7 Ocak 1997
Grimmauld Meydanı 12 Numara
"Dışarıda durumlar kritik zaten Sirius. Seninde sokaklara çıkman durumu pek de parlak bir hale getirmez dostum."
"Ben-"
"Aklandın biliyorum. Bizzat ordaydım. Ama bu dışarıda düşmanların olduğu ve geçen sene olduğu gibi Harry'i tuzağa çekmek için seni kullanabilecekleri gerçeğini değiştirmiyor."
"Bunu tekrar-"
"Yaparlar! Özellikle de senin deli kuzenin planın başını çekerse."
Kuzeni Bellatrix'ten bahsedildiğinde her zaman yüzünü ekşiten Sirius, büyük bir sırrı saklayan yaramaz bir çocuk gibi önce şaşkınlıkla kaşlarını havaya kaldırdı sonrada pek de masum olmayan bir gülümseme takındı.
Remus, bir süredir sık uğramadığı karargahtan ziyade görmeyi özlediği arkadaşlarının karıştırdığı işleri kaçırdığını yeni fark ediyordu. "Ne kaçırdım?"
"Hiç. Hep olan şeyler." diyerek soğuyan kahvesinden büyük bir yudum aldı Black. "Annabel'i biliyorsun. Helen'i kurtarmak için neler yaptığını da. Onun dışında hiçbir şey yok." dedi tekrar kendi sözlerini güvenli bir zemine yatırıp desteklemek ister gibi.
Sakallarıyla oynuyor, saçlarını sürekli düzeltiyordu. Söylemek için kanının fokur fokur kaynadığını biliyordu. İçinde bir yerlerde yaşayan köpek heyecanla havlıyordu kesinlikle. En yakın arkadaşının şüpheci ve tehditkar bakışlarıyla karşılaşmak ise son nokta olmuştu. "Bunu sana anlatırsam Annabel beni öldürür."
Remus sandalyesinde geriye yaslanarak belini esnetti, ceketinin kollarını düzeltti ve arkadaşına bilmiş bir bakış atarak "Annabel'in seni öldürmek için bahaneye ihtiyacı yok." dedi.
"O konuda haklısın. Karşı cinsten beni öldürmek isteyen bir tek o kaldı zaten." dedi ve dirseklerini masaya yaslayarak öne doğru eğildi. "Güzel aile halımızı biliyorsun değil mi? Annemin beni bizzat kendi elleriyle sildiği."
Remus, devam et der gibi bıkkınlıkla derin bir nefes aldı. "Lütfen tadını çıkarmama izin ver." diyerek muzipçe sırıttı ve etrafı karanlık gözleriyle hızlıca kontrol etti. Kimsenin olmadığından emin olduğunda sırıtışı biraz daha büyüdü. "Benim hain ev cinim o odada baktım ağlıyor. Her zamanki zırvalıklarından biri diye düşünürken içimi bir merak sardı. Güzel güzel yukarı çıktım. Bilirsin merdiven çıkarken farklı bir havam oluyor."
"Sirius!"
"Çok sabırsızsın. Böyle koca olamazsın. Kadınlar sabırlı erkek ister."
"Devam et. İşim gücüm var gitmem gerek. Yakında bir kurt adam toplantısı olacak."
Arkadaşının kurt adam derken gerildiğini, birazda kızardığını fark eden Sirius hikayesine devam etti lafı daha fazla uzatmadan. "Bellatrix'in adının olduğu yerde bir kuru kafa var."
Remus duyduklarını sindirmeye çalışırken Sirius heyecanla anlatmaya devam etti. "Bende haliyle merak ettim. Son yoldaşlık toplantısında böyle bir bilgi paylaşmadı kimse. O manyak cadıyı haklayan kişi eminim ki göğsünü gere gere gezerdi. Voldemort'un bir kolu gitmiş olurdu sonuçta. Bende Regulus'a yazdım."
Remus'un her saniye daha da büyüyen göz bebekleri, sırf merakı için kanlı bıçaklı olduğu kardeşine mektup yazan Sirius'la daha da büyüyebilirmiş gibi açıldı. "Sonra."
"Sende merak ettin değil mi? Sonra o da bana başında hakaret içeren sonunda ise Annabel'e sor çok istiyorsan yazan bir cevap gönderdi. Meraktan çatlayacaktım, Bella öldüyse gerçekten bu müthiş bir haber değil mi? Bir psikopat eksildi dünyadan. Annabel hassas bir durumda onunla görüşmeye gidemezdim. Her şeyiyle Helen'in yanında olmak istiyordu, hem de yardım almaksızın. Bende Bayan Potter ile görüştüm. Şansıma Annabel'de oradaydı. Asi Potter kızı gözlerimin içine bakarak baş sağlığı diledi."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAUDADE
FanfictionOğlumun en yakın düşmanı ben miyim? *Severitus Hikayesi* *Bu bir hayran kurgudur. Harry Potter J. K Rowlinge aittir.
