Pembe Bulutlar

379 41 0
                                        

    Saatler süren meditasyonun ardından elleri boş dönen Grei birazcık olsun rahatlamıştı. O kadar güçlü bir varlığa doğru isteği dışında çekilmek rahatsızlık veren bir duyguydu onun için, her ne kadar kendi zihninde yolculuk yapıyor olsa da tamamıyla hakimiyet sahibi değildi olaylar üzerinde. Belki de bu sefer gerçekten bulmayı dilememişti O'nu, belki de korkusu yüzünden ulaşamadı, belki daha rahat olsaydı her şey kendiliğinden çözülecek ilk şamanla buluşabilecekti ancak şu an için ertelemekten başka çareleri yoktu. Hem Malikah'ı aramasının bir sebebi vardı, o kadar bunalmıştı ki bir tek ona anlatabilirdi içindekileri; buna rağmen saatlerdir hiç bir şey yapmadan onu bekliyordu.

Grei: Seni de konuşmak için çağırdım ama saatlerdir bekletiyorum M. Özür dilerim.

Malikah: Saçmalama, sen şaman'sın, ne zaman ihtiyacın olursa buradayım ben. 

Grei: Şamanım. Sadece şaman olduğum için mi yanımdasın M. ?

Malikah: Bu Geto senin sinirlerini iyi bozmuş olmalı ki üst üste saçmalamaya devam ediyorsun, o adamın elinde çıldıranlar gördüm ben, bizzat kendim çıldıracaktım sonunda, kendini çok kaptırma istersen.

Grei: Aslında Onu da çembere katsak? O da bilse hani bir kaç doğayı birleştirip yenebilirim onu.

Malikah: Hayır, bunu yapamazsın Grei. Çok tehlikeli, Ben bir Kaptan olarak söylüyorum ki o adam eğer savaşmayı kabul etseydi kesinlikle bir üstad olurdu. 

Grei: 5. seviye yani? Peki yenebilir misin onu işler ciddiye bindiğinde.

Malikah: İşler ciddiye bindiğinde karşısında kalmak istemeyeceğim adamların başında gelir kendisi ki, Hükumetin emri olduğu için kendi öz kardeşini, büyük ağabeyi Hamura'yı öldürmüştür. Tüm ailesiyle birlikte. 

Grei: Nasıl yani? Şimdi bize ben can almamak için savaşmıyorum numaraları çeken adamdan mı bahsediyoruz?

Malikah: Evet yufka yüreklidir aslında, ama iş emirlere geldiği zaman çelik gibi iradesi vardır. Bir tek savaşmayı kabul etmez, ilk ve son aldığı can kendi kardeşinin canı aslında. Belki de bu yüzden çok huysuz, o yaptığından sonra kendisiyle yaşamak zorunda olduğu için. Düşünsene?

Grei: Yani diğer doğaları kullanamayacağım öyle mi? 

Malikah: Grei sen ne dediğinin farkında mısın? Diğer Ankalar kaç doğa kullandılar acaba bir düşün? Kairu bile çiçekle, böcekle, sarmaşıkla kazandı. Aoda'yı söylemiyorum bile, tüm arenayı yuttu herif tek doğa kullanarak ve sen bütün doğalarda onlardan çok daha üstünsün. Fiziksel aura ile pratik yapmaya devam et bence. 
Grei: Biliyorum M. Ama savaşın ortasındayken kendimi diğer Auralarla yapabileceklerimi düşünmekten alamıyorum, aklım hep oraya kayıyor bu yüzden adam akıllı bir saldırı düşünüp harekete geçemiyorum çabucak.
Malikah: Ne diyeceğim bak. Bir daha ki sefere düşünme. Sadece fiziksel'in kırmızısı'nı düşün. 

Grei: Aura renklerini diyorsun, mantıklı aslında, düşünmeden savaşsam ve sadece kırmızıyı kullanmaya odaklasam kendimi belki diğer renkleri geçici olarak silebilir bütün enerjimi kırmızıya çevirebilirim. 

Malikah: Aynen öyle. Söz bir daha ki dersinde orada olacağım. 

Grei: Hala derslerle uğraşıyorum M. İnsanlar ölüyor ve ben hala derslerle uğraşıyorum. 
Malikah: Beklemelisin Grei, vaktinden önce ortaya çıkamazsın. Gibs'i dinle, benim tanıdığım en iyi stratejist O'dur. Ona bırak sen plan yapmayı, sadece o Geto manyağını yerle bir et yeter. 

Grei: İyi ki varsın M. 

Malikah: Aslında bu kaçışlarımız benim de iple çektiğim anlar olmaya başladı. Sina'yı kızdırsakta...
Grei: Farkındayım, kıskanıyor galiba.

Malikah: Ne kıskanması, çatlıyor. Bence geç olmadan konuşmalısın onunla, istemiyorsan vaktini harcama kızın. 
Grei: Haklısın. 

    Orada bir saat daha birlikte kaldılar, bulutların havada akışını ve güneşin son demlerinde o yorgun ışıklarının bulutları nasıl pembeleştirdiğini izlediler. Hava laciye dönüp yıldızlar kendisini göstermeye başladığında Grei başını Malikah'ın dizlerine koyarak onları izlemeye başladı. Bir yandan yıldızlara, diğer yandan yüzünde saklamaya çalıştığı o çocuksu, heyecanlı gülümsemeyi gök yüzündekilerden çok daha güzel bir yıldız gibi taşıyan Malikah'a bakıyordu. Malikah müsaade bile istemedi ellerini saçlarına attığında, içinden geldiği gibi davranıyordu onun yanında. Olduğu gibiydi, istediği gibi... 

ŞamanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin