Kaybolan Dolap

140 11 36
                                        

Slytherin ve Gryffindor ortak salonlarından önce aslan evine gitmişti kadın. Oğlunun örtülerin arasında iki büklüm yattığını gören kadın, çocuğun gözlüklerini çıkarıp başucundaki komodine koyup yorganı omuzlarına kadar çekti. Akşamın yorgunluğunun etkisiyle yavru bir kedi gibi horlayan oğlunun saçlarını okşayıp gryffindor sakinlerini rahatsız etmeden geldiği adımları takip ederek sessizce çıkmıştı.

O an saat 03.12'yi gösteriyordu.

Cadı üzerindeki rahatsız edici elbiseyi değiştirmeyi akıl edemediği için kendine kızarak hızlı adımlarını yılan evine giden spiral merdivene çevirmişti. Zindanların uğrayacağı iki yere de yakın olması sebebiyle ilk sırada yer almıyordu. Kızını kontrol ettikten sonra kapısında Profesör Snape / Slytherin Dekanı yazan odada adamın dönmesini bekleyecekti. Belki sabaha kadar belki de saatlerce.

Okulun ortak salonları arasındaki mesafeye ve daha kolay bir yol olmamasına, kuruculara, Albus Dumbledore'a, okula derken bugünkü tüm hayal kırıklığı ve öfkesini argo sözcüklerle çıkarmayı başarmıştı.

Saat 03.20

Slytherin ortak salonunda oturan ve hala birkaç yudum içki içen öğrencileri yataklarına kovalayan cadı, Draco'nun arkadaş grubu içinde sarışın çocuğun olmaması dikkatini çekmişti. "Severus'la o da gitmiş olmalı." diyerek öncelik listesinin en tepesine yerleşmesini engelleyip kızların odalarının olduğu koridora saptı.

Kadını gördüğüne pek memnun olmayan şaşkın gözlere sahip dudaklar "Helen odada değil Bayan Snape. Hatta hiç gelmedi bugün." dedi.

Kadının zümrütleri boş yatağa sabitlenmiş dururken Pansy ayağa kalkıp nazikçe elini cadının koluna koydu. Eli ateşe değmiş gibi sıçrayarak geri çekilen cadı "İyi geceler" dileyip koşar adımlarla slytherin evinden çıktı.

Karanlık koridorları aydınlatarak ilerleyen Fred Weasley'e mesaj iletmek için yola çıkan patronusun arkasından bakma zahmetine girmeyen cadı, kocasının eski iksir sınıfından geçerek odalarına girdi. Her kapının ardına, her örtünün altına baktı.

Şöminedeki uçuş tozunu alevlerin arasına atıp ihtiyar müdürü tatlı uykusundan uyandırıp ofisine gelmesini söyledi.

Tahta kapı zangır zangır sallanarak büyük bir gürültüyle kapandığında melez prensin yatağının üzerindeki çiçek buketi yavaş yavaş solmaya başladı.

03.23

"Onlar genç Annabel. Kanları deli akıyor. Ahh.." Yaşlı büyücünün ay ışığının yansıdığı cama özlem dolu bakışları konuşmayı bir anlığına dağıtsa da Fred Weasley'nin şömineden çıkan uzun bedeniyle tüm dikkatleri yeniden gecenin asıl konusuna dönmüştü.

"Mesajınızı alır almaz gelmeye çalıştım. Ama önce bakmam gereken, gitmiş olabileceği okul dışındaki yerlere baktım. Üzgünüm, geç kaldıysam." dedi genç adam telaşlı bir ses ve ona eşlik eden korkmuş gözlerle.

Cadı bir cepheden daha eli boş dönmüş olmalarına katlanamayarak masadaki yüzlerce galleon değerindeki altın kaplama Slytherin heykelini alıp duvara fırlattı.

Heykel un ufak olurken kulağının dibinden geçmiş olan ve cadının bile isteye heykeli ona yakın attığını bilen Dumbledore duruşunu ciddileştirdi. Ortada gerçekten bir sorunları vardı. Onları erkenden savaşa sokabilecek, planlarını temelinden sarsacak, özenle yıllarını vererek hazırladığı satranç oyununu bozacak bir durum. Severus henüz dönmemişti, cadıdan edindiği bilgilere göre Draco'da okulda değildi. Hesaplarımda küçük bir hata dahi yoksa - ki kendisinden fazlasıyla emindi - cadı bu geceki balodaki misafir sayısı yüzünden onu altı yanan bir kazanda haşlayacaktı. Belki de kendisi için hazırlanan iksir kazanında. Yaşlı büyücünün zihni susmak bilmezken karşılaştığı zümrütlerle omuzlarını kabarttı. Yönetimin kimde olduğunu hatırlatmalıydı.

SAUDADEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin