Hükumet ordusu üzerlerine gelen bu devasa güllelerden oldukça ürkmüştü ürkmesine ancak kaçmıyorlardı; bir kaç kişi haricinde geriye en ufak bir adım dahi atmamışlardı. Tam o sırada Altın kanatlarıyla sivri güllelerin önüne bulutların arasından dalış yapan kaptanlarını gördüler. " Bakın bu Kaptan Gibs! " dedi aralarından biri; yakının da olup da duyanların yüreklerine su serpmişti bu haber. Kaptan Gibs'in böyle bir saldırıyı engelleyememesine imkan yoktu.
Kaptan kanatlarını iyice gerip mermilerin karşısına geçti ve dua eder gibi ellerini göğsünün önünde birleştirdi. Bu sırada havayı ağırlaştırmış atmosferin üst kısımlarından hava çekip bulunduğu alana mermilerin önüne yığmıştı. İlk hamlesi mermilerin hızını kesmek adına yapılmış bir hamle olsa da pek bir işe yaramamıştı. Ardından ellerini kanatlarının uzanabildiği en uzak köşesinden tutup hali hazırda efsunladığı havaya şekil vermek için iki yandan önüne doğru ellerinin de yardımıyla büyük bir hızda kapattı. Ağır ve yoğun hava kütlesi iki taraftan da çarpraz ve keskin çizgiler halinde güllelere doğru ilerledi; yoğunluğundan ziyade aldığı şekil sayesinde gülleleri parçalara ayıran bu ağ misali keskin rüzgar aynı zamanda hızlarını da azaltmıştı. Güllelerden kalan parçalar orduya ulaşmadan yere düşmüş ve kimseye zarar vermemişti. Öte yandan kaptanın yolladığı keskin hava dalgaları Yami'nin üzerine ilerliyordu ki Gai tarafından yönü değiştirildi. Gelen dalganın tam orta noktasından sert kayadan oluşturulmuş dev bir sütun yükselten Gai hava dalgasının ikiye bölümesine ve böylece de Yami ordusunun sağ ve sol tarafından geçip gitmesine izin verdi. Tam bu sırada Netero kafasında Genma'nın sesini duydu;" Havadaki Altın kanatlıya yolla bir tane! "
Netero Buzzer'a " Omzunu ver nişan almam lazım! " dedikten sonra yüzünü düşmana dönen Buzzer'ın bir omuzuna kolunu sabitledi ve gözünün birini kapatıp sakince nişan aldı ve işaret parmağının ucunda iki tane minik yıldırım belirdi. Boyutları neredeyse tamamen bir kibrit çöpüyle aynıydı, birbirlerinden tamamen bağımsız bu iki elektrik parçası Netero'nun Enton Reina da yaptığı Aura doğasını değiştirmenin sadece farklı ve konsantre bir versiyonuydu. Parçalar birbiri etrafında yavaşça dönmeye başladılar; dönüş hızları arttıkça artı ve eksi yüklü bu iki minik yıldırım çubuğu arasında gözle görülür bir enerji alışverişi başladı. Artan dönme hızı son noktasına ulaştığında; aslında birbirinden bağımsızca dönen bu iki parça tamamen elektrikten oluşan bir misketi andırıyordu ve dönüş sırasında artı-eksi yüklerin birleşmesinden dolayı muazzam bir yok edici güç taşıyorlardı. Netero bedeli sol ayağıyla seçmişti ancak bu teknik onu daha önceki seferlerde olduğu gibi metrelerce toprağa gömmeyecek sadece bir kaç santim toprağı yok edecekti. Tüm hazırlıklar tamamlandığında Netero odakladığı aurasını tamamen serbest bıraktı. O küçük enerji topu sanki Kaptan Gibs'in sağ omuzuna ışınlanmıştı; topu omzunun yarım metre önündeyken gören Kaptan'ın bu hızdaki bir darbeye karşı yapacak hiç bir hamlesi yoktu, sadece birazcık sola kaçabilen Kaptan'ın sağ kolu dirseğinin iç tarafından vurulmuştu. Fiziksel bir cisimle etkileşime geçtiğinde genişleyen bu enerji topu kaptana dokunduğu anda bir metre çapına ulaşmış ve kaptanın kolunu, omzunun tamamını, sağ kanadı; ayrıca akciğerlerinin bir kısmını da anında yok etmişti. Patlamadan sonra toprağa karışmak isteyen elektrik hemen yıldırıma dönüşüp dimdik yere ulaşmıştı; Kaptan ise darbenin ardından serbest düşüşe geçmiş bilinçsizce yere çakılmaktaydı. Onu kurtaran yine onun gibi bir kaptan olan Bayan Malikah olmuştu, bir anda kaptanın yanında belirip, diğer anda Hikari'nin revirine varmıştı. Onların bulunduğu alandan yere sadece bir sedye düştü.
Kaptan Malikah'ın yeteneği Işınlanma olarak görülse de daha önceden işaretlediği nesnelerin havada yerlerini değiştirebiliyordu. Gibs'in yanına gidebilmek için onun cebine koyduğu işaretli çakıl taşıyla kendi yerini ve Onu Hikari'nin revirine taşımak için ise revirdeki işaretli sedye ile kendisi ve Kaptan Gibs'in yerini değiştirmişti. Revirde bağırdı " Şifacıııııı! "
