11. ÇÖKÜŞ

702 78 11
                                        

         Sonunda hep birlikte odalarına dönmüşlerdi. Yüzlerindeki boş ifadeyi bir türlü silemiyorlardı ; aynı yaşadıkları o dehşeti silemedikleri gibi. Her biri boş boş duvara bakıyor olanları, olacakları ve eğer efsun öğrenirlerse olabilecekleri düşünüyorlardı ki; buna kaderi tüm ülkede ki Efsunu değiştirmek olan, ülkeyi kurtarmak için doğmuş olan Grei'de dahildi. Yemeklerine dokunmamışlar hatta su bile içmeyi unutmuşlardı, tek yapabildikleri o yaşadıkları anları gözlerinin önüne getirmek ve farklı bir seçenekleri olsa nasıl davranacaklarını düşünmek olmuştu.  

       Ailesi Efsunculardan oluşan Sina diğerlerine göre çok daha ilerideydi, basit efsunların hepsini yapabiliyor hatta bir kaç ileri düzey efsunu bile başarabiliyordu; ancak diğerlerinin bundan hala haberi yoktu, söylemeye ne fırsatı ne de isteği olmuştu. Yatağının yanındaki komodinde duran desteyi aldı aynı yerde duran bir bardak suyu da; suyun üzerinde elini gezdirip kendi enerjisinin çok ufak bir kısmını suya aktardı. Bu demekti ki o bir bardak su dönüşümü için bedel olacaktı, sonra desteyi avuçlarının arasında sıkıp gözlerini kapattı; bir kale hayal etti; iskambil kağıtlarından yapılmış mükemmel bir kale. Kağıtları havaya fırlatmasıyla bütün kartlar birbirinden ayrılıp bir birinden bağımsız bir şekilde hareket ederek kendi yerlerini bulmaya ve bu iki kubbesi olan; hatta hareketli bir yel değirmenine sahip olan kağıttan kaleyi oluşturmaya başladı. Bütün dönüşüm bittiğinde ortaya muhteşem bir obje çıkmıştı. dayanamayıp sordu Kairu.

Kairu: Bunu yapmayı nereden öğrendin?

Sina: Ağabeyimden, benim tüm ailem Efsun kullanır o açıdan biraz farklıyım. 

Grei: Peki Hala kullanmak istiyor musun? 

Sina: İşte o konuda hiç emin değilim ama bir şeyi merak ediyorum, siz neler gördünüz?

Aoda: Anlatmak istemiyorum ama çok kötüydü, inanılmaz zor bir seçim yapmak zorunda kaldım benim için çok önemli birini feda etmem gerekiyordu ama yapamadım ve yapamadığım için koca bir şehir yok oldu. 

Leia: Peki kendini kendine lanet okurken,küçük bir bebeğin kopmuş ayağını sana gösterip bunu sen yaptın derken gördün mü ?

Aoda: Benimki daha farklı bir versiyonuydu sanırım ama yine de aynı derecede ağırdı. Sanırım ben yapamayacağım. 

Kairu: Bir yanda Annem duruyordu, sevendruid gölündeydik; diğer tarafta ise göldeki tüm canlıları etkileyen bir kara Efsunun anahtarı, efsunu yapan kişi tarafından efsunlanmış tepkimeyi tersine çevirecek bir obje. Ya göldeki hayatı kurtarmayı seçecektim, balıkları; ya da babamın yokluğunda benim her şeyim olmuş, benim için dünyadaki en değerli insanı. Ben annemi seçtim, " ne olacak ki sadece bir göl." dedim. Seçimimden mutluydum, karar  vermesi çok kolay olmuştu. Sonra karanlık gölü sardı, kara efsun bütün balıkları zehirledi, gölün suyu da kapmıştı bu zehri ve yer altından akarsulara ulaştı sonra zehir. Hayatı yiyerek yayılıyordu sanki, hayatı tüketerek. Akarsular denizlere ulaştı, denizler okyanuslara. İnsanlar balık yediklerinde, duş aldıklarında, ve dahası yağmurda ıslandıkları anda dahi ölmeye başladılar. Atmosferdeki tüm su ve buhar enfekte olduğunda artık nefes almak bile öldürüyordu onları ve eninde sonunda annem de ölmüştü. Bir tek yanlış seçimin bütün hayata mal olmasını izledim ve kendi yansımamın gözlerinde benden duyduğu hayal kırıklığını gördüm. Ben böyle bir güce layık değilim.

Aoda: Ben de.

Leia: Buraya kadar, ben bırakıyorum.

Sina: Saçmalamayın eğitimden sonra doğru tercihleri yapacaksınız. 

Kairu: Bırakıyorum. 

Grei: Bırakın! Gidin! Kaçın! Siz bunların hiç birine layık değilsiniz! Siz insan bile değilsiniz! Nasıl bir kişiyi o kadar insanın hayatına tercih edersiniz! Sizin için en önemli kişiyi; annenizi, babanızı, ağabeyinizi, sevgilinizi. Nasıl bu kadar saçma, bencilce bir seçim yaparsınız? İnsan olmayasınız?

Sina: Nasıl yani ne  demek istiyorsun? 

Grei: Elindeki güç ne kadar büyük olursa olsun sadece insansın. Hep insandın ve ne kadar güçlenirsen güçlen hep insan kalacaksın. Efsun öğrenmek ya da kullanmak sizi insanüstü bir akla, insan üstü bir öngörüye zaten kavuşturmayacak. Bu sınava bir milyon kişi girse bir milyonu da bizler gibi karar verirdi, çünkü bizler insanız. 

Kairu: Ben bir daha böyle kararlar alacak kadar zor durumda kalmak istemiyorum Grei.

Grei: Tabi ki de kalacaksın. Burayı bıraksan bile kalacaksın. Evinde yangın çıkacak ve anneni mi kardeşini mi kurtarman gerek diye bir seçim yapacaksın. Kimi kurtarırsan diğeri ölecek ve bu durumdan kendini suçlayacaksın. Bunun Efsunla alakası yok. Hayat bu, Kimse seçimlerinin ötesini göremez.

Leia: Peki ne yapacağız? Madem hayat hakkında bu kadar bilgilisin, bunu da söyle şimdi ne yapacağız? Biz bırakmasak bile zaten başarısız olduk yani atıldık. 

Grei: Biz bir ekip değil miyiz? Seçimleri ayrı ayrı yaptık, ama sonuçlarını ekipçe karşılayacağız. Biliyorum halen yeni tanışma aşamasındayız ama size şimdiden sözünü veriyorum ki hiç bir zaman zorluklarla tek başınıza yüzleşmenize izin vermeyeceğim. Gücümün yettiği kadar yanınızda olacağım. 

Aoda: Ben varım Grei. Ve bu dediklerinin de boş laflar olmadığını biliyorum çünkü aynısını havuzda yaşadım, bundan sonra beraberiz. 

Kairu: Söz mü Grei? Yanımda olacak mısın? Her zorlukta? 

Grei: Söz ulan söz. 

Kairu: Bende varım o zaman. 

Leia: Bunlar gaza geldi ve erkeklik yeminlerine başladılar. Ne dersin bizde kız kıza bir söz verelim mi Sina? 

Sina: Bana uyar. 

Leia: Biz de varız o zaman. 

     Herkes birbirine söz verdiği anda Kaptan Gibs kapıdan girdi ve kollarını iki yana açıp yüzünde koca bir gülümsemeyle bağırdı; " GEÇTİNİİİİİZ !". Ardından boğazını  temizleyip devam etti; " Asıl sınav kendinize gelebilmeniz ve birbirinizden güç alabilmenizdi. Zorlukları birlikte karşılamanızdı. Aferin size artık resmen birer öğrencisiniz ben şu dinleme cihazını alayım. " dedi ve mahcup bir ifadeyle odadaki dinleyiciyi söküp odadan uzaklaştı. 

ŞamanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin