İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

57-Bedel

102 11 51
                                        

*Bölüme başlamadan önce bölümü oylamayı unutmayın ve paragraf aralarında beni yalnız bırakmayıp bol bol yorum yaparsanız sevinirim. İyi okumalar*

*Yukarıda ki şarkıyı dinleyerek okumanız tavsiye ediliyor.*
______________________________________

🌙

Görkem'in heyecanla ve panikle söylediği şeyle beraber elimi alnıma yapıştırmak istedim. Belki de biraz gülmek... Çünkü eli ayağı birbirine dolanmıştı ve bize doğru silahı tutan eli zangır zangır titriyordu. Bu çaresiz görünüşü için ona bir çocuğa bakar gibi gülümsemek istedim. Ama bize doğru silah tutan üç kişi varken bunu yapmak bir delilik olurdu.

"Öyle mi Kerem?" Görkem'in yanında ki görevli, silahını aşağıya doğru eğdiğinde ona doğru bir adım attı. Bana ve Ayaz'a silah tutan adamlarda arada onlara bakıyordu. Görkem de gözlerini çekinerek önünde bir adımdan da az mesafe de duran görevlinin gözlerine çevirdi. Başını onaylayarak hızlıca salladığında ise görevli önce kahkaha atmaya başladı. Kaşlarım çatıldığında görevlinin gülüşü korkutucuydu. Görkem de benim gibi düşünüyor olmalıydı ki gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Görevlinin kalın kahkahası odanın içerisinde yankılanırken hiç beklemediğimiz bir anda "Senin yalanını sikeyim," dedi ve silahı Görkem'in şakağına hızlıca geçirdi.

Yediği darbe ile beraber yana doğru, duvara yapıştığında kafası da hızla duvara çarptı. Acıyla inleyip yere düştüğünde iki elini de şakağına götürmüştü ve maskesinin şakak tarafı açılmıştı.

Yüreğim ağzıma geldiğinde küçük bir çığlık dudaklarımdan dökülüverdi. Öfkeyle görevliye saldırmak için yürüyeceğim esnada ise sadece bir adım atabildim çünkü bana silah tutan kişi önüme geçti ve silahı bana doğru daha da çok yaklaştırdı. Kahretsin, olduğum yerde öfkeyle ve acıyla donup kalmıştım.

"Alnımda salak mı yazıyor lan benim?" Görevli tükürürcesine konuştuğunda Görkem'in ayak ucuna geldi ve bu sefer sert bir tekmeyi de sırtına geçirdi. Görkem acıyla haykırdığında kollarını birbirine doladı ve kıvranmaya başladı.

Dudaklarımı birbirine bastırdığımda boğazım düğümlenmişti. Bedenim alevler içerisinde yanıyordu. Fakat bu esnada Görkem yerde acıyla çırpınırken "Yapma!" diye bağırdı ancak nafileydi. Görevli bu sefer de Görkem'in kapüşonunu tek hamle de çıkardığı gibi Görkem'in saçlarını tutarak kendi yüzüne doğru sertçe kaldırdı. "Sizi mahvedeceğim. Duydun mu beni!"

"Bırak onu." Dakikalardır sessizliğini koruyan Ayaz'ın uyarıcı ve ifadesiz sesini duyduğumuz anda hepimizin gözleri ona döndü. Hiçbir korku barındırmayan, aksine meydan okuyan okyanus mavisi gözleri direkt olarak Görkem'in yanında ki görevlideydi.

"Bak sen şu zibidiye. Bırakmazsam ne olur? Ne yapabilirsin?" Görevli, Görkem'in yanından ayrıldığında Ayaz'a doğru üstten bakışlar atarak geliyordu. Ayaz da dimdik durarak ona ifadesizce bakmaya devam ediyordu. Zerre korkusu yoktu.

"Ayaz yapma." Görkem acıyla fısıldarken Ayaz "Sus Görkem," dedi aynı soğuk sesiyle. Görevli, Ayaz'ın tam önünde durduğunda boyları hemen hemen aynı olduğu için direkt olarak birbirlerine bakıyorlardı. "Yakalanan bir ucubeye göre fazla cesur davranmıyor musun sence de? Yani bu silahı böyle alnına dayasam..." Aşağı da duran elini yukarıya, Ayaz'a doğru kaldırdığında silahın ucu Ayaz'ın alnına yapıştırdı. "Ne yapabilirsin ki?"

Elimi boğazıma götürdüğümde nefes alamıyordum. Daralıyordum. Küçülüyor ve yok oluyordum. Ölümle burun buruna olan Ayaz'ı nasıl bu şekilde ifadesizce izleyebilirdim ki? Kılımı dahi oynatamıyordum çünkü tek bir hamlemde her şeyi mahvedebilirdim ve bunun vebalini asla taşıyamazdım.

İstilaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin