20.Bölüm

11.5K 728 270
                                        


Jominashi ithafen... Geçmiş dönem hikayesi sevenler, arkadaşın profiline mutlaka uğrayıp hikayesine bir şans tanıyın.

İyi okumalar...

Kuyunun başına su çekmeye gelen orta yaşlı bir kadın Emo' yu öyle kıvranırken görünce elindeki bakraçları yere bıraktı onu kolundan tutup yüz üstü düşmesine engel oldu ama diz üstü çökmesine engel olamadı.

''Neyin var kız Emo? ''

Emo yüzünü buruşturdu ''bilmiyorum hiç, yüne eğildim kalkamadım'' dedi .

''Belin mi tutuldu acaba?''

''Yok yok Şerife karnım. Uyy acıyor...''

'' Kuru sancı mı girdi ne bu böyle? Kalk tutun hele bana azıcık dinlen şu köşede'' Emo dizlerinin üstünde sürünerek kuru olan tarafta sırtını etrafı kerpiçlerle çevrili kuyuya dayadı. Derin derin soluyarak nefesini düzene sokmaya, karnındaki sancıyı yok etmeye çalıştı.
Yaklaşık dört yıl önce kadar böyle bir ağrı ile karşılaşmıştı ve hiç hayra alamet değildi o ağrı. Etrafına toplanan kalabalığa göz gezdirdi karnının üstündeki elini çekti yere koydu. Acaba ? diye düşündü. Olabilir miydi? Gözünü kapatıp kısa bir an uğuldamaları duymamaya çalışarak düşündü. Olabilirdi tabii! Cemal onu hiç boş bırakmamıştı ki kendisi onu evden atana kadar. Bugüne kadar bir sıkıntı yoktu evlilik hayalleri vardı onunla. Şimdi zaten evliydi adam, birde onu istemiyordu. Zorla nikahına mı girecekti? Almazdı hayatta.... Ama hamileyse nikahlamak zorundaydı elbette. Yoksa bu köylük yerde barınamazdı. Kocasız gebeliğini nasıl izah edecekti? Taşlayarak öldürürlerdi Alim Allah! Karnındaki sabiye bile acımazlardı. Of Emo of nasıl bir ateşe attın kendini? Kavrul yan şimdi! dedi kendi kendine. Sol elini kuyu etrafına koyup tutundu diğer eliyle karnını tutarak yavaş yavaş evine doğru yürüdü. Kadınlar arkasından bakakaldılar öylece...

Cemal, ailesini yolcu ettikten sonra yatağında iyice yayıldı. Başını çevirip yanındaki iki çekmeceli demir dolabın üstündeki çıkını görünce karısının getirdiği yiyecekler olduğunu anladı. Sağ dirseğini yatağa dayayarak geriye doğru çekti kendini ''ah!'' diye inledi.

Duyduğu sesle içeri dalan Filiz hemşire kapıda nöbet tutuyordu sanki. Adamın ne zaman bir ihtiyacı olsa başında bitiveriyordu. Bir elini adamın tuttuğu karnının üstüne koydu diğerini alnından saçlarına doğru kaydırdı.

''İyi misin? Doktoru çağırayım mı?''

''yemek yiyeyim dedim.''

Bir yastığa uzanarak belinin arkasına yerleştirdi ''Gel biraz geriye doğru. Beni çağırsaydın gelirdim hemen.''

''Başka hastalara bakmaya gitmişsindir sandım. Gül Cemal' in hususi hemşiresi değilsin ya.''

Adamın üstüne iyice eğildi yüzünü yüzüne yaklaştırdı ''Öyleyim bu iki gün! Senin için geldim bugün. İstersen sende iyileştikten sonra gelirsin buraya, evime de gelirsin.''

Derin bir soluk alan Cemal, ''Ama... '' dedi yutkundu diliyle kuruyan dudağını ıslattı ''Mahah...''

''Ne Mahah?''

''Biraz çekil üstümden...''

İyice yaklaştı Filiz '' Senin gibi birinin yeri burası değil!''

''Çekil!''

Terlettiği adamın niye geri çekilmesini istediğini bilmesine rağmen işveyle ''Neden?'' diye sordu. Cevap çıkmadı adamdan.

''Ya! O kadar mı etkiliyorum seni? Cevaplayamayacak kadar...''

Gözlerini kapatıp soludu Cemal, ''uzak dur kadın uzak!'' dedi bu söylediğine kendi bile inanamıyordu ama gözünün önünden gitmeyen Mahah' ın masum çakır gözleri, kendisini baştan çıkarmaya çalışan hemşireyi bile reddetmesine sebep olmuştu.

GÜL CEMALBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin