Garsonun getirdiği ilk yardım çantasında bulunan yanık kremi sürüyordu.
" Bu nasıl oldu ? " dedi cevap vermedim.
" kim yaptı bunu ? "Dedi ben cevap vermedikçe soru sayısı artıyordu.
"Kimse yapmadı " dedim kesin bir dille.
Aklına bir şey gelmiş olacak ki on saniyeliğine bana bakmıştı.
Benimle göz teması kurmak istiyordu ancak ben yaraya bakıyordum.
"Niye söylemedin , sordum sana ? " dedi. Ne yani çocuk gibi ömeri mi şikayet edeyim bunu mu istiyor ?
"Ömer yapmadı ama sebep oldu " dedim baran çatık kaşlarıyla kolumu sarmaya başladı.
"Yani afedersiniz ama biraz cimrisiniz alt tarafı bir şömine yaktım."
Çatık kaşla sarma işini bitirdikten sonra ayağa kalktı.
"Sana kıyafet getireyim , böyle hasta olacaksın " dedi ve cevap vermemi beklemeden çıktı.
Gerek olmadığını söyleyecektim zaten şimdi eve döneriz.
Kolumun acısı geçmişti ancak hafif bir sızlama vardı.
Benim bir kolum bu kadar acıyorsa yangında ölen insanları düşünemiyorum bile.
Kamaranın içerisindeki sıcaklık benim mayışmama sebep oluyordu.
Gözlerim bir açılıp bir kapanıyordu.
Bugün çok erken bir saatte uyandığım için gözlerimden uyku akıyordu.
Şuan kendimi tarih dersinde uyumamaya çalışan öğrenci gibi hissediyordum.
Uyumak istiyorum ancak tarih hocanın korkusundan uyumamak için dayanıyordum.
Kamaranın kapısı açılmasıyla yayıldığım yerden doğruldum. Baran elinde bir, iki parça kıyafetle gelmişti.
"Gerek yoktu zaten eve gideceğiz " dedim mayışmış ses tonumla.
"Eve gitsek bile ıslak kıyafetle hasta olacaksın ve ben ikinci defa sana bakıcılık yapmak zorunda kalacağım. "
Elinden kıyafetleri aldım " sen sayıyor musun ki ? " dedim.
"Saymak demiyelim de unutmamak diyelim " dedi ve çıktı.
Getirdiği kıyafetlere inceledim. Adamın ciddi ciddi her şeyi siyahtı.
Siyah kazakla siyah eşofman altını giydikten sonra tulumumu ve ayakkabılarımı yerden dahi kaldırmadan koltuğa tekradan yayıldım eve gidene kadar uyusam yine kafi.
BARAN KATRAN
ırakta işlerim erken bittiği için haliti arayıp ırak'a çağırdım.
Adam dünden hevesli olduğu için aynı gün ırağa gelmişti.
Bu heves torununa kavuşacağı için mi yoksa menfaat için mi çözmek o kadar da zor değildi.
Lan insan nasıl birden değişebilirdi ki gülün anlattığına göre kemal bey yani gülün babası yaşarken gülü el üstünde öldükten sonra ayak altı tutuyordu.
Dünya şerefsizlerle kaynıyor.
Kapı çaldı " gel " içeriye önünü ilikleyen bir adet Halit Erçin gördüm.
Masanın önündeki koltuğa oturmasını söyledim.
Bir kaç dakika boyunca sadece gözlerinin içine baktım.
Ben baktıkça daha çok geriliyordu amacımda buydu zaten .
"Gülü buldum " dedim dan diye.
Halit yapmacık bir şekilde sevindi.
"Torununu çok mu seviyorsun ? " diye sordum.
"Sevmez olur muyum ? o benim torunum "
Kesin öyledir der gibi başımı salladım.
Halit soğuk soğuk terliyordu.
"Anlat " dedim geriye yaslanırken .
"Neyi anlatayım " dedi.
şuan burada yaşlı olması umrumda bile olmazdı. Salağa yatması sakinliğimi bozmama neden oluyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAYALPEREST
Teen FictionBir adam kardeşi için hayatından vazgeçer , bir kadın hayallerine ulaşmak için sevdiklerinden vazgeçer. Adam ayağındaki prangalardan kurtarmak için kadını tehlikeye atarsa ve kadın bunu hayallerine ulaşma yolunda ilk adım sayarsa , kendilerini bamba...
