Zaman durdu. Benim için duyduğum o son cümleden sonra zaman akışı diye bir şey kalmadı. Ben o saatte ve o saniye de kaldım. Bu acıyla geleceğe doğru gitmek istemiyordum. Ben geçmişe gitmek istiyordum. Her ne kadar aramız çok iyi olmasa da ailecek beraber gerçekleştirmek için bir sürü hayal kurmuştuk fakat hiçbirini gerçekleştiremeden üçü de beni bu korkunç dünyada bırakıp gittiler. Beraber kamp yapacaktık, konsere gidecektik, yurt dışına çıkıp tatil yapacaktık ve tiyatroya gidecektik. Ama hiçbirini gerçekleştiremeden benden ve bu dünyadan ayrıldılar. Ben, onların bana bırakmış olduğu hayallerle kaldım. Onlar benden ayrıldılar ve ben yarım kaldım. Ne ağzımdan bir daha anne kelimesi çıkacaktı, ne de baba. Bu kelimeleri onlara günler önce son kez söylemiştim ve benim bundan haberim yoktu.
İstila, Altı harften oluşan ve iki sevdiğim ruhun canını alan katil. Neden insanları öldürüyorlardı? Neden masum ve iyi kalpli ruhların canını alıyorlardı? Şu zamana kadar ne annemin, ne de babamın bir insana zararı olmuştu. Onlar bir melek gibi zararsız kullardı. Ama şimdi bir an da suçsuz şekilde ölmüşlerdi.
İstila, çoğu insanın en büyük düşmanıydı. Ve o kişilerden biri de bendim artık. Sıra bana gelmişti. Kendime söz veriyordum. Bu İstila'ya sebep olan ve insanları öldüren tüm İstilacıları kendi ellerimle öldürecektim. Bu dünyayı cehenneme çevirmenin bedelini ödeyeceklerdi. Benden en değerlilerimi aldılar. Ben de aynı onlar gibi onların en değerlilerini alıp hepsini tek tek öldürecektim. Bu işin sonunda benim de mi ölümüm gerçekleşecekti? Gerçekleşsin. Dünyada bir İstilacı kalmayana dek hepsini öldüreceksem ben ölmeye hazırdım. Ben zaten şu vakitten sonra yaşayan bir ölüydüm. Bekle beni İstila. Hepinizi tek tek öldürecektim. Söz veriyordum.
🌙
Duymuş olduğum şeyle ayağa kalktım ve telefonum elimden kayıp düştü. Telefonumdan teyzem bana sesleniyordu fakat dediğini anlayamıyordum. Vücudum alevler içerisinde yanıyordu. Kimsenin duymadığı vücudumun içinde ki çığlıklar adeta beni boğuyordu. Boğazımı eller sarılmıştı ve sıkıyordu. Nefes alamıyordum. Tir tir titriyordum. Gözlerimden yaşların dökülmesine izin vermeyecektim fakat duyduğum cümleyle buğulanmış gözlerimden yaşlar yanağıma adeta şelale gibi akıp gitmeye başladı. Ağlamakla beraber hıçkırmaya başladım ve ellerimi sinirle saçlarımı yolmak istermişçesine saçlarımı götürdüm ve sımsıkı tuttum. Ve bu acıya daha fazla dayanamayarak acıyla çığlık attım. Ama bu çığlığım normal bir çığlık değildi. Sanki biri beni boğazlıyordu da ölüyordum. Onun gibi acıyla çığlık atıyordum.
Birileri bir şeyler söylüyordu ve bana doğru koşuşturma sesleri duyuyordum fakat anlayamıyordum. Sanki bambaşka bir evrene geçmiştim de herkesin sesi yabancı kesilmişti. Sadece güçlükle birkaç tanesini buğulu olmasına rağmen içinden ayırabiliyordum. "Ne oluyor?" dedi Zeynep korkuyla "Azra!" dedi Görkem panikle. "Orkun hocam, yardım edin!" diye bağırdı Barış korkuyla.
Ve bu bağrışmaların dışında bambaşka bir ses, bambaşka bir beden. "Sakin ol Azra, sal kendini bana." dedi Emir.
Dengemi kaybedecek ve ayaklarım yerden kayıp gidecek gibiydi. Ben tutunmak için bir yer ararken Emir bir eliyle belimi sardı. Diğer eliyle de bir kolumu tutup omzuna attırdı ve omzundan göğsüne doğru sallanan elimi sıkıca tuttu. Ben ise bunları umursamadan içimde ki acıyı göz yaşlarımla ve hıçkırıklarımla dışarıya atıyordum. Öyle ağlıyordum ki nefes alıp vermekte zorlanıyordum. Sanki biri benim boğazımı sıkıyordu. Bu yetmezmiş gibi birde zangır zangır titriyordum. Hiçbir zaman hiç bu şekilde bu duyguları böyle yaşamamıştım. Şimdi ise bu acı veren duyguları dibine kadar hissedip yaşıyordum. Annemi ve babamı istiyordum!
Emir beni sanki avuçlarında minik bir serçe varmış gibi dikkatlice bir koltuğa oturttu ve kendisi de yanıma oturdu. Görkem, Barış ve Zeynep'te korkuyla başımız da dikilmiş beni izliyorlardı. Ben ellerimle gözyaşlarımı silmeye çalışırken Emir onlara doğru döndü. "Siz şimdi gider misiniz? Kendine gelince konuşursunuz onunla. Ben şimdi onun yanında durayım." Onları kırmamak için ses tonunu nazik tuttu Emir.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İstila
Action"Buradan ikimizin bedeni sağ çıkamayabilir ama sen ikimizin kalbini yaşatıyor olacaksın." Bir yaz kampına eğlenmek için giden yüzlerce genç. Orman da hepsi on beşer gruplara dağılmış. Fakat başlarına geleceklerden hiçbirinin haberi yok. Bir istila...
