BÖLÜM 11

259 43 3
                                    

Selamlar ben geldim. Umarım iyisinizdir. Bölüm sonunda buluşalım.

İYİ OKUMALAR

Gerginliğin dört bir yanı hakimiyeti altına aldığı bir odada nasıl sağlıklı düşünüp hareket edilirdi? Şu anda bu sorunun cevabına çok ihtiyacım vardı. Yanlış bir davranışta bulunmak ya da yanlış bir sözcük sarf etmek istemiyordum. Yanlış olan herhangi bir şeyi istemiyordum.

Sessizlik kulak tırmalayıcı bir biçimde ortalıkta kol geziyordu ve bu ortamdaki gerginliğe eklenince daha da çekilmez bir hal alıyordu. Kendimi psikolojik bir şiddetin tam ortasındaymış gibi hissediyordum.

İçeri gireli, Ares'in masasının önündeki tekli koltuğa oturalı yalnızca bir dakika olmuştu. Ares kendi masasının başında kendi koltuğuna kurulu bir biçimde beni radarına almış vaziyette otururken beklenen dede karşımdaki tekli koltukta oturuyordu. Küçük dağları ben yarattım havasında kurulduğu tekli koltukta tüm rahatlığıyla beni inceliyordu. Açık açık süzüyor da diyebilirdim.

Benim oturduğum koltuğun arkasında Tamay dikilirken beklenen dedenin arkasında aynı Tamay gibi dikilen bir adam vardı. Tamer ile Tamay'ın babası olma ihtimali kafamın içinde dönüp dururken bundan pek de emin olamıyordum. Tamer ve Bars, Ares'in bir hayli büyük olan masasının birer ucuna çöreklenmiş vaziyette olacakları benim gibi sükûnet içinde bekliyorlardı.

İçeri girdiğimde bir tek Ares'le göz teması kurmuş geri kalanlara hafiften bir göz gezdirmek dışında herhangi bir harekette bulunmamıştım. Tamay'ın yönlendirmesiyle oturduğum koltuktan etrafa kaçamak bakışlar atmak dışında odadaki herhangi biriyle göz temasından olduğunca kaçıyordum.

Odadaki tüm gözlerin içeri girdiğimden beri benim üzerimde olduğu gerçeği terler dökmeme sebep olurken şu anda Ares'in varlığı bile rahat hissetmemi sağlamıyordu. Oysa daha dün babamların saldırgan tavırları karşısında onun yanımda olması tüm tedirginliğimi alıp götürmemiş miydi?

Ben içine düştüğüm tüm bu duygu karmaşasının yanı sıra gerginliğimle mücadele etmeye çalışırken karşımdan bir anda sert bir öksürük sesi duyuldu. Refleks halinde verdiğim tepkiyle direkt bakışlarım kucağımdaki ellerimden karşıma kayarken beklenen dedeyle göz göze geldim.

Acının büyük ustalıkla yoğurduğu koyu kahve gözler, renkli harelerimle böyle ansızın çakışmayı beklemiyor olacak ki biranda bu hareketle afalladı. Birkaç saniye far görmüş tavşan gibi gözlerimin içine bakmasını sürdürdükten sonra hızla kendini toparladı ve ciddiyet maskesini gözlerimin önünde suratına takarak gözlerini benden çekti.

Etrafa hızla bir göz attıktan sonra tüm huysuzluğunu ses tonuna yansıtarak konuşmaya başladı ama sözleri bana değil Ares'e değil biz dışındaki herkeseydi.

"Siz hepiniz burada şirketi batırma deneyi mi yapıyorsunuz? Şirket kendi kendini yürütebiliyor da ben mi bilmiyorum? Hayde işlerinizin başına!"

Ansızın gelen azarlamayla ben ve Ares hariç odadaki herkesin yüzü ekşirken usulca yerlerinden ayaklandılar.

"Bizi odada istemediğini doğrudan dile getirebilirsin baba." dedi beklenen dedenin arkasındaki adam. Beklenen dedeye baba demesinden onun Tamay ve Tamer'in babası olduğuna dair düşüncem kesinleşmişti.

"Nolur kalsaydık dede!" diyerek homurdana homurdana odayı ilk terk eden Tamay olurken geri kalanlar da hızla onu takip etti ve bir dakika içinde odada sadece üçümüz kaldık. Ben, Ares ve beklenen dede.

Sindiğim yerde gerginlik içinde beklemenin bana hiçbir faydası olmadığının kanaatine varırken oturduğum yerde biraz dikleştim. Önce Ares'le kısa bir göz teması kurduktan sonra yönümü tamamıyla beklenen dedeye çevirdim.

LÂL -EHVENİŞER-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin