Yılın En Uzun Gecesi

423 15 162
                                        

21 Aralık 1996

Adam, sevdiği kadının dönüşünden bu yana geçirdiği en güzel gecenin her anını zihnine kazıdı. Çocuklarının, annelerinin yanında gülümseyerek pastadaki mumları süslemesini izlemek tüm sorumluluklarını omuzlarından çekip almıştı.

Kolları arasında uyuyan cadının saçlarının arasına sayısız öpücük bırakıp gözlerini kapattı. Kadını sabah beş gibi kaldırması gerektiğini biliyordu. Dün gece herkesin ortak sorusu olan ''Mahkeme neden ertelendi?'' ye geçici bir cevap verip üstlerinden atmışlardı. Dönüşteyse adam yakın arkadaşına ve Lenard'a çocukların yatakhanelerine girdiklerinden emin olmaları gerektiğine dair emir verip odasına giden gizli geçitten cadısıyla ortadan kaybolmuştu.

Savaşı aklından uzaklaştıran diğer bir an ise partinin ilk valsini cadısıyla yapmışlardı. Üzerindeki mavi elbiseyle verimli herkesin hayran olduğu etrafı çiçeklerle bezenmiş bir nehre benzeyen kadının kolları arasında salınması adamın aklında ki tüm düşünceleri çekip almıştı. Hayatında tekrar tekrar yaşamadık istediği an düğün günleriydi. Beyazlar içindeki sevdiğiyle yaptıkları ilk dans unutması mümkün olmayan, şu ana kadar okuduğu masallardan daha iyi bir hikayeydi. Kadınla yıllar sonra aynı dansı farklı bir mekanda yapmak o günlere götürmüştü. Adamın bakışlarından bu anda olmadığını anlayan cadının kontrolü ele alayarak adamın kendini bırakmasını sağlamasıyla Severus Snape yıllar sonra en savunmasız anında kendini hiç hissetmediği kadar güçlü hissetmişti.

Zümrütlerin, dipsiz karanlık gözlerine gülümsediğini gördüğünde eğilip dudaklarını cadının alnına bastırdı. ''Günaydın.''

''Yatağıma gidip devam etmek istiyorum. Gün falan aymadı.''

Çocuk gibi mızmızlanan cadıyı kollarının arasına alıp gıdıkladı. Kahkahalar eşliğinde yataktan fırlayan kadın işaret parmağını adama doğru sallayarak ''Çok ayıp(!)'' dedi.

Üzerindeki adama ait olan tişörtü çıkarıp dün gece giydiği elbiseyi yerde alıp iç çamaşırlarını aramaya başladı. Ellerini başının altına almış odasında gezen anadan üryan oldukça biçimli vücudunu sergileyen karısını izliyordu adam. Son zamanlarda izlediği en iyi kısa filmdi.

''Ne bakıyorsun ya?'' Kadının gülen sesiyle güneş zindanlardaki odasına dolan adam geniş bir gülümsemeyle yataktan kalkıp tek bir asa hareketiyle öğretmen cübbelerini giydi. Onun aksine muggle işiyle giyinen eşinin arkasına geçip elbisenin fermuarını kapatmayı teklif etti, eşinin her hareketine hayrandı. Safkan olmasına rağmen birçok şeyi birlikte yapmak için muggle yöntemleri kullanmasını seviyordu. Dudaklarının cadının omuzlarına bastırıp saçlarını düzeltti. ''Harika görünüyorsun.''

''Severus yaramaz bir çocuksun.'' deyip parmak uçlarında yükselerek adamın burnunu öptü. Kaşlarını çatmak yerine göğsüne çekip odada yalnız kalmadan önce cadıya son kez sarılıp doya doya kokusunu içine çekti. Gün boyu dersi vardı. Kaçıp kadını görebileceği anların kısıtlı olmasından nefret ediyordu.

''Gitmem gerek. Sende kahvaltını yap ve derse hazırlan. Aç kalırsan bilirim.'' Cadının bakışlarındaki sevgi dolu eş gülümsemesi adamın yıllardır üşüyen kalbini ısıtmış, kadına sarılıp dersleri ekmek istemesine neden oluyordu.

''Seni seviyorum.'' dedi defalarca kapanan kapının ardından.

Aynada son kez kendine bakan adam asasını ve gerekli program çizelgelerini küçültüp cübbesinin içine koydu. Odalarının kapılarını kapatıp korumaları kontrol etti.

Soğuk koridorda ilerlerken köşeyi döner dönmez çarpıştığı öğrenciyle tüm gününü geçirmeyi planladığı mutluluğu uçup gitmişti. Bu kişi gönlünce azarlayamayacağı bir öğrencisi olması da cabasıydı. "Bayan Snape!" dedi, otoriter öğretmen ses tonunu ortaya çıkararak.

SAUDADEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin