Alevler

236 10 38
                                        

Babam… Büyükannemin anlattığı gibi anlatmazdı. Onun hep gözlerinin içi gülerdi, özlem dolu bir gülüş. Konuyu hep beni ne kadar çok sevdiğinize bağlardı hikayenin sonunda.”

“... Anne. Babam neden gelmiyor yanıma? Artık sevmiyor mu beni? O kadar mı kirliyim? Biliyorum pislik içindeyim ama. Neden?” 

“Çok kirliyim. Ne kadar yıkasanda çıkmayacak değil mi? Artık hep böyle olacağım.”

“Helen”

“Fred’in gelmesini de istemiyorum. Bana hala bir güneşmişim gibi bakıyor. Kirli bir uzay boşluğu olduğumu nasıl görmüyor?”

“Helen!”

“ANNE NEDEN?”

...

Cadı, kızını kollarının arasına aldı, göğsünü yarıp içine saklamaya çalışıyormuş gibi sımsıkı sarıldı. Dolan gözlerini, su damlalarının aktığı aynaya dikti. Kendini hiç bu kadar çaresiz görmemişti. 

Kollarında titreyerek, kesik nefesler alarak ağlayan kızının kokusunu doya doya içine çekti. 

Dakikalar geçti. Banyodaki buhar tamamen kayboldu. Hava soğudu. Genç cadı sessizliğe gömüldü. Annesi ise hala sessizce içine içine ağlıyordu. 

Burnunu çekerek elleri hala kızının omuzlarını sararken geri çekildi. Söylemek istediklerini bir türlü toparlayamıyordu. Gerçi ne söylemesi gerektiğini de bilmiyordu. 

Helen ile göz göze geldiklerinde içinden bir parçanın daha koptuğunu hissetti. Kızını böyle görmek onu yıpratıyordu. Yine de güçlü durması gerektiğini biliyordu.

Ağzını açtı ve kapadı, kelimeler ağzından dökülmüyordu. Bir süre bakıştılar. Helen'in gözyaşları sürekli akıp duruyordu.

Ellerini kızının yanaklarına koydu. Baş Parmağı ile sakince yaşları sildi. Parmakları ıslak kirpiklerin altında durdu. "Hadi gidelim." Daha fazla konuşursa sesinin titreyeceğini biliyordu. 

Kızına yaklaştı. Alnına küçük, güven veren bir öpücük kondurdu. Elleri kızının yanaklarından omzuna doğru kaymıştı. Sürekli yenilenen sessiz damlalar kızından uzaklaşmıyordu.

Küçüğü yavaşça kafasını salladı. Onu tekrardan kendine çekti. Şimdi tek eli ile kızının sırtını okşuyordu. Ona destek olarak onu yürütüyordu.

Odaya tekrar döndüklerinde Harry izin isteyip banyoya girdi. 

Yatağın üzerindeki kıyafetler bornozla yer değiştirdiğinde içi ürperdi. Saçlarını kurutan annesinin fısıltıları kıyafetlerine ısıtıcı bir tılsım yerleştirirken kadın saçlarını örmeyi teklif etti. 

Beline uzanan saçları balık sırtı bir örgüyle gözlerinin önünden çekildiğinde Harry'nin henüz dönmemiş olmasını fırsat bilerek başında dikilen annesinin beline sarıldı. 

“Sana sarılmak için geç kaldım. Üzgünüm anne.” dedi. Sesi bir fısıltıdan fazlası değildi. Ama kadının içine işlemişti. Yatakta oturmuş beline sarılan kızının başının üzerine uzun soluklu bir öpücük yerleştirip geri çekildi. 

“Hadi yorganın altına. Kendini sıcak tutmalısın.” dedi ve sırtını yaslaması için küçük kızının sırtına iki yastık yerleştirdi. 

Banyonun açılıp kapanan kapısıyla ikisi de başını Harry'e çevirdi. “Tekrar günaydın hanımlar.” 

Cadı gülerek oğlunun saçlarını karıştırıp ikisine de hitaben birazdan döneceğini söyleyip odadan çıktı. 

SAUDADEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin