32.Bölüm-Korku

56.8K 1.8K 257
                                        

Her vote ve yorum daha çabuk yb getirir..!

Gözlerimden akan yaşlar kendinden bağımsız bir şekilde akarken ağızımdan bir hıçkırık kaçtı.

Herkes gibi o da gider miydi?

.......

Bu bilmediğim karanlık sokakta sanırım kaybolmuştum, Eren'i nasıl bulacaktım?

Hızlı soluk alış-verişimle ara sokaklarda koşturmaya devam ediyordum. En son silah sesiyle tünele doğru hızla ilerliyordum fakat oradaki köpekler beni kovalayınca ara sokaklara girmek zorunda kalmıştım, şimdi ise yolumu bulamıyordum. Burası labirent gibiydi ve ürkütücü olması beni daha çok korkutuyordu.

Hiddetli bahar rüzgarı saçlarımı geriye savururken yüzüm uyuşmuştu, üşüyen ellerimi giyindiğim deri ceketin içine sıkıştırarak adımlarımı serileştirdim. Dışarıya bıraktığım soluğum beyaz bir duman halinde benden uzaklaşırken havanın kaç derece olduğunu tahmin etmeme gerek kalmamıştı.

Zonklayan başımda tek bir düşünce vardı, burada bir saat daha dolaşırsam başıma gelebilecek olan belalardı. Ayakkabılarım ıssız kaldırımda güçlü ve tok bir ses çıkarıyordu ama dikkatimi sokak lambalarının altındaki serserilere dikmiştim.

Ceketin içine iyice sinerek karşımda gür kahkahalar atarak tekin olmadıklarını belli eden serserilerden uzaklaşmaya başladım. Üzerimdeki izleniyor hissi beni tedirgin ederken adımlarımı hızlandırdım ve sokağın köşesini dönüp koşmaya başladım, ciğerlerimin kapasitesinden fazla oksijen istemesi beni daraltıyordu, yavaşlayarak geriye doğru baktım ve arkamda kimsenin olmadığına emin oldum. Titreyen bacaklarıma inat yürümeye devam ettim.

Geldiğim yeri incelerken ürkekçe iç çektim, ahşap ve terk edilmiş evlerin kırık camlarına bakındım, örümcek ağının kapladığı tahtaları izlerken içeride birilerinin olduğunu fark etmiştim. Köşede ağır ağır yürüyen çocuk on dört yada on beş yaşındaydı, ahşap evlerden birine girerken yalpaladı ve yere kapaklandı. Hızla yanına koştum onu böyle görmek beni bir hayli üzmüştü.

"İyi misin?" elini avuçlarımın içine alırken gözlerine baktım, göz bebekleri titriyordu. "Üşüdün mü?" kafasını olumsuz anlamda sallayarak kolumu itti.

"Uzak dur benden, buradan git cici kız burası senlik değil." üzüntüyle onu izlerken konuşmayı bile zar zor becerebiliyordu.

"Evet benlik değil ama senlik de değil. En fazla on beş yaşındasın, daha çok küçüksün ne işin var buralarda." yüzünü avuçlarımın içine alıp gözlerimi gözlerine kitledim. Kalbim sızlamıştı, yeşilleri öyle acılı duruyordu ki... kim bilir hayat ona ne yaşatmıştı da böyle acılıydı.

"Beni düşünüyormuş gibi yapma lan, defol" diyerek ben omuzlarımdan itti ve ondan uzaklaşmama sebep oldu. Üzerindeki ince uzun kollu kahverengi tişörtü çekiştirerek üşümesini engellemeye çalışıyordu. Ne kullanmıştı da kendinden bu kadar habersizdi?

"Tamam gidiyorum ama senden bir şey isteyeceğim..." ceketimin fermuarını çekip üzerimden çıkardım ve ona uzattım. "Bunu giyineceksin ,anlaştık mı?" diyerek ceketi eline verdim. Önce bana ardından cekete baktı ve kafasını salladı.

Arkamı dönüp oradan uzaklaşırken kollarımı birbirine dolayıp etrafı inceledim, aslında geri dönüp çocuktan yardım isteyebilirdim fakat kendinde bile olmayan birine ne sorabilirdim ki?

MAFYA...?Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin