Kısa zamanda bütün loncanın ilgisini ve saygısını kazanan Netero Lonca merkezinde toplantıya çağrılmıştı; bu onun için büyük bir onur olmasının yanında vücudunda ilginç bir gerginliğe neden oluyordu. Sonuçta neredeyse ölümsüz sayılan, karanlığın ta kendisi olan, canavarımsı bir güce sahip Lonca Efendisi Gallier de orada olacaktı; onun bulunduğu yerde diğer 14 bölük komutanının lafı bile olmazdı. Karargah çadırlarının arasından geçtikten sonra kampın en güvenli yeri olan yer altı mahzenine doğru ilerlemeye başladı. Girişte iki efsuncu tarafından kalp gözü kullanarak kötü niyetli aura için kapsamlıca arandı; sansına hemen her zaman hissettiği kana susamışlık duygusunun yerini gerginlik almıştı ki kontrolden geçip salona ilerleyebildi.
Toplantı salonuna ulaştığında diğer 14 komutan oradaydı ancak Gallier aralarında değildi. Özür dileyip boş kalan tek sandalyeye oturdu ve beklemeye başladı. Bu sırada kimse konuşmasa da herkesin aklından geçeni okuyabilen Genma diğer komutanların düşündüklerini Netero'nun bilincine iletti. Bu düşünceler karşısında gururu okşanan ve tam teşekkür etmek üzere olan Netero kafasında " Nerden bildiğini sorarlarsa ne diyeceksin?" sorusunu duyup vazgeçti; ve vazgeçmesinin hemen ardından içeri Gallier girdi. 500 yaşında bir bunağa hiç benzemiyordu; sağ gözünün altında, elmacık kemiğinin hemen üzerinde bir hilal sembolü taşıyordu, saçları uzun ve siyahtı, vücudu neredeyse bir olimpiyat koşucusununki kadar sağlıklı, fit ve kaslı görünüyordu. En dikkat çeken yanı ise yıllar geçmesine rağmen bozamadığı tek efsun olan kanatlarıydı; ilk loncaları hala on kişiyken ilk Şaman Erwin tarafından efsunlanmış olan bu kanatlar Erwin ölmesine rağmen şeklini kaybetmemişti. Hala ilk günkü kadar siyah hala ilk günkü kadar karanlıktılar. Gallier kanalarını arkasında birleştirip sırtını koyacak yeri olamayan bir koltuğa oturdu; bu koltuk kanatları nedeniyle onun için özel yapılmıştı ve masanın üzerine eğilip ellerini önünde birleştirerek sordu:
Gallier: Anlat bakalım çaylak ilk 10 kişiden kimin soyundansın.
Netero: Babam ismi Hamura olan bir hükumet efsuncusuydu. Ben 15 yaşıma girmeden hükumet onu çok tehlikeli olduğu için öldürdü. Bunun dışında bir şey bilmiyorum.
Genma: Hamura, 6. sınıftı yanlış hatırlamıyorsam, Generallerden biriydi?
Gallier: Evet, ama onu tehlikeli olduğu için öldürmedi hükumet çok şey bildiği için öldürdü. Hamura doğrudan Hirodura'nın soyundan geldiği, ve Hiroduranın genleri onda kuvvetli olduğu için geçmişteki haliyle ruhani bağlantı kurabilecek düzeye gelmişti. Dağılma günümüzden bir kare görmüş olamalı ki bu durum üst düzey hükumet yetkililerini ziyadesiyle rahatsız etmiştir.
Netero: Son günlerinde dalıp dalıp gidiyor, günde neredeyse 5 saat aralıksız meditasyon yapıyordu. Onu öldürüp hain ilan ettiler, bizi tüm varlıklarımızdan, evimizden, yurdumuzdan soyutlayıp hepsine el koydular. Her şey sona erdiğinde sokakta kalmış aç bir veletten ibarettim. Annem babamın el yazması olan efsun kitaplarını özenle saklayıp bana verdi sonrasında o kitaplardan öğrendiklerimle buralara kadar geldim.
Gallier: Baban bize çok zorluk çıkardı. Bir dönem askerlerimizin sayısını senin şu an da hükumete yaptığın gibi hatırı sayılır derecede azaltmıştı. Ölümüne üzüldüm desem yalan olur. Ama senin burada olmana sevindim. Hirodura'nın şeytani versiyonu gibisin, içinde iyilikten başka bir şeye yer olmayan saf bir çocuğun şeytani ikizi gibi. . .
Gai: Netero ilk 10 kişiden birinin reankarnesi mi şimdi?
Genma: Evet, senden de ümitliydik ama görünüşe göre sen sadece yetenekliymişsin.
Gallier konuyu toparlamak adına ayağa kalktı ve yeni saldırı planlarından konuşmaya başladı. Yeni hedefleri merkez şehirlerden birisi değildi; aksine merkezin etrafındaki şehirleri hedefliyordu. Duuma'yı ele geçirdiği şehirlerden oluşturduğu bir çemberin içine alıp tarihin gördüğü en büyük kuşatmayı yaratacak ve onları teslim olmaya zorlayacaktı. Toplantı sonunda Netero'ya bir kitap daha hediye etti; üzerinde " Işığın yolu, Hirodura! " yazıyordu. Netero'nun şaşkın yüzünü görünce ekledi " Evet bu kitap Hirodura tarafından yazılmış, ve evet karanlığı öğrendiğin kadar ışığı da öğreneceksin ki işte o zaman gerçek potansiyeline ulaşabilirsin..."
Netero başını eğerek teşekkür etti, ve toplantı bitti...
