Elif'ten
Ne yaptığımı idrak ettiğimde yükselen ellerim iki yanıma düştü. Sonra aramızda yarattığım boşluktan istifade bir adım geri çekilip durdum.
"Bizi boşatacak olan avukatın sülalesini sikerim." dedi sert ve kendinden emin şekilde. İşte Fatih buydu. Güzellikle olmazsa bu şekilde isteklerini ifade ediyordu.
"Sakin olur musun?" diye sordum sakince, o ise neden bu kadar sakin olduğumu hatta neden bu denli boş baktığımın sebebini arar gibi üzerimde hasar tespiti yapıyordu.
Bir adımda yanıma gelip elimden tutarak tahta sedire doğru hareket etti. Kendi oturup beni de yanına çektiğinde elimi sakince çekip ona döndüm. Burukça gülümseyip üç gün evvel mesajda da belirttiğim şeyi tane tane söyledim.
"Boşanmak istiyorum."
Başını iki yana sallayıp çenesini sıkarak elini omzuma koydu.
"Elif, güzelim açıklama yapmama izin ver." diye can alıcı ses tonu ile kulaklarımda uğuldadı sesi ve gözlerim dolmaya başladı.
Hayır Elif şimdi olmaz. Şimdi ağlayamazsın. Güçlü ol!
"Hayır nasıl senin nezdinde yalanın affı zorsa veyahut yoksa benim nezdimde de bazı şeylerin affı yok. Hür irademle karar verdim ve son kez söylüyorum. Ben boşanmak istiyorum."
Hayat böyleydi işte suçkuyken birden mağdur konumunda bulmuştum kendimi çünkü insana ilk hatasında sırt çevirilmezdi. Evet bu benim ilk hatam sayılırdı. Ne yazık ki Fatih'in ilk hatası da değildi.
Sıkıntıdan derince aldığı nefesi bir solukta bıraktı. Omzumda asılı kalan elini gayet normal bir şey yapıyormuş gibi bileğinden tutup onun dizinin üzerine bıraktım. Ne öfke ne yenilmişlik tek hissettiğim kırgınlıktı. Durulan yüz ifadesinden anlaşıldığı gibi gayet ciddi olduğumu idrak etmişti. Sağ elimle Sağ tarafıma düşen saç tellerimi usulca kulağımın arkasına ittim.
"Şimdi günler evvel yaptığın gibi arkana bakmadan git lütfen, avukat gereken neyse yapacak."
Fatih dediklerimi duymuyormuş gibi oturduğu yerden kalkıp tam önümde diz çöktü. Başını kaldırıp gözlerimin içine sabitlediği gözlerinde pişmanlığını görebiliyordum.
"Göreve gittim."
"Fatih." dedim anlatma der gibi baskın bir sesle ama o devam etti.
"Kısa kısa üç kez göreve gittim. Bana yalan söyledin ve bir kez olsun aramadın bile, çok sinirliydim. Mihrimah'ın abinle konuşmasına bile göz yumdum. Sırf senden haber alabilmek için. Üç gün evvel ki o fotoğrafta gördüğün kadın, pilot arkadaşım Ferhat'ın eşi aynı masada kocası da oturuyordu. Biliyorum. Sen de bana kızgınsın. Yapma güzel gözlüm... Ben affettim. Sen de affet. Sensiz yapamam bunu o kadar iyi anladım ki. Ağzıma da sıçsan gidecek başka kapım yok benim. Bütün yollarım sana çıkar. Ne olur şöyle bakma. Ben karımı geri istiyorum."
Öyle yoğun bakıyor öyle bağımsız konuşuyordu ki. Neredeyse kollarımı boynuna dolayıp 'affettim' diye hıçkırarak ağlayacaktım. Ama yapamadım. Günlerdir çaresizce oturup gelir mi diye beklediğim sedirin köşesinde otururken ne affettim diyebildim ne de bir damla yaşı akıtabildim göz pınarlarımdan. Evet inanıyordum. Ama beni buraya bırakmasını bildiği gibi bir kez olsun aramasını da bilmeliydi. Belki küçük mevzuları büyütmüştük. Belki anlamsız yere ayrı düşmüştük ama araya mesafeler girmişti bir kere. Elimi uzatıp ayağa kalkması için kolundan tuttum. Kolundaki elime bir öpücük kondurdu.
"Ayaklarına kapansam?" diye sordu. Ciddi mi diye bir dakika kadar izledim. Gayet ciddiydi.
"Saçmala Fatih kalk şuradan." diye uyardım. Omuz silkip elimi avuçlarının içine aldı. Koklayarak avuç içime koyduğu öpücük titrek bir nefes vermeme sebep oldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DELİ KOMUTAN
RandomDeli Komutan ve asi kızımız Elif'in dolu dizgin hikayesini okumaya hazır mısınız? Bence hazırsınız. *** +18 içerikler mevcuttur istemeyenler atlayarak okuyabilecekler. Wattpad'deki "Deli Komutan" isimli ilk hikayedir.
