"Ben bir tek sana yenildim..."
Gözlerim yatağın üzerine yatırdığım bebeklerime kaydı ve kocaman gülümsedim. Hepimiz öylece yatağın üzerinde uyuyan ikizlere bakıyorduk.
"Anne," kızıma baktım ve onu tuttuğum gibi kucağıma aldım. "Şimdi bunlar benim kardeşim mi?" Tebessümle kızımın sarı saçlarını okşadım. Efsa hala kabullenmekte zorlanıyor.
"Evet anneciğim, ikisi de senin kardeşin." Efsa kaşlarını çatarak saçlarını geriye attı ve hemen yan tarafımda duran Baran'a yöneldi.
"Baba," dediği anda Baran kızımızı kucağına çekip aldı. "Benden çok sevecek misin onu?" Elini yatağın üzerindeki yeni doğmuş kız kardeşine uzattı. Baran gülümseyerek Efsa'nın saçlarını okşadı.
"Sen benim ilk göz ağrımsın. Senin yerin bambaşka güzelim." Efsa mırıl mırıl babasının göğsüne sokulunca gülüşüm büyüdü.
"Anne ben ne yapayım? Bir değil tam iki tane daha başıma geldi. Pabucum yerlerde." Kıkırdayarak Emre'yi yanıma çektim. Dört tane kardeşi var ve bu durumdan pek hoşnut değil.
"Ama anneciğim senin yerin farklı. Sen benim ilk çocuğumsun. Senin heyecanın benim için bambaşkaydı." Başını omzuma yaslayıp sırıttı. Günden güne babasına daha çok benziyor olması beni bir miktar kıskandırıyor. Sanki karşımda Baran'ın küçük versiyonu varmış gibi hissediyorum. 13 yaşında ve ben hala bu kadar büyüdüğüne inanamıyorum. Sanki Emre hala aramızda yatırdığım ufak bir çocuk.
"Ben zaten yok olayım. Gelen gelene." Uraz'a bakıp kahkaha attık. Hadi ama nereden bilebilirdik ikiz olacağını. Ben pek istekli değildim ama Baran çocukları beşlemek konusunda epey istekliydi.
İkizlerden biri ağlamaya başlayınca diğerininde sesi yükseldi. Ellerim birine uzanırken diğeri daha çok ağladı. İkisi arasında kalakaldım. Bebeklerim durmadan ağlarken onlara eşlik etmemek için kendimi zor tutuyorum.
Nefes nefese gözlerimi açtığımda hızla doğruldum. Elim çabucak karnıma gidince rahat bir nefes alıp verdim. Karnım dümdüz. Kabus. Kesinlikle kabus gibi. Gözlerimi hala karanlık olan havaya ve ardından yan tarafıma çevirdim. Baran gelmiş. Hayal meyal gece yarısı geldiğini hatırlıyorum ama sonrası yok. Görevleri hala devam ettiği için bir miktar üzgünüm keza alışmak bir kenarda dursun hala korkuyorum. Gece yarısı gelişleri hep farklı oluyor. Gelir gelmez üzerini değiştirip duş aldıktan sonra yanıma gelip beni kolları arasına alarak uyuyor. Sabah uyandığımda kamuflajını ve botlarını çamur içinde bulmak beni biraz üzüyor ama onunla gurur duyuyorum. Emre küçükken çok kez bu halde eve geldiğini gördüm. O anlar tekrar zihnime düşerken derin bir iç çektim.
Gözlerimi kapatıp açarak uykulu halimden sıyrılmaya çalıştım ama nafile hala çok uykum var fakat Emre duracak gibi değil. Baran'da hala gelmemiş aklım bir de ondayken canım epey sıkıldı. Ağlamaya devam eden Emre'yi kucağıma alıp yataktan kalktım.
"Neyin var oğlum?" Yaşlı gözleri gözlerime dönünce buruk bir gülümseme gönderdim ama oğlum hiç oralı olmadı. Bana bakarak daha çok ağlamaya başladı.
Odanın ışığını açtığımda Emre kollarımda hareketlendi ve gözleri odada gezindi. Bir yaşında ama fazlasıyla huysuz. Derin bir nefes alıp odadan çıktım. Susmadı. Emre ağladıkça onunla beraber ağlıyordum. Neye ağlıyoruz bilmiyorum ama onu bir türlü susturamıyor olmak canımı yakıyor.
"Emre neyin var?" dedim ağlamaklı bir sesle. Susmadı ve duymadı. Kucağımdan inmek için hareketlendi ve o anda holde kapı sesi duyuldu. Gözlerim kilidi çevrilip usulca açılan kapıda durdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
UHRA
Ficção Geral"Senden öncesi veya senden sonrası diye bir şey yok. Hep sen vardın. Attığım her adımda veyahut yürüdüğüm her yolun sonunda. Baran adım atıyorsa karşısında Uhra vardır." Başlangıç: 24/05/2020 Final: 18/11/2020
