13. Bölüm

52.8K 1.4K 47
                                        


Garip bir şekilde Ali gittiğinden beri onu düşünüyordum. Tabi ki onunla evlenmeyecektim. Aklımdan çıkmamasının bir sebebi vardı. O sebep her ne ise yararıma olmadığı kesindi. Elif geldi sonra aklıma hüzünle gözlerimi kapadım. Abim ile olan evliliğine adım atarken nasılda mutsuzdu. Evet derken sesi titrrmişti. Belki kimse fark etmemişti ama Mihrimah birlikte geçirdikleri küçücük zamanda tanımıştı onu, istemediği bir şeyi her ne zorunlulukla olursa olsun kabul edecek bir kız değildi Elif. Sırf abisi için olsa son kez vazgeçebileceğini söylediğinde vazgeçerdi bana kalırsa. Denemek istemişti belki de. Kısa zaman önce Celal denen o adamla evlenmemek için tanımadığı biri ile buraya gelmeyi hatta abim yetişmese ölmeyi bile göze almıştı oysa ki. İnşallah mutlu olurlar diye derin bir  çektim.

Telefonumun titremesi ile mesaj geldiğini anlasamda yine saçma sapan gruplardan geldiğini düşünerek bakmadım. Mutfağa geçip üzerinde Fenerbahçe amblemi bulunan kupamı tezgaha bıraktım. Isıtıcının düşmesine basıp suyun kaynamasını beklerken telefonumun zil sesi yankılandı salonda, annem yine rutin kontrolünü gerçekleştirecekti anlaşılan. Daha dün gece sabaha karşı yola çıkmalarına rağmen bir kaç saat evvel aramıştı oysa. Suyun kaynadığına dair uyarı veren ısıtıcıdaki suyu alıp kupaya döktüm. Sonra kahvenin ambalajını açıp suyun üzerine boşlattığım sırada telefon tekrar çalmaya başladı. Evde tek başıma kaldım diye bir günde elli kez aramasaydı açıp merakta bırakmazdım aslında ama omuz silkerek masanın üzerindeki şekerlikten dört tane küp şeker alıp bardağa bıraktım. Çekmeceden çay kaşığını alarak karıştırıp annemin şerbet içiyorsun kızım sen diye kızdığı bal gibi kahvemi alıp salona geçtim. Sevmiyorum işte acı olan hiç bir şeyi ne yapayım.

Telefon tekrar çalınca annemin ortalığı yaygaraya verme ihtimaline karşı açmaya karar verip ısrarla çalan telefonu sehpadan aldım. Arayan isimsiz bir numaraydı. Kaşlarımı çatıp numaraya tekrar baktım. Yok kesinlikle tanıdık bir numara değildi. Kararsız kalarak açıp kulağıma götürdüm. Daha kim olduğunu soramadan tanıdık ses yüksek desibelde kulaklarımı felç etmeye yeminliymiş gibi yankılandı.

"Kızım sen beni çıldırtacak mısın yarım saattir arıyorum nerdesin? "

Şaşkınlıkla ağzım açık kalırken elimdeki kahveyi sehpaya bıraktım.

"Mihrimah kime diyorum orada mısın? İyi misin?"

Diyebildiğim tek şey tek kelime iki heceden oluşan ismi olmuştu.

"Ali."

Başka bir şey söylememe müsade etmeden endişe dolu sesi sakinleşmeye çalışır gibi tekrar değdi kulaklarıma.

"İyi misin?"

Şaşkınlığımı kenarı bırakarak cevap verdim.

"İyiyim sen nasılsın?"

Derin bir nefes vererek soludu.

"İyiysen iyiyim bende, neden açmıyorsun telefonu normalde elinden düşmüyor."

Dudaklarım istemsiz şekilde kıvrıldı. Seni ne ilgilendirir demek yerine alayla konuştum.

"Mutfaktaydım, kahve yapıyordum. Bu kadar korkacağını bilsem ilk aramanda açardım."

O da endişesini atmış olmalı ki sakince konuştu.

"İlk önce mesaj attım. Görmeyince aradım. Neredeyse abini annenleri falan arayacaktım. "

Korktuğunu ima etmeme rağmen oraya pek takılmamış gibiydi.

" Evdeyim işte kahve içiyorum sen ne yapıyorsun? "

Sanki arkadaşımmış gibi hal hatır sormak garibime gitsede aldırmadım.

"Birlikteyim bende, dört çok fazla şeker hastası olacaksın bak demedi deme."

DELİ KOMUTANBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin