İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

35-Yabancı Kardeş

190 16 60
                                        

Hislerim neredeyse yarıya indirilmiş olduğu halde vücudum ruhumda ki acıyı kaldıramıyordu. Bir ay öncesine kadar ailemi kaybetmiştim ve bunun acısını hala üzerimde taşırken, şimdi ise bunlar yetmezmiş gibi çok daha acı veren onlarca acıyı üstüme acımasızca atmışlardı. Koca bir dünya da hiçtim. Eğer şimdi burada ölecek olsam kimse benim için ağlamaz, hatta üzülmezdi. Üstelik onlarca anılarımız olduğu ailem dediğim kişiler için ölümümün hiçbir etkisi olmayacak olması çok daha acı vericiydi. Bir yabancıydım.

Gözyaşlarım yüzünden gözlerim buğulandığı için etrafımı göremezken nefes alıp vermekte öyle bir güçlük çekiyordum ki elimi boğazıma götürüp öksürmeye başladım. Boğazım yanıyordu. Vücudum ve kalbim cayır cayır yanıyordu. Rüzgarın serinliğine en muhtaç olduğum zaman da beni bir başıma cehennem de bırakmıştı. Herkes bana garipseyen gözlerle bakıyordu ve bunu hissedebiliyordum. Eğer biraz daha bu şekilde durmaya devam edersem onların gözünde bir deliden farksız olacaktım. Fakat zaten aklımın tam olarak yerinde olmadığı kesindi.

Nefes alıp verişlerimi düzene soktuğumda gözlerimde ki tüm yaşlar da bitmiş olmalıydı ki artık daha tek bir gözyaşı dahi dökemiyordum. Yanaklarımda ki gözyaşlarımı ellerimin tersiyle sildiğimde Emir'in bir sözü geldi aklıma. Bana 'Gözyaşlarını asla sen silme. Her defasında gözyaşlarını ben sileceğim.' demişti. Fakat şimdi ise hıçkıra hıçkıra ağladığımı bilmesine rağmen bana arkasını dönüp hiçbir şey olmamış gibi önüne bakıyordu. Zeynep ve Barış ise bana göz ucuyla acırmışçasına bakıyorlardı. Beni bir başıma bırakmışlardı.

"Azra iyi misin?" Bir anda önümde beliren kişiyle beraber başımı kaldırdım. Orkun hoca ile göz göze geldiğimde bana deneyde olduğu gibi yardım etmek istercesine kötülükten uzak bir şekilde bakıyordu. Onca kişinin arasında Ayaz'ın amcası bana yardım ediyordu. Böylesine iyi kalpli bir insan nasıl yeğeninin gözü önünde tecavüz edilmesine karşı çıkmayıp sessiz kalırdı aklım almıyordu. Bu yaptığı şey o kadar kötüydü ki tüm olanları öğrendikten sonra ona karşı olan tüm sevgim bitmişti. Benim için bir caniydi. Fakat şimdi bu cani beni soruyordu. Bu içimi burktuğunda çaktırmamaya çalışarak acıyla gülümsedim ve güçlükle ayağa kalktım. "Evet, iyiyim. Siz aldırış etmeyin beni. Duygusal boşluktayım sadece."

Orkun hoca ise bir elini ensesine götürdüğünde başını çevirip göz ucuyla bir yere baktığında ben de onun baktığı yeri anlamaya çalıştım fakat o esnada bana doğru döndü. "Senin gibi ağlayan bir çocuk vardı az önce. Baya kötü görünüyordu..." İşaret parmağıyla birkaç metre ötede ki tek tük meşaleleri olan tenha bir yolu gösterdi. "İstersen onun yanına git ve onunla dertleş. Kendin gibi ağlayan birisiyle sohbet etmek iyi olur. Hem buraya da getirirsin onu."

Verdiği tavsiye ile birlikte bakışlarımı tenha yola çevirdiğimde meşaleler olmasa oraya para verseler bile asla gitmezdim. Fazlasıyla ürkünç görünüyordu. Hangi aklı olan bir insan oraya giderdi ki? Demek ki benim gibi delinin tekiydi. Kendime benzeyen birisiyle konuşmak hiçte fena değildi. "Peki olur tamam."

"Grupların hepsi on dakikaya açıklanmış olur. Çok gecikmeden gel. Seni takımca burada bekliyor olacağız." Başımı onaylayan bir şekilde salladığımda ellerimde ki eşyaları gözleriyle yere bırakmamı işaret etti. Ben de yere bıraktım ve hızlı adımlarla beraber ışıklarla donatılmış bu araziden uzaklaşıp loş, tenha toprak yola girdim.

Etrafta orta yaşlı ağaçlar vardı. Ağaçların gövdesine asılmış olan meşaleler rüzgar yüzünden bir sağa, bir sola doğru uçuşuyordu ve karanlıkta git gel yapıyordu. Rüzgar bedenimi de sakince sardığında bu bana huzur verdi. Fakat tek huzur veren şeyde oydu. Burası deneyden çok daha gerçekçiydi. Bu yol o kadar gericiydi ki yolda bir tek benim tedirgin adım seslerim duyuluyordu. Yanından geçip gittiğim ağaçların ışıkları ara ara sönüp yanıyordu ve korkutucu karanlık ile baş başa kalıyordum. Düşünüyordum da deneyde ki orman çok daha iyiydi. Burası fazla korkunçtu. Sanki her an bir yerden bir yaratık çıkacakmış gibiydi.

İstilaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin