Bölüm 18 bıçak

21 2 0
                                        


Sabah erkenden uyandım, içim huzursuzdu, rahat değildi. Kapı çalıyordu gürültüyle. Polis diyordu gelenler. Salondan geçerken sağıma soluma baktım ama gitmişti o.

Kapıyı açıp karşımdaki iki sivil adama baktım, gözümü ovduğum elimi indirdim. Kocamandı ikisi de, çok derli toplu, geniş omuzlu, belindeki silahı saklamayan, sert bakışlı, asker gibi tıraşlı adamlardı.

Nişanın resmini gösterip tanıyıp tanımadığımı sordu biri.

"Tanıyorum niye?"

"Dün bulvarda şüpheli olarak yakalanmış. Üzerinde bu adresin olduğu bir paket vardı." Adam cebinden şeffaf bir paket çıkardı, katını açınca içindeki kağıt görünüyordu. "Adres burası. Ve siz onun neyi oluyorsunuz? Karısı mısınız?"

Gülerek dalga mı geçiyor diye baktım. "İnsan evinin adresini ezbere bilir herhalde cebinde taşımaz." Diye söylendim. Komiser kaşlarını kaldırdı, şaşırdı sanki dediğime.

"Mantıklı. O zaman suç ortağı olduğunuzu düşünsem daha iyi ha?"

"Öyle de düşünmeyin tabi. O benim hiçbir şeyimin sadık arkadaşı, bu yüzden benim de hiçbir şeyim."

"Neyiniz neyiniz?"

Nefesimi verip bir daha açıkladım. "Babamın arkadaşı yani."Hiçbir şeyim diye babamı diyordum.

Adam keyifsizce arkadaşına baktı, sonra kağıdı katlayıp cebine koyarken bana döndü. "Bu arada kendimi tanıtmadım ben komiser Baran. Sizi bu erken saatte rahatsız ettim, kusura bakmayın ama müsaitseniz bir şeyden bahsetmek istiyorum, içeriye girebilir miyim?"

Önce bir saniye düşündüm, evde tehditle ilgili bir şey yoktu. Gelebilirlerdi. Gizlenecek bir şey yoktu. Üstelik kapıma polis gelmişti yardım istememek için kendimle fırtınalı bir tartışma yapıyordum içimde.

Kenara çekildiğimde diğerine beklemesini söyledi ve biz içeriye girerken öbürü başını sallayıp aşağı indi. Baran komiser dağınık salonun ortasında durup etrafa bakarken ben kapıyı örttüm, yere düşmüş post-iti görünce elime aldım.

"Telefon arabada." Yazıyordu. Araba bankanın orada kalmamış mıydı, buraya mı getirmişti? İşe gideceğim diye mi? Şirket niye bu kadar önemliydi acaba onun için?

"Eve hırsız girdiğini bildirmek üzereyken mi geldim?" diye sordu Baran komiser. Ama bu dağınıklık bana garip gelmiyordu.

Elimdeki kağıdı buruşturup yerdeki kutuya attım, telefon yoktu o zaman beni dinlemiyordu. Yardım isteyebilirdim şuan buna fırsatım vardı. Niye sürekli bunu düşünüyordum ki ben buna asla cesaret edemezdim.

"Yoo. Normal işte ev. Çok mu pis geldi?" Diyerek omzumu silktim.

"Yerde kırık bir sandalye var?"

"Kırıldı çünkü." Dedim dalgınca. Tehdit hırsız sayılır mıydı, biraz rızamla giriyor gibiydi biraz da rıza dışı.

Boğazını temizleyip koltuğu işaret etti. "Oturabilir miyim?" başımı salladığımda geçip oturdu. Kot ceketinin cebinden ufak bir defter ve kalem çıkardı. "Evde sizden başka kimse yok mu yalnız mı yaşıyorsunuz?"

"Babam hapiste." Dediğimde başını defterden bana çevirdi. Şaşırdığını saklamıyordu hiç. "Annem evi terk edeli epey oluyor. Abimi bilmiyorum her yerden çıkabilir, Meksika ya da Afrika." Adamın ifadesinden şaşırdığını görüyordum ama gülmedim, çünkü gülesim gelse de kendimi tuttum. "Ben polisten bir şey saklamayayım nasıl olsa bulur diye düşündüm ondan söyledim." Dedim dürüstçe.

RehinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin