Onun yardım dileyen dudaklarından çığlık çıkan sesini duyamamıştım...
-BUSE-
Yusuf'a hatırlattığım için çok pişmandım. Ama nereden bile bilirdim ki. Kaan'ın bana bağırması canımı acıtmıştı.
Hem o Hakan denen çocuktan da nefret etmiştim. O çocuğun adını duymaya bile tahammülleri yoktu. Yani sonuçta çocuk yavşak.
Kaan biraz sonra geleceğini söyledi. Bizde odaya girdik. Yusuf hala somurtuyordu. Haklıydı da. Ama yarın onu neşelendirecektim. Taha'yı kolundan tuttum ve cam kenarına geçtim.
"Bu Hakan nasıl bir şey?" dedim sessizce.
"Valla kanka Allah var yakışıklı çocuk. Ama pijin önde gideni. Bizden bir yaş büyük. Bir yıl okumadığı için bizim gruptandı." dedi Taha.
"Peki. Kim olarak tanımlayabiliriz?" diye sordum.
"Kısacasını söyliyeyim mi?"
"Söyle hadi." dedim merakla.
"Melis'in abisi." dedi.
Ben Taha'ya şok olmuş bir şekilde bakarken o yanağımı sıktı ve uzaklaştı. Ee o zaman Kaan ile nasıl sevgili olabiliyorlardı. Sonuçta Yusuf'a onu söylediğim için bile çok kızmıştı. Kardeşiyle konuşuyordu. Ne saçma.
Odaya yine her zaman ki gibi sert yüz ifadesiyle girdi. Bana kaşlarını çatmış bakarken ben sadece gözlerimi kaçırdım.
Banyoya gittim ve taytımı giydim. Üzerime de siyah hırkamı geçirdim. Malum Barış bey camı açmadan uyuyamıyormuş. Hayır yorgan örtme o zaman.
Yatağa uzandım. Herkes yerini almıştı. Gözlerimi yumdum ve kendimi uykunun kollarına hapsettim.
Gözlerimi açtığımda herkes uyuyordu. Susamıştım. Yanımda ki komidinden telefonumu aldım ve saate baktım. 3:40 olmuştu.
Karanlıkta yürürken kapının önünde birinin durduğunu fark ettim. Bizimkiler tualete kalkmıştır diye düşünürken ağzıma bir bez tuttu.
Bayılmadan son bir kaç saniye önce bizimkilerden olmadığını anladım.
-KAAN-
Hızla ayağa kalktım ve banyonun önüne gittim. Kapıyı yavaşça açtım ama içeride kimse yoktu. Daha sonra tualeti açtım ama orada da yoktu.
Tekrar odaya döndüm ve rehberimde ki ufaklık yazısına tıkladım. Yatakta parlayan bir ışık dikkatimi çekti.
Hassiktir ya. Telefonu burada. Tek bir seçenek kalıyor katil götürmüş olmalı. Işığı açtığımda hepsi söylenmeye başladılar.
"Kalkın!" diye bağırdım.
"Aga ne bağırıyorsun ya." dedi Yusuf.
"Lan kalkın dedim size. Buse yok!!"
"Ne?!" diye bağırdı Yiğit.
"Buse yok. Onu arayacağız." dedim ve hemen üzerime pantolonumu geçirdim.
Onlarda sonunda kalkmışlardı. Yusuf ve Taha bahçeyi arayacaklardı. Barış ve Yiğit katları tek tek dolaşacaklardı. Bende depoya bakacaktım.
Depo çok büyüktü ve benim ufaklığı aramam zorlaşıyordu. Lanet olsun ya. Acaba tam olarak ne zaman götürmüştü?
*Katiller grubu*
Taha: Aga bahçede yok.
Barış: Katların hepsini gezdik. Buralarda da yok.
Ben: Tamam hepiniz depoya gelin. Çok büyük burası beraber arayalım.
Sonunda bizimkilerde geldiğinde her yeri didik didik aramaya başladık. Allah kahretsin hiç bir yerde yok.
Umarım ona zarar vermemiştir. Zaten çok korkuyor. Allahım nerede bu kız ya? Hiç bir yerde yoktu.
Kaybetmiştim onu. Adam gibi koruyamamıştım. Kim bilir şimdi nasıl ağlıyordur. Sinirden arkamdaki kolilere yumruk attım ve yere düşmelerini izledim.
O anda kolilerin arkasında kan gördüm. Hızla o tarafa gittiğimde Buse yerde gözleri kapalı bir şekilde yatıyordu.
Adi köpek bileklerini kesmişti. Kan gölü olmuştu buralar. Canı çok acımıştır kesin. Taha'larda olduğum tarafa geldiler ve hemen Buse'nin yanına çöktüler.
"Buse gülüm hadi gözlerini aç." desem de hiç bir tepki vermiyordu.
"Buse ne olur gözlerini aç." dedi Yusuf onun ellerini tutarak.
Hiç bir şekilde tepki vermiyordu. Buse'ye bir şey olursa o çocuğu bulup*** Onu kucağıma aldım ve hızla otelin aciline gittim.
Bileklerine pansuman yapıp kesik izlerini temizlediler. Daha sonrada bir merhem sürüp sargı beziyle sardılar.
Tekrar kucağıma aldım ve odaya doğru yürümeye başladım. Yüzüne baktığımda gözünden bir damla yaş aktığını gördüm. Dünya durdu sanki.
Buse'nin cebinden bir not kağıdı düşünce Barış onu eline aldı ve içini açıp okudu. Bize de okumasını söyledik.
"Arkadaşınızın bileklerini keserken attığı çığlıkları hiç biriniz duyamadınız. Bence çok zevkliydi. Damarıma basanın kan akışını durdururum!"
Onun yardım dileyen dudaklarından çığlık çıkan sesini duyamamıştım...
Umarım beğenirsiniz:)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Katil Kim?
HorreurCehennemin ortasında cennettin çocukları... Karanlık da yürümekten korkmayan aydınlığın çocukları Kanlarla dolu bir semtin ortasında kalmış 7 genç. Ailelerinden herkesi teker teker kaybediyorlar. Her geçen gün nefes almakta zorlanıyorlar. Tebessümle...
