58.Bölüm

30 5 0
                                        

hayatımda hiç bu kadar ısrarcı olmamıştım. Baran gördüğüm en ama en inatçı insandı.
bugün tekrar şansımı denedim ama yine aynı cevabı aldım. Baran bugün dubaiye gidiyordu ve giderken elli defa uslu durmamı söyleyip durmuştu. içine doğuyordu.

Baran gittikten sonra tüm planın üzerinden geçip Eylül ile detayları konuştuktan sonra sabahın erken vakitlerinde planı devreye soktuk. daha önce aldığımız peçeli çarşafı çantamıza sokup bizi avmye götürecek minibüse bindik.
korumayla gezen biriydim ama şuan ki koruma sayısı 2 kat daha fazlaydı.
Sabah baranın toplantısı olduğunu bildiğim halde aradım açmadı. açmayacağını bildiğim halde aradım zaten.

sabahın körü olduğu için akın ve Ömer de çevremizde yoktu. avm ye girdiğimizde içimiz kıpır kıpırdı. Eylül'ün gözleri parlıyordu.
biraz kıyafetlere baktığımızda artık zamanı diyip iç çamaşır mağazasına girdik. oraya korumalar girmiyordu bu yüzden sakindik.
tek şansızlığımız kabin olmamasıydı. kameraların olmadığı bir köşeye geçip kimseye görünmeden çarşafları üstümüze geçirip yüzümüze pecelerimizi örtük. etraf biraz kalabalıklaştığında Eylül'ün kulağına eğildim.

"Macera başlasın mı?" dedim derin nefes aldı ve başlasın dedi.

"Baran bizi öldürecek farkındasın değil mi ?" Kıkırdayıp konuşmaya başladı.

"Değer bence farketmeden döneriz." hadi bismillah diyip tekerlekli sandalyeyi hareket ettirdik. avmden çıkınca korumaların yarısı dışarıda olduğunu farkettim.
içimden dua ettim umarım anlamazlardı.

"biraz yürüdükten sonra taksi bulup taksime geldik. tek yapacağımız eylülü biraz gezdirip geri dönmekti. kimse bizi tanımıyordu ve biz Özgür kuşlardık.

tüm caddede kahkaha atıp turladık sokak sanatçılarına rast geldik sonra sahile gittik temiz hava aldık , içimiz açıldı diyebilirim. bugün eylülle en çok kahkaha attığımız gündü.
martıları besledik insanları seyrettik kağıt helva yedik derken telefonum olmadığını farkettim. cebimde yoktu.

"Gül sorun ne ?" telaşım iki katına çıkmıştı. "Telefonumu arabada unutmuşum geri dönmemiz gerek "  Artık yorulmuştuk zaten. Zor bela taksi durdurup tekrar avmye gittik ama tersliği Eylül benden önce anlamıştı.

"Düşündüğüm şey olmasın " korkuyla yüzüne baktım. korumalar bizim değildi ve fıldır fıldır etrafta insanlara telefondan birini gösterdiklerini gördüm. bizi arıyorlardı ama kimdi bunlar

"Kim bunlar yoksa levent-" şoföre malikanenin adresini verdi telaşla. " Abimin adamları bunlar abim dönmüş ve bizi arıyor" Kafama bir şimşek çakıldı diyebilirim. böyle son beklemiyordum ki ben.

yol boyunca Eylül tırnaklarını kemirmekten bir hal olmuştu. ben ise ne diyeceğimi düşünmekten başım ağrımaya başlamıştı. taksi durduğunda kalbim ağzımda atmaya başladı.
taksici eylülü sandalyeye oturtup ücreti aldıktan sonra gitti. Yavaş yavaş sürmeye başladım. adım seslerimiz kulağımıza kadar geliyordu.
Demir kapıya geldiğimizde şifre ile kapıyı açtık ve girdik. kapıda koruma olmaması daha çok korkmama neden oluyordu.

bahçenin ortasına geldiğimde "Öldük şuan " dedi Eylül.

Baran tüm korumalarımızı ve evdeki çalışanları tek sıraya dizmiş kükrüyordu.
yutkundum istemsizce. Güler ve Mine bize bakınca baranın dikkati üzerimize geldi ve o an kıyamet koptu
yüzündeki peceyi çıkardım. Eylül de aynı şekilde.
sinirden gözlerini kapatıp eve girdi bu demek oluyor ki içeri geçin size kıyameti göstereceğim.

tabi biz o ara üç buçuk atıyorduk. korkarak içeri girdik. salonda Çınar üç bilgisayarın başında akın ve Ömer'de yanına oturup ekrana bakıyordu.
bizi görünce şok geçirdiler.
Akın bittiniz der gibi başını salladı.

HAYALPERESTBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin