Snape Ailesi

185 13 35
                                        

Zindanlara inen merdivenlerin önünde, asası çekilmiş, kukuletası gözlerine kadar inmiş eceli olacağı kalabalığı bekliyordu.

Önden gönderilen fedaileri bayıltıp merdivenleri tırmanarak yukarı çıktığında karşılaştığı kalabalık en arkada heybetiyle duran ve olacakları görmek için can atan Voldemort'u gördü.

Zümrütlerinin kısa ve hızlı gözlemi büyük bir patlama dışında hiçbir çare olmadığını fark etse de cadı ilk adımlarını ağır ve temkinli bir şekilde kalabalığa doğru attı.

''Misafir böyle ağırlanmaz. Lord'unuz size nezaket kurallarını öğretmiyor mu?'' dedi. Kendinden emin bir şekilde önce merdivenlere sonrada kalabalığın arkasında olup biteni izleyen büyücüye baktı.

''Ne büyük bir hata. Senden daha iyisini beklerdim Tom!'' dedi ve çoğunluğu sarhoş erkeklerden oluşan topluluğa doğru asasını salladı. ''Katmer Büyüsü'' hedefindeki topluluk üzerinde büyük bir patlama yaratarak karmaşaya sebep olduğunda cadı, beceriksiz adımlarla etrafında dolaşan insanların arasından geçerek birkaç adım daha öne çıktı. ''Göz Nezlesi'' laneti etrafındaki kalabalığı olabilirmiş gibi daha da dehteşe düşürmüştü.

Dudaklarına yerleşen zafer gülümsemesiyle kalabalığı geçerek Voldemort'un karşısına dikildi. Gözleri açlıkla parlayan cadı, şeytanın yeryüzündeki hali olan adamdan birkaç metre uzakta yatan büyücünün öksürmesiyle hedefinin hareketlerini gözden kaçırdı.

Sürünerek sessizce Lordun ayakları etrafında dolaşan yılanın cadıyı parçalamak için duyduğu açlık ve efendisinin sesini aratmayan tıslaması cadıyı kendine getirse de hareketlerinin artık daha kısıtlı ve hesaplı olması gerektiğini bilmek elini kolunu bağlıyordu.

''Birinci sınıf öğrencilerinin bile yapabileceği büyüler karşısında dağılan bir ordun var Tom. Ne acınası(!)''

Sesindeki keskin buz kütleleri arkasında bıraktığı büyücü ve cadılarla arasına çektiği ateşten duvardan bile etkilenmiyordu.

Sahte, acıma ve küçümseme dolu zümrütlerini yerde yatan büyücüye çevirdi. ''Yapmaya cesaret edemediğin şeyler için hizmetkarlarını görevlendirip sonrada onları cezalandıramazsın. Bu nasıl bir acizlik?'' dedi ve parmakları arasında düşünür gibi salladığı asasıyla kendi çenesine dokundu birkaç kez.

''Dylan'ın selamı var bu arada. Seni şimdiden çok özlemiş. Lordum da Lordum, deyip duruyor zavallı. Sadece bir piyon, basit bir yem olduğunu fark edememiş.'' dedi ve asasını saldırmaya hazır bekleyen yılana doğrulttu. ''Sen hiç merak etme, bizzat kendisiyle ben ilgileneceğim.''

Adamın çirkin sivri dişleri ortaya çıkarken cadı sertçe yutkundu. İlk defa Voldemort'un karşısında tereddüt ediyordu.

Odanın ortasında dolaşan lanetler, kaybolan ateşten duvar, Lord'un hizmetkarlarına beklemesini söylemesi, yılanın harekete geçmesi, cadının ''Ebublio'' diye bağırması, büyük bir balonun içinde zararsız bir şekilde havada asılı kalan yılan, canının bir parçasının hapsedilmesi ile telaşlanıp kontrolü kaybeden lord...Hepsi birkaç dakika içinde gerçekleşmişti.

Kalabalık, efendileri etkilendikleri lanetlerden ne kadar kurtarmış olsa da yaşanan düellonun büyüklüğü ve savaş alanından hiçbir eksiği olmayan sahneyle donup kalmıştı. Onların korkaklığı ise bir kişiyi ön plana çıkarmaya yetmişti.

Severus Snape

Titreyen parmaklarıyla zar zor tuttuğu asasını kalbi kan ağlayarak, soğuk bakışlarla, dışarıdan Lord'unu koruma iç güdüsüyle hareket ediyormuş gibi görünerek cadıya doğrulttu. Kadının kaburgalarının altında, hayati organlarına gelmemesine özen göstererek büyük bir kesik attı.

SAUDADEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin