Çiçeklerim, sevgili okuyucularım bir kaç haftadır atmadığım bölümleri telafi etmek için iki bölüm birden yayınlayacağım.
Bu sırada yazmayı bırakmadım sadece yayınlama konusunda sıkıntılar oluyordu.
Bana da sizlerle de güzel eğlenceli tatiller🤗♥️
Bol bol dinlenin...
..
.
kulağımda ki uğultular başımda ki ağrı ve üzerimdeki ağırlığın nedenini hatırlamaya çalışıyordum.
sol bacağımı çok ağırlaşmış gibiydi.
"Ziyaretçi olarak kimi istersin , bu iki gün boyunca kimse kapıdan ayrılmadı şanslısınız sizleri seven çok insan var" dedi biri.
"Ne zaman uyanacak " ferman! içimden bağırmama rağmen duymuyorlardı. fermanın sesi çok kötü geliyordu.
"Başını eğ sakın kaldırma."
"Dede! yardım et ! bize sıkıyorlar, çok kalabalıklar !"
Hatırlıyorum en son şarampole yuvaralanmıştık. yaşıyorduk. ikimizde hayattaydık.
duyuyordum ama gözlerimi açamıyor ve hareket edemiyordum.
"ilacı kestik , uyanıp uyanmamak ona kalmış." Yelizdi bu.
Ne zaman gelmişti, baran da gelmiş miydi ? Irak'a gidiyordu. Nasıl duydu. Ah tabi ya şimdi hatırladım , beni aramıştı ama ne konuşmuştuk hatırlamıyorum. Veda etmek istemiştim. Bir daha görmeyeceğimi düşünmüştüm. Korktum, korkuttum. babaannem çok korkmuştur. Dedemde korkmuş muydu ?
"Gül " fermanın yorgun sesine karşılık vermek istedim. Ama olmadı. Yapamadım.
"Uyan artık, beni uyandığıma pişman etme. Buradan beraber çıkalım." Gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Tepki veremiyordum.
sonra odaya bir sessizlik çöktü. neyi vardı neden benimle konuşmuyordu. canı mı yanıyordu ?
yorgun bedenim yorgun bilincim odadaki sessizliğe dayanamamıştı.
kalp ritim seslerini tekrar duymaya başladım. gözlerimi bir kaç denemeden sonra nihayet açabillmiştim. beyaz ışık gözlerimin içine hücum ediyordu.
birkaç kere kapatıp açtım. gözlerim ışığa alışınca etrafı inceledim.
klasik hastane odasıydı. karşımda kahve tonda Eşya dolabı ve bir adet her rengin kullanıldığı bir tablo vardı.
oda sessizdi sadece dit dit dit sesleri yankılanıyordu. bir makineden değil iki makinadan çıkıyordu. başımı sağ tarafa çevirmek istedim ama boyumdaki ağrı kendini göstermişti.
yine boyunluk takmışlardı. bu boyunluk bu hastane kokusu bu vucudumdaki ağrı bana geçmişi , dedemin eziyetlerini hatırlatıyordu.
sağ elimi görecek şekilde kaldırdım.
bu sefer morarmış çizilmişti. yine ve yine başımı korumaya çalışırken zarar görmüşlerdi. cam kırıkları batmış olmalıydı.
ayaklarımı da kontrol etmek amaçlı kaldırmak istedim ama sadece sol bacagimı hareket ettirebildim.
sağ bacağım ağırdı. ne olmuştu ki hissedebiliyordum ama kıprdayamıydu. başımda da sargı ve bantlar vardı. beyin kanaması mı geçirdim acaba ?
ben böyle isem ferman nasıldı ? kendimi kontrol etmekten fermana uyandığımı haber vermemiştim.
"Ferman " sesim çatallaşmıştı. "Ferman " yine sesim aynıydı. su içmem gerekti.
"Gül " saşkınlık ve mutluluk duyguları bir aradaydı.
"Çiçeğim uyandın , çok şükür. bekle doktor çağırıyorum. " bir hışırtı sesi duydum. "Susadım." dedim. boğazım gerçekten kurumustu.
"Getirirler şimdi , iyi misin sen , ağrın var mı ? " yüzüme bakıyordu hissediyordum. " boynum ve bacağım ağrıyor. "zorlukla yutkundum." boynum yüzünden Seni göremiyorum , sen nasılsın ? dedim.
otomatik kapı açıldı "Buyrun ferman bey " o tarafı göremiyordum.
"Gül uyandı , doktor çağır yelize haber verin" hemşire yanıma geldi."Gül hanım nasıl hissediyorsunuz ?" yatağımın yanındaki düğmeye üst üste bastı.
serumumu kontrol etti.
kapı tekrar açıldı. doktorlar telaşla odaya girdi.
"Nesi var " yeliz yanıma koştu.
"hastamız uyandı " gözlerimin içine bakarak gülümsedi.
onunla ilk bu hastanede tanışmıştık başta çok sevmesemde sonradan ısınmaya basladığım insanlardan biriydi. seviyordum onu her ne kadar sevsemde midemin yıkanmasına sebep olduğunu unutamıyorum. haklı veya haksız.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAYALPEREST
Teen FictionBir adam kardeşi için hayatından vazgeçer , bir kadın hayallerine ulaşmak için sevdiklerinden vazgeçer. Adam ayağındaki prangalardan kurtarmak için kadını tehlikeye atarsa ve kadın bunu hayallerine ulaşma yolunda ilk adım sayarsa , kendilerini bamba...
