Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
🕊
Topuklu ayakkabımın ucunu, değişmeyecek bir ritimle yere vurmaya devam ettim. Oturduğum bu geniş sandalyeye sığamıyordum. İçim daralıyordu. Gözlerim dizlerimden akan ve ayak bileğimde son bulan kana kaydı hemen. Ağzımın tadı daha çok değişti. Tekrar ve tekrar hatırlıyordum o anı. Dizlerim ve avuç içlerim sanki şimdi düşmüşüm gibi acı içinde sızlıyordu.
"Meva Hanım," İrkilerek kafamı kaldırdığımda komiser Rauf Bey, bana su dolu bardağı ve bir ıslak mendil paketi uzattı.
Dudaklarımı yavaşça ıslatıp, "Teşekkür ederim." diye mırıldandım. Önce getirdiği suyu içtim; fakat kaç bardak içersem içeyim, içim yanmaya devam edecek gibiydi. Sabırla bardağı ahşap masaya bırakıp bu defa ıslak mendil paketini açtım. İçinden bir tane çekerek bacağıma sızan kanı temizlemeye çalıştım.
"Mobese kamerası yokmuş onların olduğu yerde." dediğinde ıslak mendili buruşturarak avucumda tuttum.
"Yani?" dedim.
"Halkın gözünde ilk kavgayı başlatan Yağız görünüyor. Zaten yaralı adam bir şey bile yapamamış."
"Adam, Yağız saldırmasaydı kız çocuğunu apartmana sokacaktı, Rauf Bey. Gerisini anlatmama gerek yok herhalde, değil mi?" dedim asabi bir sesle. Rauf Bey, babamın çok yakından tanıdığı bir komiserdi. Burada denk gelmemiz iyi bir şey miydi, bilmiyorum. Bana pek yardımcı olmuyordu çünkü.
"Şu an içerideki delikanlı için endişelisiniz, farkındayım; ama adamı ağır derecede yaralamış. Şikayetçi Yağız'dan. Yani adam mağdur, Yağız suçlu durumunda."
Dişlerimi gıcırdattım.
"Nerede peki şimdi adam?" dedim.
"Polis memuru ilgileniyor. Hastanede ifadesi alındı; fakat sizin hatırınız için detay kaçırmamak adına buraya da getirdik."
Dudağımı stresle kemirdim. Bu sandalyede oturmaktan başka şeyler yapmalıydım.
"İsterseniz sizi Yağız'la görüştürebilirim." dediğinde derin bir nefes aldım.
"Bunu daha sonra yapalım." deyip ayaklandım. Rauf Bey'e daha dikkatli baktığımda ondan bir şey isteyeceğimi anlamış olmalıydı.
"Mağduru mu görmek istiyorsunuz?" diye sorduğunda hızla kafamı salladım.
"Lütfen." diye destekledim ayrıca. Kaşının kenarını düşünceli bir şekilde kaşıdı. "Bu kararı benim için değil, o kız çocuğu için vermeniz daha doğru olacak."
"O kız çocuğu... Korktuğu için onun da ifadesini alamadık. Ailesi de çocukları için endişelenip buraya getirmek istemediler. Evlerinde alınıyor ifadesi." dedi sormadığım bir soruya cevap vererek. Kendi de bunun farkına vararak nefes verip geriye yaslandı. Kafasını sağa çevirip, "Murat." diye seslendi birine. Çok geçmeden bir polis memuru gelmişti içeri. "Meva Hanım'ı yarım saat önce gelen mağdurun yanına götür."