115. Bölüm

29 3 52
                                        

Erkan: Herkes tamam, e ben?

Yusuf: Baba.

Erkan: Efend- amann ne diyosun lan?

Yusuf: Bakın işte, Baba olsun diyorum. Hem dönüp bakıyorsunuz da.

Erkan: Hadi sen desen tamam, Demir benden büyük.

Demir: Börü olsun olm saçma oldu bence diğeri.

Erkan: Timin adı Bozkurt zaten hepiniz "börü" olmuyor musunuz?

Yusuf: Komutanım slogan da bulurum.

Erkan: Aman sen slogan bulma, hep yanlış yerlere gidiyor Yusuf. Dışarıdan bakıldığında tatlı jojuksun ama, masum değilsin o kadar da.

Yusuf: Beni bırakın da, takma ad lazım size.

Erkan: Öyle belli bir şey yok ki!

Hasan: Sağ baştan sayın komutanın tüm özelliklerini.

Yiğit: Bipolar.

Erkan: Ne alaka lan?

Yiğit: Eğitimde önce anamızı ağlatıp sonra acıyorsunuz sonra "Fake attım." Diyip gülüp tekrar yere yatırıyorsunuz. Sinirli-tatlış-Joker

Yusuf: Fındık olsun mu lan? 😂😂😂

Hasan: Şu an Karslıyım diye bana Kaşar demediğiniz için şükrediyorum.

Demir: Aslında iyi fikirmiş.

Hasan: Demir, hani hep soruyordun ya Talip ve Yiğit'e, şimdi ben soruyorum. Sen hiç komutan dayağı yedin mi?

Demir: Yedim komutanım hiç unutmuyorum, daha teğmenim o zamanlar. Yaralanmışım komutanım, haberim yok. Komutan bağırıyor "TEĞMENİM YARALISIN DEVAM ETME!" Diye, ben de diğer teğmen sandım takır takır vuruyorum. Neyse benim gözlerim kapanmaya başladı, orada gitmişim, neyse hastanede uyandım. 2 gün sonra falan komutan geldi bana bi geçirdi. Canım da acımıyor amk. Komutan mı terörist mi belli değil gavura vurur gibi vurmaya başladı, amk zoruma gidiyor ben de en son "Komutanım acıyor ama!" Dedim bıraktı. Yedim yani.

Hasan: Acı hissetmemenin zararları-

Erkan: Çıkışta düşünürüz.

Utku içeri girer ve..

Utku: Acil hazırlanın.

Çıkar çıkmaz herkes birbirine bakar.

Erkan: Çok önemli ki Utku Albay kendisi geldi.

Saat 16.00

Rüzgar timi de gelmiştir.
Rüzgar timi Türkmen köyünü itlerden temizleyecek, aynı zamanda Bozkurt timi de sınıra yaklaşan itleri halledecek. Ve farklı yollardan itlerin bulunduğu yere baskın yapacaklar.

Her iki tim de farklı yerlere doğru ilerledi ve herkes yerinde. Bozkurt timinin oraya itler yaklaşmaya başlayınca çatışma başladı.

Rüzgar ise köye yeni gelmişti, meydanda 3 kadın ve 1 çocuğun öldürüldüğünü gördüler, teker teker evlere giren itler buldukları insanları meydana getirip öldürüyordu.

Gece ve Selçuk etrafı gözlemekle sorumluydular. Gece baktığı tarafta bir insan topluluğu farketti. Bir sürü çocuk vardı, yanlarında da gençler ve anneleri. Gece telsizle komutana haber verdi. Mete gidip bakmasını ama çok dikkatli olmasını söyledi. Gece oraya doğru gitmeye başladı...

"Kıpırdama vururum."

Gece durdu. Genç kızlardan biri elindeki av tüfeğiyle ona bakıyordu, gözünde hiç korku yoktu. Gece bayrağı gösterdi.

Gece: Sizi öldürmek değil korumak istiyorum, Türk askeriyim.

"Nereden bilelim?"

Bu sefer erkek konuşmuştu.

Gece: Öldürmek istesem şu ana kadar vururdum, komutan emir verdi, köyü temizleyeceğiz. Bana güvenmezseniz hepimiz öleceğiz, saklanmanız lazım, görürler sizi burada. Ben Gece, üsteğmenim.

Gece etrafa baktı, en güvenli yerin ormanın içi olduğuna karar verdi.

Gece: Gelin benimle.

Türkmenler şüphelense de gelmek zorundalar. Gece onları ormana getirdi.

Gece: Yere yatın, görmemeleri gerekiyor, silah kullanmayı bileniniz var mı?

Aralarından bir genç el kaldırdı.

Gece: Tamam, eğer gelirlerse vurursun, zaten ben az ilerideyim. Boş yere kullanma, hem dikkat çekersin hem de tehlikeli.

Gece yerine döndü. Bozkurt çatışmayı bitirmek üzere, birkaç it kalmıştı. Onlar da halledildiğinde biraz beklerler. Rüzgar'ın orada durumlar kötüdür, itler bulabildiği kadar insanı alıp köyün meydanına getirmiş ve kafalarına silah dayamıştır. Hepsini aynı anda vurmazlarsa köylüler öleceklerdir.

Mete: Kimse ıskalamasın. 3 dediğimde.

Herkes nişan alır.

Mete: 3!

Tüm itleri vururlar, son 1 it kalmıştır, o da bi adamı vurur, Mete alnından vurup indirir. Selçuk ve Gece köye iner, Gece'nin kurtardığı köylüler de onlarla beraber. Silah verdiği genç vurulan adama bakıp "Anne, baba..." der, Selçuk adama bakar, umut yok... kafa sallayıp kalkar.

Selçuk: Başınız sağolsun.

Mete: Emre, Gece etrafı kontrol edin.

Emre&Gece: Emredersiniz komutanım.

Bozkurt baskın yapılacak yere doğru ilerliyordur. Gece ve Emre gelince onlar da ilerlemeye başlarlar.

Erkan: Mete neredesiniz?

Mete: Geliyoruz az kaldı, siz mevzi alın geldiğimizde haber veririm.

5 dk içinde Rüzgar timi de gelmiştir. Kaan, Gece, Demir ve Yusuf aşağıdadır, hepsi 1 kenardan sorumludur. Diğerleri de etrafa dağılmış, doğru anı bekliyordur.

Erkan: Yüzbaşım başlayabiliriz.

Mete: Hazır mısınız?

Erkan timindeki herkese teker teker bakar.

Erkan: Hazırız.

Emre ve Yiğit'in atışıyla başladı bu sefer. Yere yığılan 4 iti gören tüm itler koşarak dışarı çıktılar, hepsi teker teker gidiyordur.

Her şey çok iyi giderken Gece vurulur. Demir onu görmüştür, Gece de ona bakıyordur, eliyle "İyiyim" işareti yapar, Demir'in oradaki itler çok fazladır ve gelemeyecektir.

Selçuk koşarak Demir'in yerini alır. Demir de Gece'ye bakmak için diğer köşeye koşar.

Çatışma bitmeyecek gibidir, herkes tak tak halletse de Gece'nin yokluğu biraz işi zorlaştırıyordur. Yiğit özel gücünü kullanma ihtiyacı hisseder. Daha hızlı vurmaya başlar, Yusuf da aynı şekilde. Beraber yarısını halletmişlerdir.

Gece çok kan kaybediyordur ve daha hızlı olmaları gerekiyordur.

Demir: Gece, bastır oraya, ben devam etmezsem geç kalacağız, dayanabilir misin?

Gece: *evet anlamında kafasını sallar

Demir ne kadar dayabileceğine inanmasa da devam etmek zorundadır. 5 dakika sonra hepsi biter. Demir Gece'ye bakar.

Demir: Tamam az kaldı bırakma kendini.

Saat 19.45

Gece bayılmıştır, hastaneye gelirler ve acil ameliyata alırlar. Selçuk Müge'yi arar...

804 kelime.

Az oldu ya daha yazardım normalde.

Ergenlik sendromundayım amk ilgi istiom🤗

4 KAHRAMAN Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin