Hükumet çok gizli ve özel bir birim tarafından Kaptan Gibs'in bütün forsunu ortaya koyması sayesinde Grei'in ailesini duuma'ya taşımıştı bile. Babası hükumet için çalışacaktı, durumdan oldukça memnundu ve aynı durum Betsy'nin babası ile Betsy için de geçerliydi. Grei çoktan okula yerleşmişti bile halen sınav yapılmamasına ve okulda ondan başka öğrenci olmamasına rağmen Kaptan Gibs tarafından özel bir eğitimden geçiriliyor diğer efsun tiplerini kullanmamak adına o güçlerini gerektiğinde nasıl bloklayacağını öğreniyordu. Çünkü efsun okulunda dersler tamamen sınırları zorlamayla; bir öğrencinin Şaman olması umuduyla içindeki bütün potansiyeli açığa çıkarmakla ilgiliydi ve bu durum Grei için hiç de iyi değildi.
Gün geçtikçe aklındaki sorular azalmaya kaderindeki bu keskin çizgiyi daha fazla kabullenmeye başlıyordu. Aklından geçenleri anında ortaya döken birisi için bu sırrı saklamak kolay olmayacaktı ama alışıyordu; insan her şeye alışabilirdi ona göre. Kaptan Gibs'i mezun olana kadar ona Efendim dememeye ikna etmişti sonunda ve günlerinin neredeyse tamamını onunla geçiriyordu, akşam olup yurda döndüğünde hemen telefonun başına geçip olup biteni; en azından anlatabilecekleri kadarını Betsy'ye aktarıyordu. Günün en güzel anı komik olmayan bir olayı bile gülerek ona anlatmasının ardından Betsy'nin gülüşünün telefondaki yansımasını dinlemekti. O sadece gülsün istiyordu, düyanın bütün savaşlarını, açlığını, sefaletini, nefretini ve belki de hiç gerçekleşmeyecek olan umutlarını unutmasını; sadece gülmesini istiyordu...
Bir kaç hafta sonra sınavlar tamamlanmış alınacak öğrenciler yurda yerleşmeye başlamıştı. İsmi '' Hikari '' olan bu efsun akademisinde öğrencilere çok iyi şartlar sağlanıyor bir istedikleri iki edilmiyordu. Okula başladıkları andan itibaren yüzbaşı rütbesine yükseldikleri için olsa gerek her birine inanılmaz ihtimam gösteriliyoru. Yurdun belli kuralları vardı tabi ki; Odalar 5 kişilikti bu beş öğrenci yolun sonuna kadar aynı ekipte olacak bütün zamanlarını birlikte geçirecek bütün derslere birlikte katılacaktı. Grei'in ilk ekip arkadaşı Kairu adında garip bir oğlan çocuğuydu, saçlarını maviye boyatmış, kemikleri sayılabilecek derecede zayıf ve esmer, vücudunda bir sürü dövme bulunduran, insanlarla iletişim kurmak yerine müzik dinlemeyi tercih eden ve bu yüzden olsa gerek kulaklığını boynundan kat'iyen düşürmeyen biriydi. Odaya girer girmez etrafa pozitif bir enerji salmıştı; Grei'e verdiği selam bu etkinin bir parçasıydı, Grei yanına gidip elini uzattığında Kairu kollarını açıp Grei'in sarılmasını bekledi. İnsanlarla pek iletişim kurmamasına rağmen arkadaşlığın değerini bilen birine benziyordu.
Diğer oda arkadaşları Leia'ydı. Leia bavullarını taşıması için üç görevliyi deyim yerindeyse arkasından sürükleyerek odaya getirdi. Üzerine göbeği açık bir T-shirt giymişti, altında kot bir short ve tırnaklarında üzerindeki renklere uyumlu kırmızı bir oje vardı, zaten uzun olan boyunu o kocaman topuklarla 15 cm daha uzatıyordu. Odaya girer girmez Grei'lere dönüp " Siz ineklerle daha sonra tanışırım şimdi bavullarımı yerleştirip hazrılanmalıyım. Herhalde bizi bekleyen muhteşem bir hoşgeldin partisi vardır. " gibi gereksizce dürüst bir cümle kurmuştu ki bu Grei ve Kairu'yu neredeyse şoka sokmuştu. Grei Onun düşüncelerini okuyabileceğini hissetmiş olsa gerek ki sade bir ağaç görseli düşünmeye başladı. Bu bakımlı, kumral, bir o kadar da güzel kız bir düşünsel olsa gerekti. Grei bunu nasıl fark ettiğini ya da nasıl hissettiğini bilmiyordu ama iyi ki hissetmişti.
Daha sonra Aoda geldi. Merhaba arkadaşlar ben Aoda deyip bavulunu yatağının yanına bırakıp direk yatağına uzandı. Kimseyle bunun dışında tek bir kelime bile konuşmadı. Uykusu gelince etraftaki ışığı istemsiz de olsa azaltmıştı aoda, odayı karartmasından olsa gerek Grei Onun bir karanlık olduğunu düşündü.
Son arkadaşları bugün gelmeyecekti, bu durum onlara daha önceden belirtilmişti. Başka bir ülkenin çok uzak bir köşesinden geliyor olsa ki seyahati gecikecekti. Grei Onun hangi yeteneğe sahip olduğunu merak ediyordu; şaman tipinin bulunmaması nedeniyle 5 tipten ikinci birisi olmaması imkansızdı. Bu yüzden Efsun tipleri guruplar arasında her zaman tekrar ederdi ancak; tekrar eden gücün ne olacağını kimse bilmiyordu.
