Deli Komutan ve asi kızımız Elif'in dolu dizgin hikayesini okumaya hazır mısınız?
Bence hazırsınız.
***
+18 içerikler mevcuttur istemeyenler atlayarak okuyabilecekler.
Wattpad'deki "Deli Komutan" isimli ilk hikayedir.
Dersten çıkıp Elif'in beklediği cafetaryaya gelmiştim. Elif masaya kafasını koymuş uyuyordu. Millet'in ortasında uyuduğu yetmezmiş gibi bir de sayıklıyordu. Bir kaç kez seslenmeme rağmen uyanmayınca omzunu sertçe dürttüm ve tekrar seslendim.
"Elifff."
Birden bağırarak kalkıp sıçramasıyla neredeyse küçük dilimi yutuyordum. Abimle yata kalka sonunda karısı da delirmişti oh ne güzel.
"Fatih!"
Kolunu sıvazlayıp ağlamaya başlayan Elif'e şaşkınlıkla baktım.
"Kızım özlemden kafayı mı yedin ne Fatih'i otur şuraya millet bize bakıyor."
Kalktığı sandalyeye oturtup yanımıza gelen arkadaşlarımdan birine su almasını rica ettim. Suyu getirince biraz içirip kalanınla yüzünü yıkadım. Kendine gelip gelmediğini anlayamasamda ağlamayı kesmişti.
" İyi misin kabus mu gördün? "
Sorduğum soruya cevap vermeden hemen telefonunu alıp acele ederek birşeylere baktı. Sonra derin bir nefes çekip bıraktı.
"İyiyim, uykumu alamadığım için uyuyakalmışım."
Rahatlamış ifadesine bakınca fazla irdelemeyip soru sormamaya karar verdim. Kabus görmüştü. Sanırım abimle ilgiliydi. Özlediği için ve merakından bilinç altına saçma sapan şeyler sokuyordu.
Daha fazla meraklı bakışlara tahammül edemeyip eve geldik. Yiyecek birşeyler hazırlayıp yedik. İki saattir doğru düzgün konuşmadan sadece birbirimize manalı bakışlar atıyorduk. Sonunda dayanamayan ben oldum. Her zaman ki gibi.
"Elif anlatacak mısın artık ne gördün rüyanda?"
Başını önüne eğip koltuğa oturdu.
"Abin"
Devam etmesi için teşvik ettim.
"Evet abim"
Elini alnına dayayıp sıkıntıyla ofladı.
"Şehit oluyordu. Çok gerçekçiydi. Sosyal medyadan öğrendim. Çok korktum Mihrimah nefesim kesildi sandım. Ben anne babamı kaybettiğimde daha küçüktüm. Bu kadar sarsılmamıştım."
Dün bu konu hakkında konuşmuştuk. O konuşmadan etkilenmiş olmalıydı. Anlayışla gülümsedim.
"Abim iyi merak etme. "
Dolan gözleriyle inanmak istercesine yüzüme baktı. Sonra burukça gülümsedi.
"En uzun süren gidişi ne kadardı?"
Bunu söylemek onu daha çok üzecekti ama yalan söylemezdim.
"Altı ay."
Yerinden kalkıp ne yapacağını bilmez şekilde sallandı.
"Bu çok fazla."
Teselli etmek için birşeyler aradım.
"Bak her zaman aynı olmaz iki gün sürdüğü de oluyor aylar sürdüğü de ama bu gün yarın mutlaka haber gelir."
Onu kendi haline bırakmam şu an ona yapacağım en büyük iyilik gibi görünüyordu. Yanımdaki çantamı alıp telefonumu çıkardım. Ali'den gelen fotoğrafa hızla açıp baktım.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.