Sinan görev arkadaşları tarafından canları pahasına da olsa göçükten çıkarılmıştı. Askeri helikopterde gelen doktor tarafından şehir hastanesine gidene kadar ilk müdahaleleri yapılıyordu. İşini bitirmiş ve arkasına yaslanmış doktora döndü bütün gözler o iki dudağın arasından çıkacak bir kaç ümitsiz kelime hepsini derbeder etmeye yetecekti çünkü. Doktor elini alnına yaslayıp kendine sabitlenmiş bakışlardan bir kaç saniye de olsa kaçmak istemişti. Sonunda Fatih dayanamayıp konuştu.
"Doktor Bey arkadaşımız iyi olacak değil mi?"
Doktor beş dakika daha oyalayabilse Hatay'a inmiş olacaklardı. Ama bu genç adamların arkadaşlarının akibetini öğrenmeden onu bırakacakları yoktu. Genzini temizleyip elini alnından indirdi.
"Çok kan kaybetmiş. Bilinci o yüzden kapalı yarasına tampon yaptım iner inmez müdahale edilecek demir omur iliğe dokunmamış. Bacağı hakkında henüz bir şey söylemek için çok erken." dedi.
Anlayacakları dilde iyi bir şeyler söylemeye çalışmıştı. Bacağını muhtemelen kaybeder diyememişti işte.
Helikopter hastanenin bahçesine iniş yaptığında çoktan bir ekip sağlık çalışanı yerlerini almış bekliyorlardı. Sedyeye sarsmadan yatırdıkları Sinan'ı koşturarak hastaneye soktular.
Bütün ekip tam kadro ameliyathane kapısında toz pislik en kötüsüde arkadaşlarının kanı üzerlerinde bekliyorlardı.
Ölüm sessizliği eşliğinde geçen iki saatin ardından ameliyathane kapısından alnında ter damlacıkları yüzünde ameliyat maskesi ile bir doktor çıktı. Bütün ekip ayaklanıp doktoru çember içine alınca önce maskesini işaret parmağı ile sıyırıp sonra yorgun yüzüne düz bir ifade yerleştirdi doktor. Bir asker yaralanmış dediklerinde önce çok korkmuştu. Henüz bu denli ciddi bir ameliyata hiç girmemişti. Bu ilk olacaktı. Kendinden başka yetkili cerrah olmayınca mecbur kabul etmişti. Askerin bacağını kaybetmemesi için elinden geleni yapmıştı. Artık gerisi askerin direncine ve Allah'a kalmıştı. Başını yere eğip cesaretini topladı. Sonra tekrar kaldırıp hızlıca hepsinin yüzüne bakındı. Kir pas içinde kalmış yüzleri bile gözlerinde ki kederi gizleyemiyordu. Belli ki arkadaşları iki saattir ellerini yüzünü yıkamaya bile gitmemişlerdi. Aralarında çok kuvvetli bir bağ olmalıydı. Kimse bir şey söylemiyor sadece gözlerini dikmiş ağzından çıkacak iki kelimeye bakıyorlardı. Daha fazla uzatmamak için sakin bir şekilde konuştu.
"Arkadaşınızın ameliyatı bitti birazdan yoğun bakıma alınacak."
Cenk bir adım öne atıp doktora hitaben "Doktor Hanım, bacağını kurtarabildiniz mi?" diye sordu.
Doktor sıkıntılı bir nefes verince hepsi nefeslerini tutup sert bakışlarını doktora doğrulttular. Doktor bu bakışlardan iyiden iyiye rahatsız olurken tekrardan kendini toplayıp bir açıklama yapacak ve artık odasına gidip biraz dinlenecekti.
"Bacağı kesmedim. Ama bu tekrardan sağlıklı bir şekilde kullanabileceği anlamına gelmiyor. Aslında sonuç birazda hastamıza ve bünyesine bağlı. Bekleyip göreceğiz. Müsaadenizle. " diyerek çemberin boş bulduğu bir kısmından geçip odasına doğru ilerledi.
Hepsi birbirine bakıp yanlış bir şey söylememek için susarken Serkan yüzünde acı bir gülümseme ile ilerleyip bekleme alanlarından birine oturdu. Sesi yine duygularını bastırmak istediği o çaresizliği barındırırken konuştu.
"Duydunuz. Bünyesi katır gibidir onun bir kaç aya başlar koşturmaya ben biliyorum."
Diyerek başını arkasında ki duvara yasladı. Şimdi polyannacılık oynayacaklardı. Sivri de gidip bir köşeye oturdu. O ağzını açarsa doğrucu davuttan başkası olmazdı. En iyisi sesini kesip otursundu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DELİ KOMUTAN
RandomDeli Komutan ve asi kızımız Elif'in dolu dizgin hikayesini okumaya hazır mısınız? Bence hazırsınız. *** +18 içerikler mevcuttur istemeyenler atlayarak okuyabilecekler. Wattpad'deki "Deli Komutan" isimli ilk hikayedir.
