Yusuf çıktı. Keşke eğitimde Burhan'ın da hayatını dinleyebilseydi.
Saat 17.00
Yağmur yağıyordu. 3 operasyona daha gittiler, yani 1 gidişte 3 operasyonluk it halletmiş, olayı da çözmüşlerdi.
Kürşat eve otobüsle gitmek istemiyordu. Bahçede ağacın altına oturdu. Yağmurda hafif ıslanmış, rüzgarda dalgalanmaya devam eden Türk bayrağını izlemeye başladı. İçinden de Uygurca bir türkü söylüyordu. Bir damla yaş aktı gözünden. Gözü bir yağmur damlasına takıldı ve onunla beraber yere düştü, sonra birini gördü. Asker değildi ve kadındı, kim lan bu?
Nöbetçiler içeri aldığına göre güvenliydi ama Kürşat merak ediyordu. İçeri girecekken kapının yanındaki askere baktı kadın, o zaman yüzünü gördü Türkistanlı. Doktorunun burada ne işi var ki?
Kürşat montunu unutmuştu. Odaya gitmek için ayağa kalktı, ağacın altından koşarak kapıya geldi. Doktoru geçip odaya girecekken omzuna dokundu.
Asena: Bir ağrınız var mı?
Kürşat: Yok sağolun doktor hanım.
Asenadan...
Sesi ve konuşması çok tatlı. Of be kızım, saçmalama. Baban komutan ve onun askerine aşık oluyorsun, vurur askeri.
Babamın yanına çıktım.
Burhan: Gel!
Asena: Babacım ben geldimm.
Burhan: Hoş geldin bir tanem. Nöbette değil miydin bugün?
Asena: İzinliyim. Amcam çıkmış içeriden?
Burhan: Amca deme şu şerefsize be! Çıkmış, beni içeri alacaklar.
Asena: NEDEN?!
Burhan: Ya o anlamda değil bebeğim onu öldürürüm de beni içeri alırlar demek istedim.
Kapı tıklandı. Genelde Fırat ya da Özgür çay için gelirlerdi.
Burhan: Gel!
Kürşat: Komutanım.
Burhan: Hayırdır? Serbestsiniz demedim mi?
Gözlerim gözlerine takıldı. Maviş ve çekik, ama sanki Kazakistanlı gibi.
Burhan: Hmm, olabilir Türkistanlı ama o bölgede hâlâ hareket yok. Yani dediğin gibi de olabilir, bunu albaya danış istersen.
Kürşat: Emredersiniz komutanım.
Burhan: Çıkabilirsin.
Ciddiyken bile tatlıydı...
Burhan: Seviyorum bu çocuğu ya.
Babamın yüzüne bakıp merak ettiğimi gösterdim.
Burhan: Uygur türkü, Doğu Türkistanlı yani. Çocukluğunda neler neler yaşamış, bana tamamını anlatamadı 2.5 saat sadece yarısı sürdü. Türkçe kursuna gitmiş, diksiyon kursuna gitmiş benden güzel konuşuyor çocuk.
Asena: Ya kalıcı yara izi olanlar alınıyor muydu?
Burhan: Böyle tipinin tatlılığına bakma gayet sert, ciddi ve görevini iyi yapan bir asker. Bir yara izi için almamazlık yapamazdık. 5 metreden çok belli olduğu da söylenemez artık.
Babam bu kadar sevdiyse vardır bir şey.
Burhan: Hem çocukken yapmışlar onu da, bıçakla yarmışlar.
Canım acıdı.
Asena: Adı ne?
Burhan: Kürşat ama bir Türkistanlı diyoruz. Sen neden bu kadar sordun bunu?
Asena: Geçen yaralıyken benim hastamdı, adını falan biliyorum.
Burhan: Yaa. Sen eve geç kızım istersen yorgunsundur, ben de şu şerefsizlere bakayım çok karışık bir olay var.
Asena: Tamam babamm görüşürüz.
Burhan: Görüşürüz.
Kürşat montunu giyip çıktı. Otobüs çoktan gitmişti. Taksi tutmak da istemiyordu, Ankara'da da yolcu seçme olayları vardı. 2 saat taksi beklemek yerine yürümeyi tercih etti. Telefonu çaldı.
Kürşat: Efendim annem?
Kürşattan.
Fatma: Kürşat geliyorlar...
Sesi ağlamaklıydı. Türkiye Türkçesi konuşmasını istediğim için kendini ifade edememişti.
Kürşat: Sakin ol annem kim geldi?
Fatma: Katil...
Kürşat: Anne Uygurca.
Fatma: جۇڭگولۇقلار كەلدى! (Çinliler geldi!)
Kürşat: Anne korkma... Burası Türkiye, kimse almayacak bizi korkma tamam mı?
Fatma: Kürşat...
Kürşat: Annem geliyorum şimdi, merak etme kimse bir şey yapamaz.
Fatma: Tamam...
Kürşat: Geliyorum.
Telefonu kapattım. Yağmur yağdığında ben de korkuyordum ilk geldiğimde. Eve Çinli ajan geldiğinde yağmur yağıyordu, toplama kampına giderken yağmur yağıyordu, ben kampın meydanında dayak yerken yağmur yağıyordu, yüzümdeki yara açılırken de yağmur yağıyordu. Büyüdük, alıştık...
510 kelime boş bölüm.
Hoppp hem doktor hem de Burhan'ın kızı, belki sevgili yapmam ha?
Bu arada medyada bi foto var ben düzenledim normalde şöyleydi:
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
iyice boka çevirmişim. Bu orijinal hali medyadaki benim yaptığım.
Betimleme yaptım ya kitapta, yüzünde yara var, gözleri çekik falan o yüzden düzenledim. Mustafa'yı da yaptım göreceksiniz onu da.