"Seninle beraber gel bu hayatın beraber gülelim, ölümüne, gamına, tipisine, karına..."
Hüseyin Nihal Atsız
17.Bölüm
Gözlerimi aralayıp etrafıma baktığımda hava hala karanlıktı ve odanın ışığı açıktı. Başımı Baran'ın göğsünden kaldırıp doğrulmaya yeltendim ama beceremedim çünkü kolları beni sıkı sıkı sarmalamış. Baran ise mışıl mışıl uyuyor. Elimi Baran'ın yüzüne yaklaştırıp yanağına dokundum. Nefes alışverişleri düzenli. Tek dokunuşumla kıpırdanmaya başladı.
Yüzüne düşen saç tellerini elimle geriye itip eşsiz yüzünü seyrettim. Bakmaya doyamamak diye bir tabir varya; işte şu an bunu yaşıyorum. Gözlerimi yüzünden çekmek bile istemiyorum. Hafif kıpırdanıp kalkmaya çalıştım ama Baran öyle sıkı sarılmış ki kollarının arasından yine çıkamadım. Gözlerini hızla araladığı anda duraksadım.
"Günaydın," dedim elim hala yanağında yer alırken. Elim neden hala yanağında!
Dudakları kıvrıldı ve bana ömürlük bir gülümseme sundu. "Günaydın küçüğüm."
"Bıraksan da kalksam." Dudağı hafifçe sol tarafa kıvrıldı. Sana hala çok kırgınım.
Kıvrılan dudak kenarına çiçekler ektiğim adam.
"Hiç bırakasım yok." Ellerini belimden çektikten sonra doğrulup yüzünü sıvazladı. Bakışları bana değince kalbim hızlandı. Tek bir bakışı bütün duygularıma hükmedecek kadar etkili. Ve ben şu an bu durumdan hiç memnun değilim.
"Hala erken," diye mırıldandım ayağa kalkıp. Saat sabahın beşi ve biz koltukta uyumuşuz. Gözlerimi kırpıştırıp oturma odasından çıktığımda Baran ardımdan geliyordu. Adımlarıma eş olan adımları soluğumu tıkıyor. Varlığı hem huzur veriyor, hem de yaşamdan beni çekip alıyor. "Yatak odasına ben geçiyorum sen misafir odasına git." Sözlerimin ardından adımları hızlandı ve karşıma dikildi. Gülmemek için direniyorum ve bu yüz ifadesi gülmeme engel değil.
"Uhra," dedi aramızdaki mesafeyi azaltırken. "Olmaz öyle." Onu hiç umursamadan yanından geçip gittim. Hızlıca merdivenleri aşıp, yatak odasına geçtiğimde gülmeye başladım. Baran epey bozuldu ama sesini çıkaramıyor. Hoş bir şey demeye hakkı yok. Benim gözümde zerre kadar haklı değil.
Yatağa geçtiğimde derin bir soluk aldım. Gözlerim yavaş yavaş kapanırken hiçbir şey düşünmedim ve bu dört gün içinde ilk defa bu kadar sorunsuz uyuyacağım. Koca yatakta tek başıma rahat bir şekilde uyumaya geçtim.
Gözlerimi yanağımda hissettiğim dokunuşla araladım. Birkaç kez gözlerimi kırpıştırdığımda başımda dikilen Baran'a ters bakış atarak doğruldum. O gülümserken ben sersem gibiyim. Hızlıca doğrulduğum için dengesiz bir haldeyim.
"Günüm sonunda aydınlandı." Sözlerini duyduğumda midemden ılık bir sıvı akıp geçti. İltifatı içten içe ruhuma dokunmuş ve mutlu olmama sebep olmuştu. Hala uyku sersemi olduğum için birkaç kez gözlerimi kapatıp açtım.
"Bana yaklaşmak için benden izin aldın mı?" Sorduğum soruyla kalakaldı. Yüz ifadesi değişirken çıtımı çıkarmadım. Sıkıntılı birkaç soluk aldıktan sonra bana bakmaya devam etti ve onun bu hali keyfimi yerine getiriyor. Baran'ı süründürmek istiyorum bunu çünkü fazlasıyla hak etti.
"Uhra," diye söylendiğinde gözlerimi tekrar kapatıp açtım.
"Hak etmediğini dile getiremezsin." Derken yataktan kalkmıştım. Adımlarım odadaki banyoya yönelirken Baran sessiz kalmayı tercih etti. Hoş o hep sessiz kalıyor. Her şeyde susar kendi kendine hesaplaşır ve karara varır. Bu huyunu sevmiyorum hatta bu huyundan nefret ediyorum. Konuşmalı ya da tartışmalı direkt kendi içine kapanıp hesaplaşmasını sevmiyorum. Kafasında göre bir karara varması sadece sinir bozucu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
UHRA
General Fiction"Senden öncesi veya senden sonrası diye bir şey yok. Hep sen vardın. Attığım her adımda veyahut yürüdüğüm her yolun sonunda. Baran adım atıyorsa karşısında Uhra vardır." Başlangıç: 24/05/2020 Final: 18/11/2020
