Bölüm 61 | İtalya

32.9K 1.6K 641
                                        

Selam!

Bölüme başlamadan önce bir şeyi belirtmek istiyorum. Bu bölüm Zümra ve Karan var. Bizimkiler onlarla toplantı yaptıkları dönem Zümra'nın doğumuna az kalmıştı; ama bir sahneyi yazmak istediğim için onu değiştirdim. Aslında bu bölüm doğuma az kalmış olacak. Eski bölümdeki o kalan zaman meselesini görmezden gelelim ve bölüme başlayalım!

Bölüm şarkısı;
Toto Cutugno - L'Italiano

🕊️

İtalya

Göğüs kafesim hızla kalkıp inerken önce yutkundum. Sonra oturduğum yerde gözlerimi yukarı dikip gözlerine baktım. Sakince dilimin ucunu dudaklarımın üzerine gezdirdim. Onun da gözleri benden ayrılmıyordu, nefes vererek ellerini tutunduğu yerden indirmişti.

"Meva..." dedi, oturan bedenime bakıp. Elini yanağıma dokundurup okşadı. Başparmağını dudaklarımın üzerinde dolaştırdı. "Alevlere atıyorsun beni."

Nefes alışverişlerim düzene girmeye başladığında ellerimi iki yanıma koydum, gücümü tamamen oraya vererek biraz daha geri durup iyice onu görebildim. "Pek hoşuna gitmiyor gibi durmuyor."

Yutkunarak elini yanağımdan çekti. Sağ tarafını kontrol ederek önce çamaşırını, sonra kalçasında takılı takan pantolonunu beline kadar çekti. Fermuarını çekip pantolonu iliklerken cilveyle bakıyordum ona.

Biraz önce gökyüzünde, uçağın içinde ona güzel bir zevk yaşatmıştım. Hâlâ kendine gelemediği bile yüz ifadesinden belli olurken regl olduğum için üzgündüm. Oysaki burada sevişmek bizim için epey bir değişik olacaktı. Yarın veya bir sonraki gün tamamen biteceğini düşünerek modumu yükseltmeye çalıştım.

"Adamın uçağında..." Yanıma oturup ellerini saçlarında gezdirdi. Saçlarının arasında kayan parmakları çok değil, az önce benim saçlarımda kasıklarına doğru itip geri çekerek yöne vermişti.

"Dediğin gibi adamın uçağı hayatım. Kim bilir karısıyla neler neler yapmışlardır."

"Tövbe tövbe..." diye mırıldandığında yanına sokuldum.

"Özlemişim." Kollarımı boynuna doladım. Burnumu sakallarına sürttüm. "Bayağıdır demiyordun."

"Bazı şeylere alışmaya başladım diyelim." Dediği gibiydi. Alışıyordu. Hatta alışmıştı. Karan'ın bizim için yolladığı özel uçakta bile bunu yaşamaktan çekinmemişti. "Ne zaman ineriz?"

Onun bileğini bana doğru çekip saate baktım. "Hım... Bence birazdan ineriz." Yaklaşık iki buçuk saattir havadaydık. Yağız'ın yurt dışına çıktığı için heyecanlı olmasını beklemiştim aslında. Ama hiç öyle değildi. Aksine rahat, sadece bana dokunarak, öperek yaşayacağımız farklılığın tadını çıkarıyordu. "Sen neden hiç heyecanlı değilsin ya?" dedim, sitemle. "Ben ilk geldiğim zamanı hatırlıyorum, inene kadar kalbim ağzımda atıyordu."

"Benim öyle yurt dışına çıkayım diye hevesim olmadı ki hiç. Daha doğrusu bunu heves etmeye zaman kalmadı desem daha doğru olur."

Buruk bir şekilde gülmüştü. Kolay bir hayat yaşamadığını unutamazdı elbette.

"Aşkım..." Dudaklarımı yanağına bastırdım. Kokusunu içime çektim. "Yine de tadını çıkaralım. Bak. Sevgilinle ilk kez yurt dışına çıktın. Ah! Çok güzel değil mi?"

Sesli bir şekilde gülüp ellerini belime sardı. "Şöyle konuşuyorsun ya, şu sesini böyle duyunca kalbim sızlıyor. Garip yanı," İç çekerek gözlerime baktı. "Kadınsı hallerinle de bunu yapıyorsun."

MEVABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin