Bora...
Son bir haftadır berbat hissediyordum. Kafam karışıktı. Duygularım kafamdan daha karışıktı. Doğrunun kişiye ve duruma göre değiştiğini bilen biri olarak doğruyu arıyordum. Aramam gerekiyormuş gibi geliyordu en azından. Başka ne yapabilirdim ki?
Aklımın kabul etmekte zorlandıkları için doğru bir şey bulmalı ve ona tutunmalıydım. Yanlış gelen onca şeye rağmen aklımdan çıkaramıyordum.
Asu beni bırakıp Kerim'in yanına gitmişti. Bunda bir sorun yoktu. Planımıza göre bu işimize bile gelirdi, öyle değil mi? Ama ben öyle davranamıyordum. Asu'nun gözlerinin içi parıldıyordu ama ben sinirden ölecek gibiydim.
Bu da yetmezmiş gibi Kerim'le aramız iyi değildi. Sanırım bununla alakalıydı memnuniyetsizliğim. Kerim'e kızgındım ve ondan dolayı Asu ile buluşmasına sinirleniyordum. Yani... bu daha mantıklı bir bahaneydi.
Kerim özel dersler için konuşmaya başladığım Melike ile olan konuşmalarımızı tam olarak görmese de fark etmişti. Yani Asu dışında biriyle görüştüğümü anlamıştı. Bu planımı sekteye uğratmazdı aslında. Aksine işime bile gelmesi gerekirdi. Sonuçta Asu benden ayrılıp Kerim'le olabilecekti. Başından beri bunu planlamamış mıydık?
Yine de aşırı tepki vermiş ve Kerim'in kalbini kırmıştım. Anlam veremediğim bir öfkeyle karşı çıkmıştım ona. Asu'ya bunu yapmamam gerektiğini söylediğinde kendimi öyle çok sıktım ki ona bilmemesi gereken bir şey dememek için.
İşin tuhafı Kerim, Melike'nin M.'sini gördüğünde içimi suçluluk kaplamıştı. Buna gerek yoktu, her şey olması gerektiği gibiydi. Dersleri hem Melike için hem de gelecekteki hedefim olan hukuk fakültesini kazanmak için önemsiyordum. Onunla ara sıra masum yazışmalarımızdan da ne olabilirdi ki?
Ne diyorduk? Asu... Beni kafede öylece bırakıp ona gitmişti. Ah, sinirlerimi bozuyor bu kız! Tam ders çalışırken gitmek de nesi? Bunu da geçtim yanında benim olduğumu söylememişti. Beni saklıyordu, gizliyordu resmen. Benim gibi ön planda olmayı seven biri için çok zor bir şey olduğunu tahmin edersiniz.
Tüm akşam çalışırken aklımda o vardı. Kerim'le ne yaptığını deli gibi merak ediyordum. Mesai saatim bittiğinde Asu'yu orada bulabilmek umuduyla Kerim'in çalıştığı yere gitmeye karar verdim.
Mekanın dışında içeri girmek için ilerlerken Asu ve Kerim'i uzaktan seçebilmiştim. Yanlarına gitmeyecektim, Asu'nun asılan suratını çekemeyecek kadar yorgundum. Kerim ona ceketini vermişti.
"Aferin." diye mırıldanırken kendi kendime Asu'nun elindeki şarap dikkatimi çekti. Kerim'i daha önce bunun için defalarca tembih etmeme rağmen kızın eline şişe tutuşturmuştu. Gel de sinirlenme.
Taksiye binip gittiklerinde olduğum yerde kendime baktım. Ben ne yapıyordum? Taksye binip onları takip etme isteğimi güçlükle bastırdım. O kadar da değildi. Kerim benim yıllardır tanıdığım kardeşimdi, ona zarar gelmesine müsaade etmezdi. Asu da kendinden geçip saçmalamazsa temiz bir akşam olurdu. Tabii yakınlaşıp yakınlaşmayacaklarını ölesiye merak ediyordum. Bu düşünceyi içimden geçirirken bile beni rahatsız eden bir yavanlık vardı. Omuz silkip eve doğru ilerledim.
Gece boyu huzursuz ve sinirli biçimde yatakta dönüp durmuştum. Kendimi ikna etmeye çalışsam da olmuyordu. Yanlıştı. Kerim ve Asu'nun birlikte olması doğru gelmiyordu. Sözde bile olsa Asu ile sevgili biliniyorduk, öyle değil mi?
Beni kafede bırakıp gitmesini düşündükçe zaten çıldıracak gibi oluyordum. Hep onu tercih ediyordu, hep!
Yatakta düşünürken bir karar verdim. Asu bana gelene kadar ona gitmeyecektim. Öyle de yaptım. İçim içimi yese de, ne yaptığını deli gibi merak etsem de onunla buluşmadım. Ona ulaşma imkanımı görmezden gelip yanına gitmedim. Görüş alanına girmedim. Bunu tüm hafta boyunca yapabildim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MANOLYA - Bizden Olmaz
Teen Fiction♡WATTYS 2021 GENÇ YETİŞKİN KATEGORİSİ KAZANANI♡ Okulundaki Kerim'e platonik aşık olan Asu, bir sabah okula geç kalır. Bahçede zilin çalmasını beklerken duymaması gereken bir konuşmayı dinler ve aşık olduğu Kerim'in yakın arkadaşı Bora için tehdit ol...
