Doğumhane kapısında kendinden geçen Fatih'i omzuna elini koydu Sinan.
"Abi tamam kendine gel. Her çocuk 9 ay sonra doğmuyor. Sağ salim çıkacaklar birazdan şu kapıdan. Elif Yenge seni bu halde görürse yersin paparayı bak demedi deme sonra."
Fatih yutkundu. Onlara bir şey olursa değil yaşamak tek bir nefes dahi alamazdı.
Sinan karşısında Mihrimah ile oturup ağladı ağlayacak gibi duran Zeynep'e başını olumsuz anlamda salladı. Bu çırpınışlarım boşuna demekti. Kendini Fatih'in yerine koydu. Zeynep ve bebeği içeride yaşam mücadelesi veriyor olsa değil böyle çaresiz oturmak krizden krize girerdi. Erkek adam ağlamaz diye bir şey yoktu. Ağlardı.
İki kanatlı sensörlü kapı açıldı. Fatih hemen ayağa kalkıp kapıya koştu. Elif tekerlekli sandalye de kucağında mavi kundaktan siyah saçları görünen bebekle yorgun bir gülümseme eşliğinde çıktı. Fatih hemen karısının önünde diz çöküp göz yaşlarını serbest bıraktı. Başını tavana doğru kaldırıp "Allah'ım şükürler olsun. Bin şükür." dedi ve hemen başını oğlu ve karısına yaklaştırıp gelişi güzel ellerini öptü.
Ayağa kalkıp karısının sandalyesini hemşirenin yönlendirmesi ile sürdü. Odaya yerleşen karısı ve bebeği ile hala olanlara inanamıyordu Fatih.
Elif'ine defalarca iyi misin? diye sordu. O da defalarca iyi olduğunu söyledi.
İçeride ki insanlara aldırmadan karısını öptü kokladı. Kucağında küçük ağzı ile annesini emen oğlunun çıkardığı sesler ile güldü.
"Aslan parçası seninle anlaşma yapmıştık. Umarım caymamışsındır."
Elif'e göz kırptı. Mihrimah ve Zeynep gözlerinden kalp çıkarak bebeğe garip hareketler yapıp duruyorlardı.
Bebek doyduğunu belli edercesine emmeyi bırakıp mızıldandı. Kendine çeki düzen veren Elif doğum yorgunluğu ile arkasına yaslanarak derince iç çekti.
Kapıdan giren Ali ve Sinan kızların yanına gelip bebeğe hayretle baktılar. Sinan Zeynebin kulağına eğilip fısıldadı.
" İstersen bir seneye kalmaz bizim de böyle bir şeyimiz olabilir güzelim."
Zeynep kızarmaya başlayan yüzünü iyice ona döndü. Kaşlarını çatmaya çalışarak susmasını istiyordu. Sinan pek aldırış etmeden elini Zeynebin bel boşluğuna koyup burnunu yavaşça yanağına sürttü. Bu hareketi ne zaman yapsa genç kız her şeyi olduğu gibi kabul edecek kıvama geliyordu. Yine aynısı oldu. Kaşları normale döndü. Derin bir nefes alıp sessizce verdi.
"Sivriii."
Fatih için Zeynep kardeşiydi artık. Ve en yakın arkadaşlarından biri de olsa Sinan'a kıl olması kaçınılmazdı.
"Ne var Fatih. Sevgilime dokunmam da mı yasak? "
Ciddiyetini koruyarak kaşlarını kaldırdı Fatih. Kendinden biliyordu erkek milleti dokundu mu daha çok dokunmak isterdi. Ee kişi kendinden bilir işi demişlerdi.
"Yasak kardeşim. Geldin istedin de vermedik mi?"
Sinan artık Zeynep ne derse desin milleti toplayıp dayanacaktı kapıya ve alacaktı sevdiğini.
"Tamam lan hastaneden çıkın geliyorum istemeye, yalnız bak vermezseniz kaçırırım haberin olsun."
Zeynep şok olmuştu. Daha çok erken değil mi? Demek istedi. Diyemedi. Sinan içini delip geçecek gibi bir tebessümle bakıyordu.
Elif Fatih'e başını salladı.
"Sen yok musun sen?"
"Varım karıcığım. Sen varsan ben de varım."
Güldü karısı o gün süslü odada ziyaretçileri ile hemen geçmişti. Oğluna bir şey olacak diye oda çok korkmuş ama sağ salim kucağına koydukları an bütün korkusu tuzla buz olmuştu. Kokusunu içine çektiği küçük adamı tekrar tekrar emzirdi. Maşallah babası gibi pek iştahlı bir bebekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DELİ KOMUTAN
LosoweDeli Komutan ve asi kızımız Elif'in dolu dizgin hikayesini okumaya hazır mısınız? Bence hazırsınız. *** +18 içerikler mevcuttur istemeyenler atlayarak okuyabilecekler. Wattpad'deki "Deli Komutan" isimli ilk hikayedir.
