12. Bölüm

55.9K 1.5K 130
                                        


Rehber indiğimiz yer altı şehrinde bir taşın üzerine çıkmış bu taşın şarap yapmak için kullanılan bir eşya olduğunu anlatırken herkes gibi bende dikkatle dinliyordum. Savaş insana neler yaptırıyordu. Yüzyıllar önce insanlar sırf ölüm korkusundan resmen yer altına şehirler inşa etmişlerdi. Şimdi düşünüyorum da asırlar da geçse insanlık tarihi hep savaşlar görecekti galiba. Fatih'e döndüğümde rehberi dinler gibi bir havası yoktu. Gözlerini bana dikmiş düşünceli biçimde yüzüme bakıyordu. Ona dönüp ne yapıyorsun der gibi baksamda istifini bozmadı.

"Sen bir gelsene."

Herkes tarihten kesitler anlatan adamı dikkatle dinlerken o beni biraz ileride ki kolonun arkasına yaslayıp loş ışığın müsade ettiğince gördüğüm gözleri ile gözlerime resmen işkence ediyordu. İnsanlara rezil olmamak adına sessizce konuştum. Zira insanlara rezil olmak kesinlikle istemiyordum.

"Ne yapıyorsun?"

Kaşlarını kaldırıp yaklaştı yaklaştı ve dudaklarımın üzerine kısa bir öpücük bırakıp geri çekildi.

"Karımla yalnız kalmaya çalışıyorum, bu ne ya bir yığın insan bi adamın peşinde koyun gibi dolanıp duruyoruz."

Sitemle söylediklerine pekala güzel cevaplar verebilirdim. Ama az önce dudaklarımın üzerinde hissettiğim dudaklar ve şu an sahiplerinin bana olan yakınlığı nefesimi de sesimi de kesmeye yetmişti. Başımı sallamakla yetindim.

"Buradan sonra başbaşa gezelim, elin adamının ağzına bakacağına bana bak."

Yuh! Sabahtan beri karın ağrısı bumuydu gerçekten? Rehberi dinlememe bozulmuştu. Kıskanç yapısı beni benden almasa da birazcık egomu okşamıştı sanırım.

"Tamam bırak şimdi biri görecek."

Burnunu boynuma doğru sürtüp geri çekildi.

"Umrumda mı?"

Ellerimi göğsüne koyup itmeye çakışsamda adam askerdi. Tabiki gücüm yetmedi.

"Sen gerçekten delisin, bak sustu adam gelecekler şimdi bırak."

Dudağımın kenarına yine kalbimi yerinden oynatacak bir öpücük bırakırken kollarını gevşeltti.

"Eskiden sadece deliydim. Şimdi sana deliyim."

Ve kollarının arasından çıkarken söylediği şeylerle ayakta durabildiğime şükür ettim. Dengemi günden güne alt üst ediyor gardımı düşürmeme sebep oluyordu.

Çıkışa doğru ilerlerken eksenine girmemek için gelirken takip ettiğimiz kırmızı okların karşısında duran yeşil okları takip ederek ilerliyordum. Hoş zaten yan yana gidebileceğimiz kadar alan da yoktu. Fatih başını eğerek yürüdüğü için zar zor sığdığı yolda sessizce arkamdan geliyordu. Sonunda çıkış kapısına ulaştığımız zaman taş merdivenlerin üzerinden dikkatlice yukarı çıktım. Fatih'te arkamdan çıkınca nereye gideceğimizi bilmediğim için mecburen yanıma gelmesini bekledim. Söylenerek yanıma gelip elimi tuttu.

"Bu adamlar bir elli falanmıymış nasıl yaşamışlar burada hayret doğrusu."

Elimi tutması yine heyecanlanmama sebep olduğu için çaktırmamak için huysuzca söylenen adama bakıp kaşlarımı çattım.

"İnsanlar yerin yedi kat altına şehir inşa etmişler sence o dönemde bunu dert etmemeleri doğal değil mi? "

Çapkınca gülümseyip kalbimde yine bir heyelena sebep olmuştu.

"Hayır onu da geçtim kapı falan yok odalarda nasıl çoğaldı bu adamlar merak ettim."

İma ettiği şeyle gözlerimi devirip konuyu değiştirmeye çalıştım.

DELİ KOMUTANBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin