Aranızda hikaye yazan varsa tanıtım yapabiliriz buradan.
İyi okumalar....
&&&&&
Gözü kimseyi görmedi o anlarda Mahah' ın. Hızla çadırına döndü. Eline bir bıçakla azık torbası alıp dışarı çıktı tekrar. Çamura aldırmadı bata çıka gür otlakların olduğu alana geldi. Kocası çoban çantası istemişti. Mahah toplamayacak mıydı? Gözleriyle yeri taradı gördüğü yerde bıçağı köküne dayayarak kesti. Kökünde kalan çamuru silkeleyip koluna astığı torbasına koydu. Bir süre sonra fark etmeden şarkı mırıldanmaya başladı. Bir oturdu bir kalktı yeterince topladığına emin olunca aynı yoldan çadırına geri döndü. Neşeli halini garipseyen bakışlarla süzen insanları umursamadı. Allah, Cemal' ini ona bağışlamıştı, onu bir başına bırakmamıştı şu dünyada. Mutlu olmasın mıydı?
Aynı edayla ayıkladı topladığı otları bir güzel yıkayıp salatasını hazırladı. Çadırından dışarı çıktığında kayınpederi karısını ardına almış at arabasına doğru yürüyordu. Onsuz! Koşturdu ''Bawo! Bawo!!'' diye seslendi aynı zamanda.
Mustafa efendi, tüm bedenini ona doğru döndürerek ''Ne oldu?'' dedi.
''Ben... ben de geleceğim.''
''Ne işin var? Fato da düştü ardıma zaten...''
Mahah' ın yüzü düştü başını eğdi ama inatçı bir tavırla ''ben de geleceğim! Cemal salata istemiş...'' diye mırıl mırıl konuştu.
Yaşlı adam kollarını öne doğru uzatıp ''ver! Ver Fato' ya da götürelim.''
Mahah' ın dudağı titredi üzüntüden gözleri doldu, neşeli halinden eser kalmadı bir anda '' ama Mahah getirsin demiş, sen de duydun.''
Mustafa efendi, kadınları hastaneye sürükleme fikrinin ağırlığı altında bile ezilirken Fato kadın, ''De gelsin ha! Sanki sırtında mı taşıyacaksın bizi?'' deyince kocası ona dönüp ''De yürüyün, ne haliniz varsa görün! Eşek oğlu eşek, kendini bıçaklattı ödümüz bokumuza karıştı, hala karım hala yemek!'' diye söylenirken onları yanında götürme fikri gerçekten hayata geçiyordu.
''Aç mı kalsın oğlum?'' Mahah, yaşlı çiftin atışmalarını duymuyordu. O kendine gerekli olanı çıkardı konuşulanlardan. Normal olarak ''gel '' denmemişse bile Cemal' e gidiş vizesini almıştı.
At arabasına yaklaştı elindekini bırakıp atladı üstüne. Elini kaynanasına uzatıp onu da yanına çekti. Yaşlı adamın kendinden beklenmedik çeviklikle arabaya binip kırbacı şaklatması bir oldu. Ani hareketle öne doğru meyleden vücudunu dikleştiren Mahah, arabanın kenarına tutundu kaynanasının yaptığı gibi.
Önlerinden geçtikleri erkek toplulukları kafalarını kaldırıp teker teker ''Mustafa, Cemal den haber var mı?'' diye aynı soruyu sordular.
Yaşlı adam da elini kaldırarak teşekkür edip aynı anda selam verirken ''iyi! İyi!'' dedi hiç durmadan. O anlarda iki kadının da başları eğikti. Boyunlarına doladıkları eşarbın bir ucunu dişlerinin arasına alırken yüzlerini de gizlemişlerdi.
İlçeye vardıklarında Mahah' ı bir heyecan sardı bacaklarında onu taşıyacak derman kalmamış gibi hissediyordu. Ama öyle olmadı! Arabadan indiği gibi kimseyi beklemeden hastane girişine doğru yürüdü Mustafa efendi ''Dur dur! Nereye?'' diye ardından seslenince ne yaptığının farkına vardı. Utançla dudağını ısırdı.
Mustafa efendi, yuları atın sırtına atıp indi. Ellerini belinde birbirine kenetleyerek yürüdü. Mahah' ın önüne geçince Mahah, kaynanasıyla beraber yürümeye başladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÜL CEMAL
Ficção GeralEllili yıllarda; Suriye' den Türkiye' ye uzanan, sınır tanımayan bir aşkın hikayesi... Mahah ve Cemal'in hikayesi. işe yaramayan, her pis işte parmağı olan fakat köyün gözde bekarı, bıçkın delikanlısı Cemal... delikanlı dediğime bakmayın otuzuna da...
