Mutlu geçen birkaç aydan sonra
" Miraç gelir misin buraya?"
" Gelemem efendim."
" Ama Miraç, iddaya girdik sende kaybettin."
" Ya o adamın yaşaması imkansız ama." Dün film izlerken başrol yaralanmış Miraç ölür dediğinde ise iddiaya girmişlerdi. Eren ölmez derken Miraç olur demişti ve sonuç adam ölmemişti.
İddianın sonucunda da Eren, Miraç'a ağda yapmak istemişti ve Miraç köşe bucak kaçıyordu.
" Bir daha seninle iddiaya girmiyorum Miraç." Derin nefes alarak omuzlarını düşüren Miraç yenilmişlikle salona ilerledi. Bunu gören Eren ise sinsice gülmüştü.
Koltuğa oturan Miraç'ın kucağına oturan Eren gülerek tişörtünün eteklerinden tutup çekiştirmişti ve Miraç kollarını kaldırarak yardımcı olmuştu.
" Kaçma bir yere hemen geliyorum." Zıplaya zıplaya birlikte kaldıkları odaya kaçan Eren çekmeceye sakladığı ağdayı ve ısıtıcıyı alıp ardından koşarak banyoya geçip bakım ürünlerini de alarak içeri koştu. Kucağında topladığı eşyaları koltuğa döküp tekrar Miraç'ın kucağına oturdu.
Koltuğun üzerindeki eşyalara düşman bakışlar atan Miraç daha sonra bakışları yumuşayarak Eren'e döndü.
" Bebeğim bunlar ne? Hani sadece ağdaydı?"
" Ne yani şimdi yapmışken hepsini yapmayalım mı?" Yenilmişlikle başını sallayan Miraç geriye yaslanmadan önce kucağındaki bebeğinin dudağından öpüp daha sonra geriye yaslanarak her şeye razı olduğunu belli etti.
Aldığı öpücükle daha da heyecanlanan Eren ilk önce ağda ve ısıtıcıyı alıp prize taktıktan sonra ısısını ayarladıktan ağdayı içine atıp Miraç'a döndü.
Yan taraftan kağıt yüz maskesi alarak açtı ve Miraç'ın yüzüne yapıştırmadan önce sabah tıraş ettiği yanağına sıkı bir öpücük kondurup daha sonra yapıştırdı.
" Ee ne oldu şimdi?"
" Şimdi 15 dakika bekleyeceğiz ve sonra çıkaracağız. Vee kusursuz yüzün biraz daha kusursuz olacak sevgilim." Kucağındaki çocuğun belini tutup kendine daha da yapıştıran Miraç flörtöz bir şekilde konuştu.
" Bu saçma şeylere harcayacağımız zamanı başka şeylere de harcayabiliriz biliyorsun değil mi bebeğim? Hem de çok güzel şeylerle." Yavaşça Miraç'ın yanağına tokat atan Eren şirin sinirli sesiyle konuştu.
" Ben her hafta bunları kullanıyorum ve saçma sapan mı olmuş oluyor Miraç?"
" Bebeğim senin bunlara ihtiyacın yok çünkü çok güzelsin. Hatta bunlar sana zarar veriyor güzelim."
" Tamam bir daha yapmam sana."
" Ondan demedim bebeğim ama her hafta kullanarak cildinin dengesini bozuyorsun ve sana zarar veriyor." Eren ise daha fazla bu konuyu uzatmak istemediği için maskenin el verdiği kadarıyla dudaklarını birleştirdi ve mutlu geçen aylarını düşündü.
Birbirlerine tayinlerinin çıktığını soyledikleir o günden 2 hafta sonra Ankara'ya aynı eve taşınmış birlikte yazamaya başlamışlardı. Fakat araya bie pürüz girmiş her ne kadar Akın'ın da tayini çıkmış olsa da Emre'nin tayini çıkmamıştı ve ayrı kalmışlardı.
Bir araya geldiklerinde ise Akın ortalarda üzgün üzgün ortalarda dolanıyor ve bu hâli Eren'e vicdan azabı çektirip Miraç'tan uzaklaşmasına neden oluyordu. Bu sebeple Miraç artık onu eve almıyordu.
Ne? Sevgilisinden ayrı kalıyordu Akın yüzünden. Gayet geçerli bir sebepti.
Maske için ikisi de beklerken Eren, Miraç'ın omzuna yatıp elini kaldırarak boynunu okşamaya başladı. Bir yandan sevgilisinin boynunu okşarken arada da ufak öpücükler konduruyordu. Miraç ise gözlerini kapatmış gülümseyerek Eren'in belini okşuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Emanet -Gay
General FictionYüzbaşı Miraç Kaya ve şehit olan askerinden emanet; Hemşire Eren Aslan
