey gülümsememi sağlamıştı. Çıkış kapısına geldiğimizde kalbim anlam veremediğim şekilde heyecanla atıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DELİ KOMUTAN
RandomDeli Komutan ve asi kızımız Elif'in dolu dizgin hikayesini okumaya hazır mısınız? Bence hazırsınız. *** +18 içerikler mevcuttur istemeyenler atlayarak okuyabilecekler. Wattpad'deki "Deli Komutan" isimli ilk hikayedir.
