18. Bölüm

3.5K 423 48
                                        

Hey! Nasılsınız? Uzun zamandır bölüm gelmiyordu, biliyorum ama siz de biliyorsunuz çok fazla vaktim olmuyor. Vakit buldukça bir şeyler karalıyorum, o da bana yeterli gelmiyor. Neyse ki en sonunda bu bölümü atabildim.

Yorum yapmayı unutmayın lütfen! Keyifli okumalar.

---

Binaların arasından bana ulaşan ve kulaklarımda bir uğultu oluşturan rüzgar, sanki dışarıda durmamam için beni uyarıyordu. Fakat bu sıralar uyarıları dikkate almamak gibi bir alışkanlığım olmuştu. İçeriye girmek yerine serin havada oturmaya devam ettim.

Yaklaşık iki saat önce Ares'in evine gelmiştim. Yarım saatimi eşyalarını karıştırmakla geçirmiş, dolabının içinde, raflardan birine konulmuş kılıçlarımı bulduğumda bir süre öylece dolabın önünde oturmuştum. Kılıçlarımın onda olduğunu bilmeme rağmen gördüğümde şaşırmıştım. Ardından üst katta bulunan, burada kaldığımda uyuduğum odaya çıkmış ve balkona atmıştım kendimi.

Saat gece yarısına yaklaşıyordu. Bu evde yalnız kalmak beni rahatsız etse de son dört günümü burada geçirmiştim. Henry her ne kadar yanlarında kalmam için ısrar etse de kabul etmemiş ve buraya gelmiştim.

Yalnız kalmak benim için sorun değildi. Sessizlik bana düşünecek daha fazla vakit tanıyordu.

Sessizliğe ihtiyacım vardı. Zihnimdeki sesleri sakinleştirmeliydim.

İkarios'a olan yolculuğumuzun üzerinden dört gün geçmişti ve bu sürede her şeyi yoluna koymak için ekstra bir çaba sarf etmiştik. Nerissa yavaş yavaş kendine geliyordu. Kendi gücü sayesinde aldığı yara daha çabuk iyileşiyordu ama Flair'ın da hazırladığı iksirlerin çok etkisi olduğunun farkındaydım. Hem Drake hem de Flair, Nerissa'nın yaralanmasından kendini sorumlu tutuyordu. Bana kalırsa bu düşünceleri saçmalıktan ibaretti, Nerissa onlar yerine bir başkası olsaydı da aynı şeyi yapardı. Koruyucuların en önemli özelliği buydu zaten.

Dört gündür sürekli Zoe ile ateş bükme konusunda çalışıyorduk. Drake de her seferinde peşime takılıyordu. Ona nedenini sorduğumda ise verdiği cevap beni hazırlıksız yakalamış, bazı şeyleri anlamamı sağlamıştı. "Ben alevler çıkaran bir ejderhayım. Ateşi kontrol etmeyi asıl öğrenmesi gereken benim."

Bana kalırsa asıl derdi Zoe ile daha fazla vakit geçirmekti ve henüz bunu kendine bile itiraf edebilmiş değildi. Onu bozmamak için hak vermiş gibi yapmıştım. Çalışırken bizi rahatsız etmediği sürece yanımızda olmasına bir diyeceğim yoktu.

Tilda, hayatta kalan Koruyucuları bulmakla günlerini geçiriyordu. Birkaç kişiye ulaştığını ve Andriel'ın onların yanına giderek konuştuğunu biliyordum. Babam kendi evine dönmüştü ama Henry, her gün yanlarına gelip Nerissa'nın durumunu kontrol ettiğini söylemişti.

Keith ve Leroy ise, Ruth ile iletişim kurmaya çalışıyordu. Leroy ile en son üç gün önce konuşmuştuk. Vanessa ve Leroy'a, Drake'in bana aldığı evi vermiştim, burada kaldıkları sürece orada yaşayacaklardı. Leroy başta buna karşı çıkmıştı çünkü benim kalacak yerim olmadığını düşünmüştü. Ona, yeni bir ev aldığımı söylediğimde kabullenmişti. Vanessa'ya Terambos'a dönmesinde bir sorun olmayacağını söylemiştim ama burada kalmak istemişti.

Boş bir vakit bulduğumda ise ilk yaptığım şey, Fergus'ın evinin biraz ötesinde denize bakan iki katlı evi almak oldu. Evin iç dekorunu ve eşya konusunu Tilda halletmek istemişti. Vaktimin olmadığını bildiğinden yüklerimi hafifletmek adına bu yardımı önermişti ve bende gözüm kapalı güvenebileceğim arkadaşımın beni çok iyi tanıdığını bilerek bu konuyu ona paslamıştım.

Avery: Metanoia Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin