39. Bölüm

24.9K 998 60
                                        

Mihrimah'tan

"Kapatmam lazım geldiler." dedikten sonra ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim. Zor günler geçirmiştim. Geçirmiştik. Abimi yatıştırmam zaman almıştı. Üstelik Elif'i de öylesine kırmıştı ki faturanın kesileceği kişi ben oluvermiştim. Kendi adıma Elif'e özür borçluyum evet. Abimle aralarının açılmasına sebep olduğum için pişman olsam da Ali ile adını koyamadığım birlikteliğin bedelini ödemesi gereken kişi o değil bendim.

Elif'i köye bıraktıktan sonra abimin yüzü bir kez bile gülmemişti. Günden güne sakinleşmesi gerekirken iyice agrasifleşmiş, gidip geldiği görevlerde bile sıkıntısını atamamamıştı. Sonun da Elif'ten gelen mesaj ile iyice çılgına dönerken 'karımı almaya gidiyorum. Gerekirse yanından hiç ayrılmadan onu ben korurum.' diye ilk kez beni gerçekten muhatap alarak konuşup gitmişti.

Elif'e söyleyemediğim ama abimin Cenk abi ile olan telefon konuşmasından duyduğum kadarıyla abimin önceki görevlerinden birinde yakalayıp hapse tıktığı tehlikeli biri hapisten kaçmış ve kaçarken de ne yazdığını bilmediğim bir not bırakmıştı. İşte abim bu not yüzünden Elif'i götürüp köyde bırakmış ve bu kadar dirayetli davranabilmişti. Abim söylemediği için ben de Elif'e bir şey anlatmamıştım. Elif farketmese de köyün giriş çıkışlarında Elif'i korumakla görevli kişiler giren çıkan kişileri kontrol ediyorlardı. Bu olay yüzünden iyice kötü duruma düşmeleri ise oldukça üzücüydü.

Şimdi ise kapının arkasından gelen seslere bakılırsa barışmasalarda araları biraz olsun düzelmişe benziyordu.

"Burada bekleyeceksin Fatih. Ben gidip eşyalarımı alacağım sonra evine gidip rahat rahat oturabilirsin."

Kapıyı açar açmaz Elif'in hızla söyledikleri dudaklarımı sıkıca birbirine bastırmama neden oldu. Elif bana kırık bir tebessüm edip sarıldı. Ellerim hemen sırtını bulurken sıkıca sarılıp kulağına "evine hoş geldin yenge hanım." diye burukça fısıldadım. "Hoşbulduğum söylenemez. Ağlak ağlak konuşmayı kes." diyerek geri çekildi.

Bana kızgın değildi. Bunu anlamak zor olmadı. Abim için aynı şey geçerli değildi sanırım. Abim sarılmamızı pür dikkat izleyip gözlerini kıstı. Ağzının içinde bir şeyler mırıldanarak sinirle içeri geçip geniş koltuğa oturdu. Ters bakışları adeta tokat olup yüzüme çarpsa da bozuntuya vermedim. Elif göz kırpıp yukarı çıkmaya başladı. Anladığım kadarı ile eşyalarını topluyordu. Aklıma gelen düşünce ile gözlerim büyüdü. Kapının arkasından aldığım anahtarla ayağıma terlikleri geçirip yukarı doğru koştum. Kapının kilidini açarken kolundan tutup nefes nefese "Nereye gideceksin?" diye sordum.

"Buradan taşınıyorum." dedi net bir sesle ve benim sesim iyice içime kaçtı.

"Ne Nereye?"

Elinle saçlarını savurup düşünür gibi yaptı.

"Sana."

Gergin ifadem kayboldu. Yerini sinsi bakışlarım aldı.

"Süründürme show."

Başını sallayıp açtığı kapıdan içeri girdi. Ben de arkasından gidip ne yaptığını izledim. Dolaptan aldığı valize özenle koyduğu kıyafetlere bakarken "hepsini mi alacaksın." dedim.

Başını salladı.

"Evet hepsini. Beni köye bırakırken geri döneceğimden emindi. Ama şimdi emin olsun istemiyorum."

Köy. Sevdiğim adamın olduğu yer. Ne garip ki ben orada kalmak için can atarken Elif'le rolleri değişip ikimizde üzülmüştük.

Üç büyük bavul dolunca ayakkabıları kutuları ile büyük bir poşete dolduran Elif'i hayretle izledim.

Geri döneceğini bilse de sırf abimin burnu sürtsün diye azimle uğraşıyordu.

"Bunları geri koyarken de bu kadar azimli olacak mısın merak ediyorum?" dedim alayla.

"Bakalım. Zaman ne gösterecek henüz bilmiyoruz." dedi. Yine de ben biliyordum. Dönerdi. Çünkü abimin ona onun da abime olan sevgisini görmüştüm. Belki bu da onların atlatmaları gereken ketum bir sınavdı.

&

Aşağı iki üç kez çıkıp inmiştik. Bavulları ve poşetleri salonun köşesine sıralayıp nihayet oturduk. Abim bakışlarını karısına kilitlemiş o bakışları ile bir çok şey anlatıyordu.

"E ne duruyorsun?"

Elif abime onun gibi bakarken konuşmuştu.

"Sen ciddisin." dedi abim. Daha çok kendi kendine konuşuyor gibiydi.

"Hadi Fatih yoldan geldim dinleneceğim. Evine git."

Abim ayağa kalkıp karısının yanına oturunca fazlalık olduğumu anlayarak öksürüp ayağa kalktım. Hızla odama gidip kendimi odaya kapattım.

Elif'ten

Fatih yumuşacık bir sesle "Benim evim senin yanın." dedi.

İfademi sert tutmaya devam ettim.

"Öyle olsa bu kadar gün evinden uzakta kalamazdın. Bana zaman ver."

İki eli de ellerimi buldu.

"Bunu bize ben yaptım." ellerimi çekip iki yanıma sabitledim.

Hışımla ayağa kalkıp "Allah belamı versin. Sensiz uyuyamıyorum bile ben deli değil malım. Sensiz günüm geçmedi. Ama ben inat ettim. Köpek gibi seviyorum diye rakı sofrasında anıracağıma sana gelseydim böyle yapmazdın biliyorum. Ama bilmediğin şeyler var. "

O hali gözümün önüne gelince gülme istediği tüm yüz kaslarımı zorladı. Şu an onu gerçekten inandırmıştım. Ben de onsuz olamazdım. Biliyordum. Ama böyle bir şeyin tekrarı olursa o zaman gururumu çiğneyemezdim. Olmaması için biraz korkması gerekiyordu. Erkekler böyleydi. Sevginden, gitmeyeceğinden yada mecbur olduğundan emin olduktan sonra davranışları kendi istedikleri gibi şekilleniyor. Kadının ne hissettiğinin önemi kalmıyordu.

"Daha fazla konuşup birbirimizi yıpratmayalım. Git lütfen."

Başını hızla sallayıp ayağa kalktı. Sonra bir söyleyecekmiş gibi ağzını açıp kapattı. Ne söyleyecekse vazgeçip  usulca kapıya gidip açtı. Son kez arkasına bakıp burukça gülümsedi ve çıkıp ardından kapıyı kapattı.

Derin bir nefes alıp nefesimi tuttum. Kaç saniye tutabilirim diye içimden sayarak geri bıraktım. Pek fazla tutamamıştım. Aheste hareketlerle kalkıp bavullarımı eski odama taşıdım. İçlerini dolaba yerleştirmem uzun zaman alsa da kafamı dağıtmaya yetmemişti. Aldığım kıyafetlerle banyoya girip ılık bir duş aldım. Uzun süren duşun ardından havlum ile kurulanıp kıyafetlerimi giydim. Salona geçtiğimde düşünceli bir Mihrimah görünce gidip yanına oturdum.

"Ne oldu karadeniz de gemilerin mi battı?"diyerek tebessüm ettim.

Yüzünü buruşturup gerçekten mi? Der gibi baktı.

"Ali ile kaldığın nasıl belli. Espri yeteneğin resmen dibi bulmuş." dedi.

Omuz silkip güldüm.

"Desene senin yeteneklerin de tehlikede."

Abimle beraber kalacağını ima etmemle yüzü iyice güldü.

"Gelir mi ki o günler?"

Şaşkınlıkla yüzüne baktım. Gerçekten abimle evlenmek istiyor muydu?

"Mihrimaaaah." dedim ima dolu ses tonumla ve kıkırdadım.

"Elif." dedi. Sinirli olmaya çalışarak ve dayanamayıp oda gülümsedi.

O sırada ard arda çalan kapı ile ikimizde kapıya baktık.

Bunu yapan kimse sanırım açmazsak kapıyı kıracaktı.

-Bölüm Sonu-

DELİ KOMUTANBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin