Ben geldim bölüme koşun!!!
İYİ OKUMALAR
Amacı kesinlikle bir kedinin fareyle oynamasından aldığı zevki almaktan başka bir şey değildi. Benimle alay ediyordu. Kendini tatmin ediyordu. İstediği anda beni avcunun içine almasının ama sahip olduğu bu imkana rağmen beni öldürmemesinin başka hiçbir anlamı yoktu. Şu anda Sancaktarlara göz dağı veriyordu ve eminim ki bunda başarılıda oluyordu.
"Mezarlıktaki karşılaşmamızda saf olmanda karar kılmıştım. Geçen zamanda bunun değiştiğini umuyordum ama sen hala daha aynı saflıkla karşımdasın. Bende Ares dedesine baş kaldırıp babasının işini tamamladığında ve seni o eve götürdüğünde bir şeyler değişti sanmıştım. Söylesene çocuk Demiröz'ün Ares üzerindeki etkisi hiç mi dikkatini çekmedi?"
Neyden bahsediyordu? Değişmesini beklediği şey neydi? Saf falan değildim. Neyi görmem ya da öğrenmem gerekiyordu? Ayrıca bizim hakkımızda nasıl bu kadar bilgi sahibi olabiliyordu?
"Hayatımızda nelerin değişip nelerin değişmediği seni gram alakadar etmiyor." dedim bilinmezliklerin bende yarattığı asabiyetle. Şimdilik sonda sorduğu soruyu görmezden gelmeyi tercih ettim.
Bu tavrıma güldü. Daha da sinirlenmemek elde değilken beş dakika sonra başıma neler geleceğini tahmin edememek beni büyük bir çıkmaza sokuyordu. Ares'in şu anda ne yaptığını deli gibi merak ediyordum. Beni aradığına emindim ama beni bulmaya ne derece yakındı bu konuda da bir tahmin yürütemiyordum.
"İnan çocuk ömrümün çoğunluğunda Sancaktarların neler yaptığı beni hep çok alakadar etmiştir."
Gözlerimi devirdim. "Öncelikle dikkatini çekerim ki ben bir Sancaktar değilim. Ayrıca gelmişsin kaç yaşına bir ayağın çukurda hala daha saçma sapan işler peşindesin. Neden gidip emekliliğin keyfinde geriye kalan üç beş günlük ömrünün tadını çıkartmıyorsun?"
Karşımdaki yaşlı bunağa en az Demiröz'e sinir olduğum kadar sinir oluyordum. Az önce istediği gibi onunla sohbet edermiş gibi bir tavra bürünürken rolden çıkmamak için oldukça büyük bir efor sarf ediyordum.
Dışarıya yansıttığımın dışında bedenimde arka planda kasırgalar koparken karnıma giren krampların acısını görmezden gelmeye çalışıyordum. Her ne kadar karşımdaki kişi bunu görmese de bedenimin içinde çığlık çığlığa bir alarm çalıyordu.
Gür bir kahkaha attı sanki onu gerçekten de çok eğlendiriyormuşum gibi.
"Kafamda gördüğün bu beyazlar boşuna olmadı ya. Sende az çok biliyorsundur Sancaktarları alt edişlerimi. Her bir telinde bir bin emek var bu beyazların. Ne de olsa daha önce de dediğim gibi iyi bir kötülük planı uzun ve sıkı bir süreç gerektirir çocuk. Bunlar onların eseri."
Alt edişlerim derken aldığı canlardan, girdiği veballerden bahsediyordu. Öldürdüklerinden dem vuruyordu.
Bu kez de ben gür bir kahkaha attım. Yalan falan da değildi bu gülüşüm, gerçekti. Her ne kadar bir tık sinirden olsa da gerçekten gülmüştüm işte.
"Beyaz saç aklın değil, yaşın işaretidir. Yaşlı bunağın tekisin gelmişsin bana burada boş edebiyat yapıyorsun."
Ettiğim onca hakarete karşı yüzünde bir mimik bile kıpırdamadı. Sadece bakışları, orada bir şeylerin titrediğini gözlerimle gördüm. Derin bir iç çekişle arkasına yaslandı. Bir an için gözüme yorgunmuş gibi gözükecekti eğer ki omuzlarını daha da dikleştirmeseydi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
LÂL -EHVENİŞER-
Novela JuvenilKitabın yayınlanma tarihi: 07.07.2021 "Sadece bir şeyi merak ediyorum. Neden ben?" dedim. Son sözcüklerimde sesimin titremesine engel olamamıştım. Gözlerim hala daha doluluğunu koruyordu. Sertçe esen rüzgarın şiddeti iyice artarken bedenimi esir ala...