32. Bölüm

34.6K 1K 101
                                        

Ali'den

Köye geleli çok olmamasına rağmen iç sesim sürekli bir ismi tekrarlıyordu. Mihrimah... Aklıma geldikçe kokusunu arar olmuştum. Aklımdan çıktığı da pek söylenemezdi ya neyse. Bir haftadır fotoğraflardan yüzünün her ayrıntısını incelemekten kendimi alamamış bütün fotoğraflarını ezberlemiştim. Onun aramalarını cevaplamayıp kendimde bir kez olsun arayamamıştım. Telefonu elime alıp son yazdığı mesajı tekrar okudum.

Gönderen;
Mihri'm
Bir açıklamayı çok gördüğün için ben de artık aramak yerine mesaj atıyorum. Sen benden değil kendinden kaçtın. Sen ve ben yerine biz olabilirdik. Beni göğsünde uyuttun sen. Kokuna alıştırdın. Sonra bunlar hiç olmamış gibi olamayız deyip çektin gittin. Korkaksın. Bir kadını sevmekten bile korkan aciz bir adamsın. Bu yaptığını ömrümce unutmayacağım Ali."

Hak vermiştim yazdıklarına ama iş ciddiye binip kıza kendimi iyice kaptırınca olayın seyri değişmişti işte. Ona babama verdiğim sözü ve sözümü tutmadan orada kalamayacağımı anlatmıştım. Mihrimah'tan aldığım tepki ile şaşkınlıktan bir şey de diyememiştim. Bir dakika bile düşünmeden 'okulu dondurur bende gelirim. Sözünü tutunca da berber döneriz.' demişti. Bunu ona yapamazdım. Hayatından, okulundan bir yıl belkide daha uzun süre çalamazdım. Üstelik evlenmeden ailesine bunu açıklamasını yapmasını da bekleyemezdim. O yüzden ertesi sabah bavulumu alıp onu sevdiğimi fakat koşullar gereği beraber olamayacağımızı içeren bir not yazıp baş ucuna bırakarak köye gelmiştim. Bir kaç kez aramıştı. Ama açmamıştım. Daha doğrusu açamamıştım. Eğer sesini duyarsam dayanamazdım. Belki de o haklıydı. Ben korkağın tekiydim ve Mihrimah'ı hak etmiyordum.

Gelirken yanımda getirdiğim tarım ilaçlarını çıkarıp alfabe sırasına göre eski ahşap dolaba sıraladım. Bu işlerde olmasa hepten kafayı sıyıracaktım. Tuttuğum ilacın bel kısmının ince olması bile narin beline doladığım parmaklarımın karıncalanmasına sebep oluyordu. Etrafımdaki her şey sanki ondan bana birer parçaymış gibi gelmeye başlamıştı artık. Bu böyle olmayacak diyerek telefonu alıp düşünmeden aradım. Telefon bir kaç kez çalıp kapanınca istemsizce sinirlendim. Sanki sinirlenmeye hakkım varmış gibi sinirlendiğim için de kendime kızdım. Derin bir nefes alıp mesaj kısmına girip ismini tuşladım.

Gönderilen;
Mihri'm
Sesini duyamazsam ölecek gibiyim. Aç lütfen!

Evet bir haftalık takdire şayan dirayetimin son kırıntıları da az önce ki dandik şişe yüzünden uçup gitmişti. Fazla gecikmeden gelen cevabı okudum.

Gönderen;
Mihri'm
Öl o zaman.

Elif tatilden döner dönmez aramış ve aramızda ne geçtiğini sorup bir dizede laf etmişti. Mihri'min patlamaya hazır bir bomba gibi etrafta gezindiğini her ne yaptıysam düzeltmem gerektiğini de sıkı sıkı tembih edip kapatmıştı. Yazdığı cevapla bunu tesçillemiş olduğuna göre bir şeyler yapmam lazımdı. Bu güne kadar bu işlere bulaşmamakla ve gönül evime hiç bir kadını almamakla meğer ne büyük akıllılık etmişim. Derdim tasam her zaman kardeşim olmuştu. Şimdi bir de başıma bu koca gözlü kız çıkmıştı. Bir hafta gibi bir sürede beni kendine, kokusuna, bakışına bile müptezel etmişti. Kitaplardan okuduğum gibiyse eğer aşk, aşıktım.

Düpedüz aşıktım. Evet ulan köpek gibi aşıktım ben bu kıza Elif haklıydı. Gönlünü almam yaptığım hatayı telafi etmem lazımdı ama nasıl?

Elimde ki telefonu evirip çevirirken kendi başıma bir yol bulamayacağımı anlamam çokta uzun sürmemişti. Saate bakıp geç olmadığına kanaat getirerek Elif'i aradım. İlk seferde açmayınca bir daha aradım. İkinci sefer bir kaç kez çaldıktan sonra Fatih'in nefes nefese sesi ile açıldı telefon.

DELİ KOMUTANBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin