Olduğu yerde duramayan eşine gülerek bakan Eren onu sakinleştirmek için daha fazla dil dökmedi. Çünkü dün geceden beri onu sakinleştirmek için uğraşıyordu ve başaramamıştı şimdi ise sakince onun bu hallerini izliyordu.
" Ne zaman başlayacak Eren'im ya?" Derin bir nefes alarak saatine bakan Eren daha yarım saat olduğunu görerek dudağını ısırıp Miraç'a döndü.
" Çok var bitanem. Sana dedim bu kadar erken gelmeye gerek yok diye." Eren'in cümlesinin sona doğru yalandan sinirli çıkması ile Miraç etrafta kimsenin olmamasından yararlanarak küçük bir çocuk gibi omzunu silkip oturmuştu. Onun bu haline gülen Ufaklık daha sonra sevgilisinin yanına oturarak elini koluna koyup belli etmeden okşamaya başladı.
" Sevgilim biliyorum heyecanlısın, hatta Can'dan daha çok heyecanlısın ama biraz daha bekle. Hem birazdan insanlar da gelmeye başlar."
Bugün Can'ın okulunda gösterisi vardı ve Miraç bunu duyduğu günden beri yerinde duramıyor, sürekli Can'a gösteriye çalışması için yardım etmeye çalışmıştı. Nihayet gösteri günü gelmişti ancak bu defa da Miraç'ın heyecanı yüzünden neredeyse iki saat önce gelmişlerdi. Aslında Miraç'ın neden bu kadar heyecanlı ve stresli olduğunu anlayabiliyordu Eren çünkü bu gösteri Miraç'ın, Can'ı izleyeceği ilk gösteriydi.
" Sen gelsene benimle." Aniden ayağa kalkıp elinden tutarak kendisini de kaldıran sevgilisi ile ne olduğunu şaşıran Eren bir şey demeden kendisini çekiştiren adama eşlik etti.
Lavaboya girdiklerinde hızla kabinleri kontrol eden Miraç önce kapıyı kilitlemiş daha sonra ise kabinlerden birine girerek oranın da kapısını kilitlemişti. Eren sessizce kendisini izlerken kapalı klozete oturmuş eşini de kucağına almıştı Yüzbaşı.
" Sakinleştirsene beni."
" Kurban olurum ben sana." Yüzbaşı'nın yanaklarını tutarak yavaşça okşamaya başlayan Eren gözlerini kapatan eşinin dudağına küçük bir öpücük bırakmış geri çekilecekken dudağını saran dudaklarla durmuştu.
Karşılık vermeden kendisini öpen adama izin veren Eren ellerini kucağında olduğu adamın vücudunda gezdirerek gerilen bedenin gevşemesini sağlıyordu. En sonunda sakince dudağından ayrılan adamın yanağına bir öpücük kondurarak geri çekilip bayık gözlerle kendisini izleyen adama baktı.
" Biraz daha iyi misin?" Sadece başını sallamakla yetinen adamla gülümseyerek dudağına son kez küçük bir öpücük bırakmıştı.
" Çıkalım mı o zaman buradan?"
" Biraz daha kalalım." Şuan zaman bulmuşken hasret gidermeye çalıştığını biliyordu Eren. Son zamanlarda Miraç'ın işleri fazlası ile yoğunken aksi gibi Eren'in nöbet ve izin günleri değişmiş bununla birlikte aynı evin içinde birbirlerini görmemeye başlamışları.
Ve diğer sorun Can. Artık büyüdüğü için ikisinin ilişkisini yargılamasa bile sorgulamaya başlamıştı. Çünkü etrafında kadın erkek ilişkisi gören çocuk doğal olarak babalarını sorgulamaya başlamıştı. Bu yüzden bir arada olsalar bile dikkat etmeye çalışıyorlardı.
O yüzden şuan bulundukları konum ve zaman ikisi için çok değerliydi. Özellikle de olan olaylardan sonra Eren'e daha da düşkün olan Miraç için bu durum zor geliyordu.
" Yakışıklı sevgilim benim. Çok mu özledin beni?"
" Resmen aynı evin içinde iki yabancı olduk Eren'im ya. Özlemek de laf mı? Nefes alamıyorum artık." Sevgilisinin kafası boynunda olduğu için boğuk ama aynı zamanda da çocuk gibi çıkan sesine karşı dişlerini sıkarak sevgilisinin yüzünü boynundan çekip yüzünün her yerini öpmeye başladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Emanet -Gay
General FictionYüzbaşı Miraç Kaya ve şehit olan askerinden emanet; Hemşire Eren Aslan
