200. Bölüm...😔

65 5 38
                                        

Saat 11.45

Rüzgar, Bozkurt ve aileleri toplanmış, pikniğe gideceklerdir. Yunus Emre hastaneden çıkmıştır. Burhan da geliyordur ilk defa. Burhan Kürşat'ın yanına gelir.

Burhan: Üzülme o kadar.

Kürşat: Komutanım benim öz yurdum orası...

Burhan: Hep olacak böyle şeyler. Bir de bana Komutanım deme.

Arabalara binip gittiler. Herşeyi hazırlayıp oturdular.

Ece: Kışın ortasında piknik kimin aklına geldi?

Mete: Bizim orada hep kış yenge biz yine piknik yapardık.

Ece: Ben kendimi demiyorum ki çocuklar hasta olacak.

Erkan: Olmaz olmaz 4 kat giydirdin çocuğu.

Demir: Eylül'ü de öyle.

Gülşah: Ne yapsaydım çocuk üşüsün mü?

Yusuf: Demir abinin kızı o üşür mü?

Erkan: Yusuf bir şey soracağım.

Yusuf: Dinliyorum.

Erkan: Demir'e abi deyip bana baba demenin manası ne acaba?

Yusuf: Komutan sensin benim suçum yok.

Erkan: Demir benden 3 yaş büyük!

Yusuf: Ama o üsteğmen.

Erkan: Yiğit bu üsteğmen olunca abi de buna.

Yiğit: Zaten abi diyorum.

Müge'nin gözü arkadaki siyah büyük arabaya takılmıştır.

Müge: Komutanım şu araba çok şüpheli değil mi sizce de?

Mete: Evet biraz. Dikkatli olalım.

Demir: Eylüül gel babacım burada oyna.

Eylül: Tamaam.

Eylül yanlarına geldi.

Duru: Abi bir şey olmaz değil mi?

Mete: Yok sadece biraz şüpheli, hem burada 15 bordo 1 mavi bereli bir de polis var, korkma.

Ahmet: Sen dosta korku düşmana güven verdiğin için🤣

Mete: Sus be Antep çocuğu.

Ahmet: Bazen korkuyorum Antep derken onu mu kastediyor diye.

Mete: Hayır ya!

Yemek yedikten sonra sohbete dalarlar.

Saat 14.00

Silah sesiyle beraber Selçuk omzundan vurulur. Demir Eylül'ü korumak için önüne siper olmuş, arada arkasını dönüp itleri vuruyordur.

Demir: Korkma kuzum bitecek şimdi.

Eylül: Baba ben koykmuyoyum ki, neden köpekten koykayım?

Demir: Aferin babacım hep böyle ol tamam mı?

Ece de bebek olan Selçuk'un önündedir, o silahını almamıştır. Gülşah ağacın arkasında astsubay olan Selçuk'un yarasına bakıyordur. Fatma da...

Kürşat: ANNE!

Çatışmayı bırakıp onun yanına geldi. Sırtına yediği kurşunu umursamadan annesini alıp Gülşah'ın yanına getirdi.

Gülşah: Demir gel!

Demir: Eylül'ü bırakamam vurulur!

Gülşah: Demir öleceksin sırtın delik deşik!

2 kurşun vardı sadece. Ayağa kalkıp Eylül'ü de ağacın yanına getirdi kucağında.

Eylül: Baba...

Demir: Aşkım korkma tamam bak iyiyim.

Eylül: 😭

Demir: Kızım yüzüme bak. Eylül bak bana.

Eylül: 🥺

Demir: İyiyim bak, korkma aşkım tamam mı?

Eylül: Baba çok kötü ama...

Kürşat: Eylül baban çok güçlü senin, bu bir şey değil hiç korkma.

Gülşah Fatma'ya bakarken onu sakinleştiriyordur.

Kürşat: Yenge iyi mi?

Gülşah: Hastaneye kadar dayanırsa...

Kürşat: ... Yok yok bir şey olmayacak.

Gülşah: Oğlum sen de yaralısın!

Kürşat: Demir abininki daha ciddi ona bakın ben anneme bakarım.

Gülşah Demir'in yanına gitti.

Kürşat: ئاپا ، سەل ئۇزۇنراق تۇتۇڭ.
(Anne, biraz daha dayan.)

Kürşat: يىغلىماڭ ، ئۇ ئۆتۈپ كېتىدۇ
(Ağlama, geçecek.)

Göz yaşlarını sildi.

Fatma: Sen iyi misin?

Kürşat: Ben dayanırım annem, sen beni düşünme.

Fatma gözlerini kapatır.

Kürşat: Anne! Anne hayır gitme lütfen... O kadar şeye dayandın, böyle gidemezsin, lütfen...

İtler halledilmiştir. Herkes oraya gelir. Bebek olan Selçuk ağlıyordur.

Erkan: Tamam oğluşum geçtii, geçti babacım ağlama. Pşş pşş pşş pşş. Babacım tamam bak bittii.

Eylül: Babam iyi mi?

Gözleri yavaş yavaş kararmaya başlasa da

Demir: İyiyim bir tanem merak etme.

Demir'in gözleri kapanır ama kendini zorlayıp tekrar açar.

Gece: Müge nerede?

Fatih: En son yanımdaydı.

Gece: Ya onun deli olduğunu bilmiyor musunuz?!

Selçuk siyah arabanın yanına koşar.

Selçuk: Müge? İyi misin?

Müge: 5 iti hallettim...

Selçuk: Ne oldu?! KOMUTANIM BURADA!

Gece ve Kaan koşarak gelir.

Gece: Mügem dayan biraz daha.

Müge: Abla karnım...

Selçuk koşarak piknik yerine gitti ve halının üstüne yavaşça bıraktı.

Akif: Komutanım 2 bıçak 1 kurşun yarası var.

Selçuk: Ne bekliyorsun o zaman müdahele etsene!!!

Burhan: Kaç yaralı var?!

Erkan: Beş komutanım.

Yaralıları hastaneye Mete ve Ahmet götürecektir.

Kürşat: Dayanır mı dersin?

Mustafa: Merak etme, dayanır.

Kürşat: Musti o asker değil işte...

Mustafa: O kadar şeye dayanmış, merak etme buna da dayanır...

617 kelime sanırım final bu.

Ama bölüm ekleyebiliyorum diğer bölüm için deneyeyim atabiliyor muyum diye.

Nasıldı?

4 KAHRAMAN Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin