Bir yaprak düşümü zamanda, bir yaprak düşümü zamanda olmuştu her şey. Gözlerinin içinde büyüyen öfke, saldırganlık ve savaş azmi yerini başıboş bir şaşkınlığa bırakmıştı. Daha biraz önce onlara sarsılmaz bir güven bahşeden Şaman gözlerinin önünde ortadan kaybolmuştu. Şimdi ne yapmak gerekiyordu? Saldırıya devam mı etmeliydi? Yoksa yeni bir emir mi beklemeliydi. Savaş alanının en yetkilileri olan Kaptanlar gidişatı ellerine alacak kadar çabuk toplayabilecekler miydi kendilerini? Bir yaprak düşümü zamanda olmuştu her şey.
Kairu her ne kadar yaşadığı şaşkınlığı atlatamasa da askerlerin duraksamalarını, şaşkınlıklarını ve korkularını fark etmişti. Düşmanın da fark etmesi an meselesi diye düşündü kendince; bu şekilde bir savaş onların aleyhine bir katliamdan farksız olurdu. Hazır değillerdi, ve aralarından biri bir plan ile ortaya çıkana dek savunma yapmak en iyisi olacaktı. Gözlerini kapatıp önce kendi ordusunun etrafını Jukai Koutan'ın dikenli sarmaşıklarıyla çevirdi, ardından efsununa fiziksel aura ekleyerek jukai Windan'a geçti. Artık dikenli sarmaşıklar etraflarını sarmaşık bir çemberle çeviren ve içeriden dışarı kırbaç salınımına benzer saldırılar düzenleyen istemsiz bir savunmaya dönmüştü; ancak asla yeterli değildi, karşılarında Gallier'in bizzat etten kemikten bedeni vardı. En ufak kötü niyeti bile onları felç etmeye yetecekti.
Kairu'nun aurasının tükenmek üzere olduğunu fark eden Aoda hemen arkasına geçerek aurasını kendi ellerinde topladı; karanlık aurasını o kadar inceltmişti ki direkt olarak Kairu'nun sırtına dokunarak transfer edebilir duruma gelmişti. Başarması yıllar alabilecek bu ileri düzeydeki aura aktarımı sayesinde Kairu Moukujin Golem'i kurmayı başardı. Kapladığı alan ilk başlarda insanları sarmaşık çemberi içinde sıkıştırsa da Golem'in içerisine açtığı kapılar sayesinde herkes korunaklı bir alana kavuşmuştu bile. Kendisi Tahta Golem'inin alnında kurulmuş görüş alanı çok geniş olan bir balkondan bakıyordu. Diğer herkes gibi kendisini korumasına yarayan parmaklıklar ardında saklanmamış aynı zamanda karşı saldırıya geçmek için fırsat kolluyordu.
Yami karşı saldırılarını başlatmış; gelen emir üzerine goleme ateşler yağdırırken Sina ise karanlık ve fiziksel aurasını birbiri içerisinde sakince yoğuruyordu. Kara panterlerini salacak ve düşman hattında geçebilecekleri bir boşluk yaratacaktı. Siyah yıldırımlar bulunduğu parmaklıklardan dışarı parlamaya başlamıştı ki düşman askerleri birden bire duruverdi. Saldırı altında değillerdi ve Yami sebepsiz yere durmuş olamazdı; ne olduğunu daha iyi anlamak için Kuroi Panta'sını bir süre için beklemeye aldı. Bu sırada aşağıdan bir ses duyuldu, ses Gai'ye aitti. " Kaptanlar aşağı bekleniyorsunuz ! Savaşmak istemiyoruz müzakere için aşağı bekleniyorsunuz! " Aynı cümleyi üç beş kez tekrar etmişti ki sahada bulunan yegane kaptanlar olan Kairu ve Sina aşağı doğru hareketlenmeye başlamışlardı.
Aşağıda onları Netero, Gallier ve Genma üçlüsü karşılamıştı. Gallier'in siyah kanatlarına bakakalan Sina düşmanı dahi olsa hayranlığını gizleyememişti. Zira mükemmel bir şekle sahip o kanatlar gece siyahından siyah, okyanusun en derin sularından daha maviydi. Gerçek dışı bu renk karşısında büyülenmemek elde değildi. Kairu'nun sarmaşık savunmasının hemen dışında karşı karşıya gelen iki grup gergin sessizliği beklemeden söze başladı.
Gallier: Etkileyici kukla! Hükumet'in tarafında olmanız yazık olmuş.
Kairu: Öyle ama değil mi? Mokujin Golem adını verdim hem savunma hem de saldırıya elverişli bir teknik.
Kairu'nun karşısındaki'nin düşman olduğunu unutup hemen muhabbete girmesi Sina'yı şaşırttığı kadar da sinirlendirmişti ki koluna sertçe bir dokunuşla uyardı arkadaşını. Bu olay karşısında kendisini tutamayan Genma ve Netero katıla katıla gülmeye başladı. Netero bütün ciddiyetini ve sertliğini kaybetmiş biçimde " Kesinlikle yanlış taraftasın dostum, çok eğlenebilirdik birlikte. " dedi.
