Kafamı yastıktan kaldırıp çalan kapıya söverek ayağa kalktım.
Her yerim ağrımıştı. Ne vardı odama gidip orada uykuma devam etseydim?
"Tamam patlama geldim işte." Salondan çıkıp kapıyı açtığım an şaşkınca açıldı gözlerim.
"Anne!"
"Anne ya anne! Neden o telefonlarıma cevap verilmiyor küçük hanım?" Annem ve valizi içeri girerken o söyleniyordu.
Güzelim sarı saçlarını omuzlarında mı kestirmişti o?
"Asıl sen neden geleceğini söylemedin bana? Dur bir yüzümü yıkayıp kendime geleyim ondan sonra konuşalım."
Allahtan gece o sinirle valizimi tekrar boşaltmış o da yetmezmiş gibi ortalığı toplamıştım.
Sinirim geçmemişti ama olsun.
İyi ki Çağan evde değildi eğer evde olsaydı bu durumu anneme nasıl açıklardım bilmiyordum çünkü.
"Azra balkona hazırlıyorum kahvaltıyı." Anlaşılan annem çoktan işe koyulmuştu.
"Tamam annecim." Üstüme şort ve tişört geçirip pijamalarımı katladım.
Hızlıca Çağanın odasına giderken onun bütün eşyalarını kucakladığım gibi sepete doldurdum.
Nevresimleri dün değiştirdiğim için sıkıntı yoktu. Komodinin üstündeki parfümleri de toplayıp sepete koydum.
Onu odama geçirip dolabın içine bırakırken kısa bir mesaj attım hemen. Çat kapı eve gelmese iyi olacaktı.
Ona hiç güvenmiyordum.
"Ee anlat bakalım? Ben gelecektim nereden çıktı bu sürpriz?"
"Babanla atıştık biraz sinirlendim dedim ben kızımın yanına gidiyorum. O da he sende git delirtin beni diyerek onay verince ilk uçakla geldim." Omuz silkip kızarttığı ekmeklere krem peynir sürmeye başladı.
Allah aşkına ne ara ekmek kızartmıştı ki?
Telefonum çalınca ağzımdaki domatesi yutmaya çalıştım. Annem merakla beni bekliyordu.
"Efendim Sıla?"
"Hayatım, ben Manisa'ya gitmeden bir sana uğrayayım dedim evde misin?"
"Hı hı gel, annemde geldi şimdi kahvaltı yapıyoruz."
"Oha, annen mi geldi? Tamam ben on dakikaya sendeyim." Telefonu kapatıp omletten bir parça attım ağzıma.
"Sıla kim? Azra ben senin annen değil miyim neden hayatında olan bitenlerden benim haberim yok?" Kırgın bakışlarımı görünce üzüntüyle dudaklarımı silip ona baktım.
Elinin üstüne elimi bırakırken konuşmaya çalışıyordum.
"Anne sana her şeyi anlatsam ne yaparsın tahmin edemiyorum. Sadece her şey benim açımdan çok karıştı tamam mı? Biraz düzeltebilirsem toparlanacağım."
"Anlatmaya ne dersin? Sen anlatınca rahatlarsın bebeğim bu ezelinden beri böyle." Gözlerim dolarken burnumun ucu sızladı.
"Anne bir sana anlatabiliyorum kendimi sende uzaktasın. Kendimi yalnız hissediyorum." Yerinden kalkıp yanıma oturduğunda kollarını etrafıma sarmıştı.
"Gel buraya delirdin mi sen? Azra sen bizim bebeğimizsin, yaşama sebebimizsin sen bizim. Ne demek yalnız hissediyorum annecim tek telefonuna bakar yanına gelmemiz sen bir anlat bakayım ben sana çözüm bulacağım ağlamak yok bak kıyamıyorum."
Gözyaşlarımı silerken onaylamayan bakışları da suratındaydı.
İstemsizce güldüm.
"Heh böyle işte. Hadi hazırlan bende bir çay koyayım kendime." Bunları ne ara hazırlamıştı bu kadın ?
Omletimden bir çatal daha alırken peynirden attım ağzıma. Anneme anlatacaklarımdan sonra kahvaltı yapacak keyfim kalmayacaktı çünkü.
Dün çok sinirliydim ve Çağana çok çıkışmıştım ama akşam annesiyle otururken kafamda canlanan anılar sinirimi kamçılamıştı.
Allah aşkına sarhoş halimden faydalanıp beni nasıl öpebilirdi?
Bunu nasıl yapabilirdi?
Ve nasıl bu kadar profesyonelce yalan söylerdi? Cidden aklım almıyordu.
Aklımda dönüp duran anılar yüzünden sinirle çay kaşığımla oynamaya devam ettim.
"Kıracaksın bardağı Azra. Rahat bırak." Annem gelince kafamı kaldırıp hızla konuşmaya başladım.
Ya şimdi anlatacaktım ya da asla.
Öpücük olayı hariç her şeyi anlatırken o şaşkınca beni dinliyordu. Öyle ki çayını bile unutmuştu.
"Ne demek onu kovdum?"
"Anne ne yapsaydım ya?"
"Karşına alıp düzgünce konuşmalıydın Azra? Yine basmışlar Karadeniz damarına." Kaşları çatılırken salonun ortasında dört dönüyordu.
Birkaç dakika önce gelen ve dün akşamki olayları da öğrenen Sıla şaşkın bir şekilde anneme bakarken "Bence hak etmiş Maria abla." Dedi.
"Hak etmiş olması adamı evinden kovması anlamına gelmiyor Sıla."
Tamam bu belki doğru olabilirdi.
"Anne zaten ben kendim gidecektim o diretti."
"Gece vakti bir başına nereye gidecektin? Kızım sen bizim başımızın belası mısın?"
"E az önce yaşama sebebinizdim hani?"
"O az önceydi Azra!" Dudağımı büküp elimdeki kırlente sarıldım.
"Küstüm."
"Oha Azra! Ay böyle olman için annemin gelmesi mi gerekiyordu Ya bende buzdolabıyla arkadaşım sanıyordum."
Ah bir bilseydi annem sinirlenince ne kadar fena oluyordu.
Gözlerimi devirip ona baktım kısaca. Lütfen bakışlarımı anla ve sus.
"Kapı çalıyor. Gelmiş olmasın?" Annemin sorusuna dudak bükerken yerimden kalktım.
"Bak Azra ben tanışmadan, sorguya çekmeden kovmak yok. Önce onu tanıyacağız tamam mı?"
"Ay tamam çekilin önümden açayım."
Kapıyı açmak için salondan çıkarken annem ve Sıla salonda fısıldaşıyordu.
"Kim o?"
"Benim." Ah bu cevaba bayılıyordum.
İstisnasız benim diyen herkese kapı açardık biz zaten.
Gözlerimi devirip kapıyı açtığımda Çağanın annesiyle karşılaştım.
Mahcup gülümsemesi ve şık kıyafetleriyle kapıda dikildiğine göre Çağan dün ailesinin yanına gitmişti demek ki.
"Hoş geldiniz."
"Hoş buldum. İçeri girebilir miyim Azra?"
"Çağan evde değil ama yine de istiyorsanız buyurun."
"Onun için gelmedim canım." Birlikte içeri girdiğimizde annem kaşlarını çatarak tanıştı onunla.
"Annem Maria."
"Bende Çağanın annesiyim Aynur." Birbirlerine gülümseyip koltuklara geçtiklerinde kendimi mutfağa attım.
Biri beni bu ortamdan çekip çıkarabilir miydi lütfen?
Eveeet biraz Azra'nın ailesini de görelim.
Bölüm nasıldı?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PERESTİŞ
ChickLit"Ben hayatta seninle aynı evde kalmam!" burnumu havaya dikip sinirle söylendim. Saçımı başımı yolacaktım şimdi sinirden. "Bende sana çok meraklı değilim ama mecburuz." Ya da bir dakika neden onun saçını başını yolmuyordum ki? ©️Tüm hakları saklıdır.
