25 Aralık 1996, Noel
"Hala öfkeli misin yoksa bu akşam bana partide eşlik edecek misin?" dedi karlı patika da elleri cebinde yanında yürüyen cadıya.
Kırmızı kadife göğüs dekoltesi olan ayak bileklerine kadar uzanan bir cübbe giyen cadıya defalarca koluna girmesini teklif etse de reddedilmişti.
Bu akşamı onlara sunan cadılardan birini muggle usülü dövdüğü okula hatta hogsmeade yayılan cadı etrafındaki hiçbir söylentiyi, yorumu duymuyordu. İlk gün kocasını da sözleriyle hırpaladıktan sonra kendi sessizliğine çekilmişti.
Dumbledore ile girdiği tartışma, Lenard'ın verilen görevi sorgulaması üzerine attığı çığlık sadece cadının ve iki adamın bildiği bir sırdı. Eşinin kendisini bırakıp etrafındaki erkeklere sataşmaya başladığından habersiz olan adam yediği tokatı kadının her tehditkar bakışında tekrar yanağında hissediyordu.
"Özür dilerim"
"Ne?"
"Tokat için. O gün o kadar ileri gitmemeliydim. Özür dilerim."
"... Sorun yok. Hak etmiştim, sanırım."
Kadın, kocasının şapşallığına gülümseyerek omzuna yaslandı.
Karlı taş sokaklarda okullu bir çift gibi sohbet ederek ilerleyen çift üzerlerindeki bakıştan fazlasıyla memnundu. Hiç değilse kadın. Adamın ise kadının zümrütleri dışında bir odak noktası yoktu.
Köylere giden yol ayrımına geldiklerinde rotalarını tekrar başlangıç noktasına çeviren adam birkaç dakika nöbetteki seherbazları kontrol eden cadıyı bekledi.
Vücuduna yeniden yayılan sıcaklıkla gülümseyerek başını sağa doğru eğdi. Cadısının saçlarının arasına uzun soluklu bir öpücük kondurup kollarının arasına aldı. Üzerlerindeki bakışlar yoğunlaşırken adam kadının itirazlarına kulak asmadı. Aksine cadının boynuna doğru sokulup ''Akşama parti var, öğrencilerin çoğu erkenden okula dönecektir. Burada birkaç tur daha atarak zaman kaybetmemeliyiz.''
''Okula dönmenin akıllıca olduğunu mu söylüyorsunuz Profesör Snape.''
''Tam öyle demedim. Siz söylediniz hanımefendi.''
''Bu ahlaksızca teklifinizi çok üşüdüğüm için kabul ediyorum.''
Ağaçların sıklaştığı alanda kıkırdamasını gizlemeyen adam tekrar uzaklaşan cadıyı kollarının arasına alıp sırnaştı.
''Severus yapma...''
''Neden?''
''Etraf öğrenci kaynıyor.''
''Abarttığın kadar velet yok ve bunu karımla yapıyorum. Dahası sarılmak ne zamandan beri ayıp?''
Kadın kocasını göğsünden itip hızlı adımlarla ağaç patikadan çıkıp okula doğru ilerledi.
Taş kemerlerden attığı ilk adımla karşısında gördüğü cadıyla gülümseyen mutlu yüz mimiklerini kaybetmemeye çalışarak yanından geçip gitti. Peşinden koşup elini tutan kocasına ''Aferin'' diyen gurur dolu bakışlarını attı.
Cadısının odasının önüne geldiklerinde kadın içeri adım atmak için hazırlanan adamı durdurup hafifçe kapıyı araladı.
''Odanda seni bekleyen küçük bir sürpriz var.'' deyip kapıyı suratına kapattı.
Umutları sert ahşap kapı gibi suratına çarpan adam kadının sözlerine boyun eğip ofisine giden zindan merdivenlerine doğru yol aldı. Kendisini bekleyen pek de küçük olmayan sürprizle karşılaştığında gördüklerinin doğru olup olmadığına inanmak için birkaç kez gözlerini kırpıştırdı, ovuşturdu ve sağında duran soğuk su şişesini tepesine dikti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAUDADE
FanfictionOğlumun en yakın düşmanı ben miyim? *Severitus Hikayesi* *Bu bir hayran kurgudur. Harry Potter J. K Rowlinge aittir.
