Windoria

404 38 3
                                        

        Yami Windoria'yı işgal edeli 6 ay geçmişti. Başkent Duuma ve birkaç yakın şehir dışında ülkenin bütün sınır bölgeleri işgal edilmiş; merkezde kalan şehirlerin etrafı Yami tarafından işgal çemberiyle çevrilmişti. Bu şehirler arasında yoğunluğunu çiftçi kesimin oluşturduğu Fiore nin bulunmasına rağmen hükumet kuşatma nedeniyle insanlarını besleyemeyecek konuma gelmişti. İşgal altındaki bölgelerden hükumetin kontrolü altındaki şehirlere  erzak ve mühimmat girmesine engel olan Yami liderliğindeki Kara Loncalar hükumetin kontrolündeki şehirlerde kıtlık, panik ve stokçuluğa sebep olmuştu. Büyük savaşın patlak vermesinden korkan halk; elinden geldiği kadar dayanıklı erzak alarak kötü günler için depoluyordu. Bu sebepten her ürünün fiyatı gün be gün artıyor, ülkenin yüksek sınıfı olarak kabul edilen ve gelirleri en yüksek topluluk olan Subaylar dahi kazandıkları parayla geçimlerini sağlayamıyordu. Artık savaş şartları geçerliydi, her şey artık daha bir gerçek geliyordu... 

       Bu şartları dış dünyadan daha izole olsa dahi hisseden Hikari'de bütün dersler hızlandırılmış şekilde veriliyordu. 3. aşamayı tamamlamasına imkansız gözüyle bakılan efsuncular bir bir Orduda subay olarak görevlendiriliyordu. Bütün bu kargaşanın içinde dışardan aldıkları haberlere en çok üzülen takım Anka'lardı. Ellerinde bütün bu karmaşayı, savaşı durdurabilecek güç olmasına rağmen silahlarında tek kurşunları vardı. Hazır olmadan ortaya çıkan bir şaman ele geçirilip öldürülürse Hükumetin ve halkın başka bir umudu, bel bağlayacak bir Mesihi kalmayacak, hükumet psikolojik olarak zaten kaybetmiş olacaktı...

      Anka takımından Sina, Kairu ve Grei Aura tiplerini değiştirmeyi başarmış geriye bir tek Aoda ve Leia kalmıştı. Karanlık ve Düşünsel tipler değiştirmesi en zor olan Aura'lar olduğu ve mükemmelleştirmesi muhtemel olarak bir ömür süreceği için bu ikisinin Aura tiplerini değiştirmelerine imkansız gözüyle bakılıyordu. Sina Fiziksel Aurasına babasından miras kalan karanlığı katarak oluşturduğu elektrik enerjisini Karanlık Aura ile kaplayabiliyor böylelikle geniş bir etki alanına yayılan elektrik saldırısı aynı zamanda dokunduğu her şeyi de yutuyordu. Tekniğinde tamamen ustalaşma evresine ulaşamasa da yarattığı yeni tip Aura'yı belli bir seviyeye kadar bükmeyi başarmıştı ve tekniğine Grei'in tavsiyesi üzerine Kara Panter ( Kuroi Panta ) ismini takmıştı; oldukça etkili bir teknik olan Kuroi Panta geniş menzili ile cephe savaşında etkili olacağa benziyordu...

       Kairu doğal Aurasıyla Jukai Koutan tekniğini daha da geliştirerek Grei'in Kaptan Gibs'ten öğrendiği Jukai Windan'a benzer bir sürü teknik geliştirmişti. Topraktan çıkan hemen her şeyi bükebiliyor ancak şekillerini değiştiremiyordu. Aura'sını Fiziksel tipe çevirdikçe topraktan yaşayan ağaçlar sarmaşıklar yerine işlenmiş tahtalar, kalaslar gibi hayal ettiği herhangi bir nesneyi hasat eder hale gelmişti. Tekniğini Aoda'nın verdiği fikir üzerine geliştiren Kairu hem saldırı hem savunma sağlayacak " Tank gibi " bir araç yaratmaya karar vermiş ve bunun üzerine çalışmaya başlamıştı. Tekniğinde ustalaştığında yarattığı canavarın boyutu ve yetenekleri sayesinde Geto'nun bile taktirini kazanmış, bütün dikkatleri üzerine toplamıştı. Yeni geliştirdiği Doğal ve Fiziksel Aurası topraktan yarattığı dayanıklı ve akıcı tahta ham maddesini hayal gücünün emrine amade kılıyordu ve bu sayede Kairu Mokujin Golem tekniğini oluşturdu. Tamamı tahtadan oluşan ve Kairu'nun iradesine itaat ederek onun istediği şekilde hareket eden, boyu 30 metreyi bulan, uç kısmı ejderha başlı bir kuyruğa sahip olan ve savaş sırasında Kairu'yu baş kısmındaki korunaklı bir odada taşıyıp koruyabilen dev bir golemdi bu. Bire bir talimler sırasında bu teknikle hiç kaybetmemiş olan Kairu tekkniğini bir adım daha ileri taşıyarak zorlandığı bir anda topraktan dev bir kılıç yaratarak Mokujin Golem'in eline tutuşturmayı ve bu kılıcı da kusursuz bir biçimde kullanmayı dahi başarmıştı. Zor zamanlarda kullanışlı bir teknik olacağa benziyordu. 

       Grei kütüphaneye geçtiğinden beri 6 aydır durmaksızın çalışıyor envanterine ardı ardına yeni teknikler ekliyordu; rüyalarında aynı saldırıya maruz kalma korkusuyla artık çok az uyuyan Grei fırsattan istifade ederek uyanık olduğu hemen her saati çalışarak geçiriyordu. Bunların dışında Aura tipini değiştirmek ona o kadar doğal gelmişti ki; gözlerini kapattığında gördüğü kurdelelerden gök mavisi dışında ikisini birbirine karıştırmak çocuk oyuncağıydı ancak şaman olduğunu da açık etmemesi lazımdı. Kırmızı kurdele fiziksel Aura tipine aitti ve herkes onu fiziksel olarak tanıyordu bu yüzden taban olarak kırmızıyı kullanmış üzerine Düşünsel Aura tipine ait olan sarı kurdeleyi eklemişti. Bu sayede fiziksel efsunuyla dokunduğu kişilerin düşüncelerini kontrol edebilecekti; ancak hem zararsız hem de etkili bir savaş yöntemi bulması gerekiyordu. Bir çok arkadaşına danıştıktan sonra Fiziksel Aurası ile oluşturduğu rüzgarın içerisine Düşünsel Aurasını katmayı ve o rüzgarın dokunduğu bütün düşmanları kendi zihinlerinde bir döngüye hapsetmeyi başardı. Tekniğin temeli Fiziksel ve Düşünsel Aura doğalarının birlikte çalışmasına bağlıydı; dokunduğu herkesi sonsuz bir rüyaya hapsedecek bir rüzgar öldürmeyi sevmeyen Grei'e tamamen uyuyordu. Düşmanlarını devre dışı bırakacaktı ancak canlarını almayacaktı, sadece ve sadece etkisi geçene kadar bir rüyanın içinde hapsolmalarına neden olacaktı. Geto bu tekniği gereksiz ve etkisiz bulsa da Grei oluşturduğu teknikten oldukça memnundu. 

     Sonunda Mezun olan Anka'lar üniformalarını çekmiş, görevlerine atanmışlardı. Grei'in isteği üzerine Gibs ve Malikah bütün forslarını ortaya koyarak onların aynı birliğe atanmasını sağlamıştı. Grei, Sina, ve Malikah artık birer Kaptandı; ve bu rütbe ile birlikte kendilerine ait birliklerin de komutanları olmuşlardı. Aoda her ne kadar Grei'in altında çalışmak istese de Merkezden gelen emir üzerine Kairu'nun emir subayı olmuştu; aynı durum Leia için de geçerliydi ki o da Sina'nın komutası altına girmişti. Grei'in emrine ise hali hazırda atandığı birlikte komutanını yeni kaybetmiş bir Emir Subayı olan Candis atanmıştı. Düşünsel bir efsuncu olan Candis; uzun boylu, sarışın, her zaman temiz ve düzenli görünen, yeşil gözlü ve genç bir bayandı. Kairu'nun Grei'e " Subayları değişelim mi? " demesine neden olacak kadar güzel olan Candis yeni yaşadığı kayıp nedeniyle hemen her zaman asık suratlı ve birazcık da kabaydı. Sol elinde bulunan sargı bezinin altında son savaşından aldığı yaraları hala taşımaktaydı. Küçük yüzüne ve dolgun dudaklarının üzerindeki küçük burnuna muhteşem uyum sağlayan yeşil gözleri solgun ve üzgün baktığı için olsa gerek Leia ve Sina ona " Soluk Gözlü Piliç " lakabını takmışlardı. 

      Atanmalarının ardından çok geçmemişti ki ilk görevleri konumlarına ulaşmış ofislerinde belirip okunduktan sonra kendisini imha etmişti. Görevin içeriği her biri için farklıydı ancak amaçları aynı olacaktı WİNDORİA'YI GERİ ALMAK!


ŞamanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin